Davalı vekili, davacı tarafça hasar bedelinin tahsili talepli olarak açılan davanın hizmet kusuru sebebiyle meydana geldiği iddia edilen zararın tazminine yönelik olduğunu, idarelerin hizmet kusurlarından dolayı meydana gelecek maddi hasarların tam yargı davalarının konusu içerisine girdiğini ve tam yargı davalarının görülüp çözüme bağlandığı mercinin idare Mahkemeleri olduğunu, bu sebeple idari yargıda görülmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre, adli yargının yargı yolu yönünden görevsiz bulunması nedeniyle dava dilekçesinin görevsizlik nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir....
Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esas alındığından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir. İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karakteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır....
in ölümü ve araçta meydana gelen hasardan dolayı davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle tazminat istemiyle yaptıkları 7.8.2002 tarihli başvurunun reddine ilişkin 11.9.2002 tarih ve … sayılı işlemin iptaline ve her bir davacı için ayrı ayrı olmak üzere 20.000.000.000 lira, toplam 60.000.000.000 lira destekten yoksun kalma tazminatı ile araçta meydana geldiği ileri sürülen hasar nedeniyle 10.000.000.000 lira maddi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren yasal faziyle birlikte tazmini ve yine her bir davacı için ayrı ayrı 20.000.000.000 liradan toplam 60.000.000.000 lira da manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan dava da; … Ceza Mahkemesi ve ......
yapılacak ödemeler'' başlıklı 21. maddesinde anılan hallerde maddi zararların nasıl hesaplanıp karşılanacağının özel olarak düzenlendiği, bu düzenlemeyle, idarenin hizmet kusuru ya da kusursuz sorumluluğu bulunmayan terör olaylarında ödenebilecek maddi tazminat tutarının gösterildiği, genel hükümlere dayalı maddi tazminat isteminde bulunulmuş olsa dahi maddi tazminat hesabında 5233 sayılı Kanun'un uygulanması gerektiği açıktır....
Kabule göre de; Olayda kusuru bulunan ve Uyuşmazlık Mahkemesi kararı ile hizmet kusuru nedeniyle hakkında İdari Yargıda dava açılması gerekçesine dayalı tefrik kararı verilen davalı T.. M.. aleyhinde İdari Yargıda dava açıldığı takdirde dayanışmalı olarak sorumlu bulunan davalılar hakkında verilen hükmün tahsilde tekerrüre ve davacı yönünden sebepsiz zenginleşmeye yol açmaması için bu dava da verilen hükmün bu yön belirtilerek oluşturulması gerekirken bu konuda karar verilmemesi de kabul şekli bakımından doğru görülmemiştir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmektedir. O halde,davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan P.. B..na iadesine, 28/02/2012 günü oybirliği ile karar verildi....
Dava konusu olayın bir terör olayı olduğu açık olmasına rağmen, bu terör olayında idarenin hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluğunun bulunup bulunmadığının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Terör eylemi sonucu bir zararın ortaya çıkması durumunda, öncelikle söz konusu olayın meydana gelmesinde idarelere atfı kabil bir hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk hallerinin bulunup bulunmadığı araştırılmalı, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk hallerinin olayda bulunmaması durumunda, 5233 sayılı Kanun kapsamında gerekli inceleme ve araştırma yapılarak karar verilmelidir. Bu nedenle öncelikle idarenin/idarelerin olay öncesi genel güvenlik hizmetlerine ilişkin kusuru veya kusursuz sorumluluğunun tespiti için olay öncesinde olaya ilişkin ihbar veya istihbari bilgi ve belge olup olmadığının araştırılması gerekmektedir....
Dava trafik kazasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Davacı, davalı G.. B..nı hizmet kusuru nedeniyle dava etmiştir. Kamu hizmeti görmekle yükümlü olan belediyeler, kamu hizmeti sırasında verdikleri zararlardan dolayı özel hukuk hükümlerine tabi değildirler. Kamu tüzelkişilerinin yasalar tarafından kendilerine verilen görev ve yetkilerin kullanılması sırasında oluşan zararlar niteliği itibariyle hizmet kusurundan kaynaklanan zararlar olup, bu zararların tazmini amacıyla hizmet kusurlarına dayalı olarak İdari Yargılama Usulü Hakkındaki Kanun’un 2. maddesi hükmü uyarınca idari yargı yerinde tam yargı davası ikame edilmesi gerekmektedir. Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece kendiliğinden (re'sen) dikkate alınması zorunludur. O halde mahkemece, adli yargının yargı yolu bakımından görevsiz bulunması nedeniyle dava dilekçesinin görevsizlik nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir....
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Dosyanın ve aynı olaya ilişkin temyiz dosyalarının birlikte incelenmesinden; 10/10/2015 tarihinde Ankara Tren Garı’nda meydana gelen patlamalar nedeniyle zarara uğrayan davacılar tarafından, olayın engellenememesi ve sonrasında zararın büyümesi, kayıpların artması sonucunu doğuracak şekilde davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülmüş, ancak İdare Mahkemeleri ve Bölge İdare Mahkemesi tarafından olayda davalı idarenin hizmet kusuru bulunmadığı sonucuna varılmış, davacıların dosyalarda bulunan olaya ilişkin bilgi ve belgelerin değerlendirilmediği, temyiz aşamasında da hizmet kusuruna ilişkin iddiaları devam ettiğinden Dairemizce öncelikle bu hususa ilişkin ve davacıların temyiz iddiaları doğrultusunda olay öncesi, olay esnası ve olay sonrası olarak süreç değerlendirilmiştir....
Olayda hizmet kusuru bulunmamaktadır. Aracın işleteni, kusursuz sorumluluk ilkelerine göre, sürücünün kusuru oranında sorumludur. Araç sürücüsü de haksız fiil hükümlerine göre kusuru oranında zarardan sorumlu olacaktır. Bu durumda mahkemece, işin esasına girilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle sürücü hakkındaki davanın husumet, ... hakkındaki davanın yargı yolu nedeniyle reddine karar verilmesi doğru değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 07/03/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi....
çalışan sosyal hizmet çalışanı maaşının birbirine yakın olduğundan 2015 yılı sosyal hizmet uzmanının maaşının tazminat hesabında esas alındığı belirtilmiştir....


