"İçtihat Metni" Mahkemesi : Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi Tarihi : 17.09.2015 Dava, hizmet süresinin tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 1)Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalı Kurum vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2)Dava, 506 sayılı Kanunun 79/10. ve 5510 sayılı Kanun’un 86/9. maddeleri uyarınca açılmış hizmet tespiti davasıdır. Bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur....
Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2006/690 esas sayılı dosyası ile hizmet tespiti davası açtığı, mahkemece verilen kararın davalılardan Sosyal Güvenlik Kurumu ve ... Belediye Başkanlığı tarafından temyiz edildiği ve Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 14.04.2016 tarihli, 2016/2344 esas ve 2016/5576 karar sayılı ilamı ile bozulduğu ve yargılamanın devam ettiği anlaşılmaktadır. Davacının davalı işyerinde çalıştığı süre ihtilaflı olduğuna göre, hizmet tespiti davası bu dava için bekletici mesele yapılmalı, hizmet tespiti davasının sonucuna göre davacının hizmet süresi belirlenmeli ve ardından işin esasına girilerek sonuca gidilmelidir. Bu yön gözetilmeden karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 29.09.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
İlk Derece Mahkemesince davacının talebiyle bağlı kalmak suretiyle davanın kabulü ile; davacının .... sicil numaralı işyerinde 04.01.1994 tarihinde 1 gün süre ile hizmet akdine bağlı olarak asgari ücretle çalıştığının tespitine, karar verilmiştir. 506 sayılı Kanunun 108. maddesi gereğince sigortalılık başlangıç tarihinin belirlenmesine ilişkin açılan her dava, sigortalılığın saptanması istemini de içerdiğinden, aynı Kanunun 79/10 maddesi kapsamında bir günlük çalışmanın belirlenmesi davasıdır. Bu nedenle hizmet tespiti davalarındaki kanıtlama yöntem ve ilkeleri benimsenip uygulanmalı, başka bir anlatımla, sigortalılıktan söz edilebilmesi için, çalışmanın varlığı, hizmet tespiti davaları yönünden kabul edilen yöntem ve ilkelere uygun biçimde saptanmalıdır. Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 1 (bir) günlük hizmet tespiti isteminde bulunduğu, 04.01.1994 tarihli işe giriş bildirgesinin ......
Yine aynı yasanın 77.maddesinde( 6100 sayılı HMK'nın 30.md)Mahkemenin yargılamayı, mümkün olduğunca hızlı ve bir düzen içerisinde seyretmesini sağlamakla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Hizmet tespiti davalarının yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa'nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa'nın 86/9. maddeleri oluşturulup bu davalar için özel bir ispat yöntemi öngörmemiştir. Hizmet tespiti davaların niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği için yargılamasının özel bir duyarlılık ve itina ile yürütülmesi gerektiği Yargıtay'ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihatlarındandır. İşçilik alacağı davasına gelince; bu tür davalar 4857 sayılı Yasa'dan kaynaklanmakta olup,işçilik alacağına esas alınacak hizmet saptandıktan sonra talep edilen işçilik alacağının hesaplanması gerekir. Bu açıklamalardan olarak, hizmet tespiti ve işçilik alacakları davaları için izlenecek yöntem ve esas alınacak kıstaslar tamamen birbirinden farklıdır....
Dosyada bulunan belgelere göre davacının 13.06.1989-22.07.1999 tarihleri arasında geçici köy korucusu, 10.04.2001 tarihinden itibaren gönüllü köy korucusu olarak görev yaptığı, atama ve göreve son verme işlemlerinin ...Valiliği'nin onayı ile gerçekleştiği, dinlenen tanıkların tamamının davacının çalışma ilişkisinin güvenliğe yönelik olduğunu ifade ettikleri ve davacının hizmet tespitine konu olabilecek sigortalı çalışmasının bulunmadığı anlaşılmakla hizmet tespiti isteminin reddine karar verilmesi yerindedir. Ne var ki hizmet tespiti ve işçilik alacaklarına ilişkin davaların birlikte görülmesi doğru değildir. Sigortalılığa ilişkin “hizmet tespiti” davaları, ... hakkına ilişkin olarak ortaya çıkan davalardır. Yasal dayanağını 506 sayılı Yasa'nın 6. ve 79/10. (5510 sayılı Yasa açısından ise 86/9.) maddelerinden almaktadır....
Hizmet tespiti davaları sigortalı veya sigortalının yaşamını yitirmesi durumunda hak sahipleri tarafından açılabilmekte olup, özellikle, sigortalının yaşamını yitirdiği gün veya hak sahiplerince ölüm aylığı tahsis başvurusunda bulunulduğu tarih itibarıyla aylık bağlanması için gerekli sigortalılık süresi ve prim ödeme gün sayısının bulunmadığı durumlarda, bildirim dışı kaldığı ileri sürülen çalışma sürelerinin saptanıp hüküm altına alınmasına ilişkin hak sahiplerince açılan bu tür hizmet tespiti davaları ayrı önem arz etmektedir. Geçmişte var olmasına karşın kayıtlara girmemiş hizmetlerin belirlenmesinin istenildiği, yapılacak yargılama sonunda çalıştırılanların işe alınmalarıyla kendiliğinden doğan ve gerçekte var olan hizmet akdi ilişkisinin varlığının tespitine karar verildiği, gerçekte var olan hukuksal durumun ortaya çıkarıldığı bu tür hizmet tespiti davaları, “olumlu tespit” niteliği taşımakta olup, yeni bir hukuksal durum oluşmadığından yenilik doğurucu (inşai) değildirler....
Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Davacı, ücretleri ödenmediği için işten ayrıldığını iddia ederek, kıdem tazminatı ile yıllık izin ve ücret alacaklarının tahsili ile beraber hizmet tespiti talebinde bulunmuştur. Davalı, davacının istifa ederek işi bıraktığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, hizmet tespitine ilişkin dava bu davadan tefrik edilmiş ve bu davada kıdem tazminatının reddine, yıllık izin ve ücret alacaklarının kabulüne karar verilmiştir. Hizmet tespitine ilişkin dava tefrik edilerek bu davadan ayrıldığına göre, hizmet tespiti davasında davalı olan ... Başkanlığı artık alacak davasında taraf değildir. Bu davada taraf olmayan ... Başkanlığı vekilinin bu kararı temyiz etme hakkı olmadığından temyiz dilekçesinin hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmelidir. 2-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle, hizmet tespiti davası bu davadan ayrılmış olduğundan ......
Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Davacı, davalı işyerinde bekçi olarak çalıştığını, ancak çalışması nedeniyle sigorta bildiriminin yapılmadığı ve iş akdinin işveren tarafından haksız olarak feshedildiğinden bahisle kıdem ve ihbar tazminatı ile bazı işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiştir. Davalı, davacının kendisi yanında çalışmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, davacının kendisine verilen süreye rağmen hizmet tespiti davası açmadığı, bu nedenle çalışmasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Taraflar arasında hizmet ilişkisinin bulunup bulunmadığı konularında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır. Somut olayda, mahkemece, davacı tarafa hizmet tespiti davası açması konusunda süre verilmiş, bu süre içinde hizmet tespiti davası açılmaması gerekçe gösterilerek hizmet ilişkisinin ispatlanamadığı sonucuna varılmıştır....
Dosya içeriğine göre somut olayda, davacı vekili tarafından ilk olarak İş Mahkemesi’nde (2012/368 E) hizmet tespit davası açıldığı, davacı vekilinin bu davanın yargılaması sırasında mahkemeye dilekçe vererek aynı tarihte (19.10.2012) katibi aracılığıyla hem hizmet tespiti davası hem de işe iade davasının dilekçeleri ve ekleri hazırlanarak adliyeye gönderildiğini, ancak vezne ve tevzii bürosunda her iki dilekçenin başlığı, tarafları ve taraf vekillerinin aynı olması nedeniyle sanki işe iade davası dilekçesi hizmet tespiti davası dilekçesinin suretiymiş gibi sadece hizmet tespiti davası için harç alınıp tevzinin de bu şekilde yapıldığını, bilahare bürosunda yapılan kontrol sırasında 2 ayrı dava açılması gerekirken tek dava açıldığının anlaşılması üzerine mahkemeye müracaat ederek, dilekçelerin üst üste hizmet tespiti dava dosyası içerisinde olduğu, her 2 davanın tefriki ile ayrı esasa kaydedilmesini ve harcı yatan davanın işe iade davası olarak kabulünü istediği, Mahkeme hakimince de, dilekçeye...
Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2009/554E sayılı dosyasında 04.06.2014 tarihli celsede dosyanın hizmet tespiti davası ile birleştirilmesine karar verildiği, ancak eldeki dosyada 02.12.2014 tarihli celsede her iki dosyanın tefrikine karar verilmişken, 12.05.2015 tarihli son celsede dosyaların tefrik edildiği göz önünde bulundurulmaksızın her iki dosya bakımından da karar verildiği anlaşılmıştır. Her iki dosyanın tefrik edildiği dikkate alınmadan sadece hizmet tespiti talebi bakımından hüküm kurmak gerekirken işçilik alacakları istemi hakkında da karar verilmiş olması hatalıdır. Mahkemece salt hizmet tespiti istemi hakkında karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır....


