WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Haziran 2026

kusuru bulunduğundan bahisle maddi ve manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır...

İdare Hukuku ilkeleri ve Danıştay'ın yerleşik içtihatlarına göre, sunulan hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı durumlarda, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için, zararın, idarenin "ağır hizmet kusuru" sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir. Bünyesinde risk taşıyan hizmetlerden olan sağlık hizmeti nedeniyle uğranılan zararın tazmini de, kural olarak, ancak idarenin ağır hizmet kusurunun varlığı halinde mümkündür. Bununla birlikte, idarenin tazmin sorumluluğunun doğması için aranılan "ağır hizmet kusuru"; riskli tıbbi müdahaleler ve operasyonlar bakımından geçerli olup; sağlık hizmeti içinde değerlendirilmekle beraber, tıbbi operasyon kapsamına dahil edilemeyecek birtakım bakım, gözetim ve yan müdahalelerin hiç veya gereği gibi yapılmaması dolayısıyla oluşan zaralarda, idarenin sorumluluğundan söz edebilmek için ağır hizmet kusurunun aranmasına gerek bulunmamaktadır....

Davacı dava dilekçesinde, davalı Alanyurt Belediye Başkanlığı’nın hatalı imar uygulaması nedeniyle zarar oluştuğunu ileri sürdüğüne göre davalı idarenin hizmet kusuruna dayanmaktadır. İmar uygulaması yapmak, belediyelere verilen kamu görevleri arasında olup bu görevin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesi hizmet kusuru niteliğindedir. İdarenin hizmet kusuru nedeniyle uğranılan zararlardan dolayı; İdari Yargılama Usulü Yasası’nın 2/1-b maddesi gereğince ilgili idareye karşı idari yargı yerinde tam yargı davası açılması gerekir. Görev konusu kamu düzenine ilişkin olup açıkça veya hiç ileri sürülmese bile yargılamanın her aşamasında mahkemelerce kendiliğinden gözetilir. Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, yargı yolu bakımından mahkemenin görevsizliği nedeniyle dava dilekçesinin reddedilmesi gerekirken, işin esasının incelenmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir....

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki rücuen tazminat davası üzerine yapılan yargılama sonunda, kararda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen hüküm, davalı vekili tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili, davacının kasko poliçesi ile sigortaladığı aracın, davalının bakım ve onarımından sorumlu olduğu yol üzerinde bulunan çukur nedeniyle kaza yapıp hasar gördüğünü, davalının hizmet, bakım ve onarım kusuru nedeniyle zarardan sorumlu olduğunu, sigortalılarına 10.000,00 TL. hasar bedeli ödediklerini belirterek bu bedelin ödeme tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir....

a cezaevi idaresi tarafından verilmesi ve söz konusu ilaçtan kişinin fazla miktarda içtiğinin cezaevi yetkililerine bildirilmesine rağmen bu konuda müdahalede bulunulmaması nedeniyle davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu, her ne kadar Adli Tıp Kurumunca hazırlanan bilirkişi raporuna göre söz konusu hizmet kusuru ile ölüm olayı arasında nedensellik bağı saptanamamakta ise de, mevcut hizmet kusuru tek başına davacıların elem ve üzüntüsüne neden olacağından davacılara manevi tazminat ödenmesi gerektiği gerekçesiyle maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminat istemlerinin ise kısmen kabulüne, kısmen reddine, davacılardan anne ... için 10.000,00 TL ve diğer davacılar olan kardeşler için ayrı ayrı 5.000,00 TL olmak üzere toplam 35.000,00 TL manevi tazminatın davalı idareye başvurulan 07/08/2013 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı idarece davacılara ödenmesine karar verilmiştir....

yapılacak ödemeler'' başlıklı 21. maddesinde anılan hallerde maddi zararların nasıl hesaplanıp karşılanacağının özel olarak düzenlendiği, bu düzenlemeyle, idarenin hizmet kusuru ya da kusursuz sorumluluğu bulunmayan terör olaylarında ödenebilecek maddi tazminat tutarının gösterildiği, genel hükümlere dayalı maddi tazminat isteminde bulunulmuş olsa dahi maddi tazminat hesabında 5233 sayılı Kanun'un uygulanması gerektiği açıktır....

Buna göre, davacıların manevi olarak uğradıkları zararın sosyal risk ilkesi uyarınca tazmini gerekmekte ise de, hizmet kusuru ilkesi uyarınca manevi tazminata hükmedilmesine ilşkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurularının reddi yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla isabetsizlik görülmemiştir. Temyize konu kararın, maddi tazminat isteminin kabulü yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı idarece yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmının incelenmesi: Yukarıda belirtildiği üzere, zarara neden olan olayın terör eylemi olması, olayda idarenin kusuru ya da kusursuz sorumluluğunu gerektirecek bir neden olmaması sebebiyle maddi tazminat istemlerinin, sosyal risk ilkesinin kanunlaşmış hali olan 5233 sayılı Kanun kapsamında değerlendirelerek tazmin edilmesi gerekmektedir....

Bu durumda, isnat edilen eylemi gerçekleştirdiği iddia edilen kişinin (davalının) kamu görevlisi olup olmadığı, eylemin kişisel kusur mu veya görevden kaynaklanan hizmet kusuru mu olduğu tartışılmalıdır. Eylemin kamu görevlilerinin görevlerini yaparlarken işledikleri kusurlardan kaynaklandığı anlaşılır ise dava husumet nedeniyle reddedilmelidir. Nitekim idari yargıda gerçek kişiler aleyhine dava açılamaz. Somut olayda davacıların, davalının BİMER’e yaptığı şikâyet başvurusunda kişilik haklarına saldırı oluşturacak ifadeler kullandığını iddia ettikleri, davalının dava konusu şikâyet dilekçesinin sonunda Uşak İl Defterdarı olduğunu yazdığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, gerekçe kısmında davacıların kamu görevlisi oldukları hususu tartışılarak, davanın yargı yolu nedeniyle reddedilmesi doğru değildir. Bu davada tartışılması gereken, davalının kamu görevlisi olup olmadığı, iddia edilen eylemin hizmet kusurundan kaynaklanıp kaynaklanmadığı konularıdır....

TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacı tarafından, el konulan aracın Devlet kayıtlarına güvenilerek alındığı, tasfiyesinin de Devlet tarafından yapılacağı, dolayısıyla araca el konulması nedeniyle ortaya çıkan zararın da Devlet tarafından karşılanması gerektiği, idarenin denetim eksikliği ve hareketsizliğinin de hizmet kusuru oluşturduğu, bundan kaynaklanan zararların da Anayasa’nın 125. maddesi uyarınca tazmin sorumluluğunun idareye ait olduğu, dava konusu olayda, davalı idarelerin hizmet kusuru sebebiyle sorumlu olduğu, ancak aksi düşünülse bile kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca zararlarının tazmini gerektiği ileri sürülerek İdare Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir....

Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Yönetmeliğin, ''Yaralanma, engelli hale gelme ve ölüm hallerinde yapılacak ödemeler'' başlıklı 21. maddesinde anılan hallerde maddi zararların nasıl hesaplanıp karşılanacağının özel olarak düzenlendiği, bu düzenlemeyle, idarenin hizmet kusuru ya da kusursuz sorumluluğu bulunmayan terör olaylarında ödenebilecek maddi tazminat tutarının gösterildiği, genel hükümlere dayalı maddi tazminat isteminde bulunulmuş olsa dahi maddi tazminat hesabında 5233 sayılı Kanun'un uygulanması gerektiği açıktır....

UYAP Entegrasyonu