WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 10 Haziran 2026

Davalı işveren, işçinin işini gereği gibi yapmasının yanında amirlerine saygılı olma ve işyerinin çalışma disiplinini bozmama diğer işçilerin huzurlarını kaçıracak davranışlardan kaçınma kötü örnek teşkil etmeme yükümlülüğünün bulunduğunu, davacının davranışının hayatın olağan akışı içerisinde de çalışma hayatı ve düzeni içerisinde hoş karşılanacak bir durum olmadığını, işyerindeki hiyararşinin bozulması, kargaşa ortamını doğuracak bir davranış olduğunu, bu nedenle toplu iş sözleşmesinin işyeri yönetmeliği gereğince yönetmeliğin ön gördüğü ceza olan işten çıkartma cezası ile cezalandırıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur....

Somut olayda, davacı, davalıların kendisini istifa ettirmeye çalıştıklarını, mesleki yetersizliğine ilişkin dedikodular yaptıklarını, iş yükünü arttırmaya çalıştıklarını, onur kırıcı üslup takındıklarını, sık sık odalarına çağırıp bağırdıklarını ileri sürmüştür. Mobbinge dayalı iddialarda kesin ispat koşulu aranmamakla birlikte yaklaşık ispat aranmaktadır. Dosya kapsamına göre ise yaklaşık ispata elverişli delil de mevcut değildir. Mahkemece dinlenen tanık beyanlarının tutarlı olmadığı, tanıkların duyumlarını mahkemeye aktardıkları, davalıların sistematik ve sürekli bir biçimde hareket etmedikleri, bu nedenle davacının mobbing iddialarının dosya kapsamıyla yaklaşık ispata elverişli delillerle bile ispatlanamadığı ve mobbingin yukarıda açıklanan unsurlarının oluşmadığı anlaşılmaktadır....

"hükmün tefhimi" sırasında ayağa kalkmanın yasal zorunluluk olduğunu, bunun dışında kalan durumlarda, örneğin ara karar okunurken, taraflar ve vekilleri beyanda bulunurken ayağa kalkılmasının mecburi olmayıp, kişilerin tercihine bırakıldığını, hakimin duruşma salonunu boşaltmasının haklı ve makul bir sebebi olmadığını, hakimin kişisel ve keyfi davranarak duruşma salonunu boşalttığını, bu esnada davacı vekili olarak oturduğu sandalyeyi/koltuğu salonun diğer tarafına aldırdığını, Mahkeme hakiminin adalet hizmetinin yürütülmesi sırasında müvekkilinin önünde gerek şahsına, gerekse mesleğine karşı onur kırıcı davranışta bulunduğunu, bu davranışını devam ettirerek kötü muamele boyutuna vardırdığını, gerek ceza yargılamasında ve gerekse hukuk yargılamasında adalet hizmeti yerine getirilirken adil ve sağlıklı bir yargılama yapılması için hakim, savcı ve avukatın işbirliği içinde çalışmakla yükümlü olup, yargının her üç kolunun da kişisel davranış ve duygularla hareket ederek bu çalışma düzeni...

davalarının 161 ve 162 yerine 166 ncı maddesinin birinci fıkrasından kabul edilmesi, 161'den davasının reddi, 162'den hüküm kurulmaması, kusur belirlemesi, mahkemece yararına hükmolunan tazminatların ve nafakaların miktarları yönünden, davalı-karşı davacı erkek tarafından ise kusur belirlemesi, mahkemece hükmolunan nafakalar ve tazminatlar yönünden temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Dairenin 12.03.2019 tarihli kararı ile; erkeğin temyiz itirazlarının yersiz olduğu, kadının 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesine dayalı bir boşanma davası olmadığı halde, davacı-karşı davalı kadının davasının 4721 sayılı Kanun’un 166 ncı maddesi uyarınca kabulüyle tarafların boşanmalarına karar verilmesinin, davacı-karşı davalı kadının 4721 sayılı Kanun’un 162 nci maddesinde düzenlenen pek kötü ve onur kırıcı davranış hukuki sebebine dayalı boşanma talebi yönünden bir karar verilmemesinin ve erkeğin zina eyleminin sabit olduğu halde kadının zina nedenine dayalı boşanma davasının reddine karar verilmesinin...

davalarının 161 ve 162 yerine 166 ncı maddesinin birinci fıkrasından kabul edilmesi, 161'den davasının reddi, 162'den hüküm kurulmaması, kusur belirlemesi, mahkemece yararına hükmolunan tazminatların ve nafakaların miktarları yönünden, davalı-karşı davacı erkek tarafından ise kusur belirlemesi, mahkemece hükmolunan nafakalar ve tazminatlar yönünden temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Dairenin 12.03.2019 tarihli kararı ile; erkeğin temyiz itirazlarının yersiz olduğu, kadının 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesine dayalı bir boşanma davası olmadığı halde, davacı-karşı davalı kadının davasının 4721 sayılı Kanun’un 166 ncı maddesi uyarınca kabulüyle tarafların boşanmalarına karar verilmesinin, davacı-karşı davalı kadının 4721 sayılı Kanun’un 162 nci maddesinde düzenlenen pek kötü ve onur kırıcı davranış hukuki sebebine dayalı boşanma talebi yönünden bir karar verilmemesinin ve erkeğin zina eyleminin sabit olduğu halde kadının zina nedenine dayalı boşanma davasının reddine karar verilmesinin...

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile erkeğin, bir süre bağımsız konut açmadığı, eve katkısının olmadığı, kadının da erkeğin çamaşırlarını yıkamadığı, yemek yapmadığı, bu suretle evlilik birliğinin kendisine yüklediği sorumlulukları yerine getirmediği, evi terk ettiği, bu nedenlerle kadının ise ağır kusurlu olduğu gerekçesi ile; 4721 sayılı Kanun'un 197 ncı maddesi gereği açılan asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne, birleşen davada pek kötü muamele ve onur kırıcı davranış nedeniyle açılan boşanma davasının kadının şiddete maruz kaldığına, evin fiziki durumu nedeniyle oturulmayacak şekilde olduğuna, hakaret edildiğine yönelik iddiaları ise ispatlayamadığından reddine, diğer talep olan evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına ilişkin davanın 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kabulü ile tarafların boşanmalarına, ortak çocukların velayetlerinin anneye verilerek baba ile şahsi ilişki tesisine...

CEVAP Davalı-davacı kadın vekilleri, asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulü ile öncelikle pek kötü ve onur kırıcı davranış sebebiyle, bu talepleri olmaz ise 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası gereğince tarafların boşanmalarına, müvekkili için aylık 1.000,00 TL tedbir/yoksulluk nafakası bağlanmasına, hükmedilecek nafakanın yıllık TEFE-TÜFE oranında artırılmasına, 250.000,00 TL maddî, 250.000,00 TL manevî tazminatın müvekkiline ödenmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 30.09.2021 tarihli ve 2019/669 Esas, 2021/1042 Karar sayılı kararıyla; erkeğin yaklaşık 30-35 yıldır ... isimli kadınla gayri resmi birliktelik yaşadığı ve ...'den olma çocukların da davalı-davacı kadının üzerine tescil edildiği, ... erkeğin evlilik birliği boyunca ...'...

CEVAP Davalı-davacı kadın vekili birleşen dava dilekçesinde özetle; davacı erkeğin kadının üzerine kuma getirdiğini, müvekkilinin bu durumu kabul etmeyince yıllarca darp edildiğini, aşağılandığını, tehdit edildiğini, davacı erkeğin ortak çocuklara bakmadığını, diğer kadınlardan olan çocukları zorla davalı kadın üzerine kaydettirdiğini, fiziksel, psikoljik, ekonomik ve sözel şiddet uyguladığını iddia ederek tarafların öncelikle 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu`nun (4721 sayılı Kanun) 162 nci maddesi uyarınca pek kötü ve onur kırıcı davranış sebebi ile olmadığı takdirde 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebi ile boşanmalarına, kadın yararına 1.000,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakası hükmedilmesine, 250.000,00 TL maddî, 250.000,00 TL manevî tazminatın erkekten alınarak kadına verilmesini talep etmiştir. III....

DAVA Davacı kadın vekili dava ve cevaba cevap dilekçesinde; erkeğin eşi ve çocuğuna ilgisiz olduğunu, fiziksel şiddet uyguladığını, küfür ve hakaret ettiğini, hastalığında ilgilenmediğini, üniversite eğitimine devam etmesi için destek olmadığını, evin içinde ailesinden bağımsız bir hayat sürdüğünü ve en son 02.01.2021 günü ortak çocuğa derslerinde yardım ederken hakaret ettiğini ve kadının araya girmesi üzerine fiziksel şiddet uygulayıp kovduğunu iddia ederek tarafların öncelikle pek kötü ve onur kırıcı davranış, mümkün olmazsa evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin anneye verilmesine, çocuk yararına aylık 1.000,00 TL tedbir ve iştirak nafakasına, kadın yararına aylık 800,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakası ile 50.000,00 TL maddî, 50.000,00 TL manevî tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. II....

DAVA Davacı kadın vekili dava dilekçesinde; tarafların evlilik birliğinin temelinden sarsılması ve hayata kast, pek kötü muamele ya da onur kırıcı davranış nedeni ile boşanmalarına karar verilmesini, ortak çocukların velâyetlerinin davacı anneye verilmesini, ortak çocuklardan Tuana yararına 1.250,00 TL, Muhammed ... yararına 1.000,00 TL tedbir nafakası hükmedilmesini, kararın kesinleşmesinden sonra iştirak nafakası olarak devamına karar verilmesini, davacı kadın yararına 1.500,00 TL tedbir nafakasına hükmedilmesini, kararın kesinleşmesinden sonra yoksulluk nafakası olarak devamına karar verilmesini, davacı kadın yararına faizi ile 200.000,00 TL maddî, 200.000,00 TL manevî tazminata hükmedilmesini talep etmiştir. II....

UYAP Entegrasyonu