Somut bir fiil ya da olgu isnat etmek veya sövme şeklindeki seçimlik hareketlerden biri ile gerçekleştirilen eylem, bireyin onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte ise hakaret suçu oluşacaktır. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kamu görevlileri veya sivil vatandaşlara yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövmek fiilini oluşturması gerekmektedir....
OLAY VE OLGULAR Olay tarihinde sanığın yargılanmakta olduğu başka bir dava nedeniyle ... Asliye Ceza Mahkemesinde savunma yaptığı sırada, söylenenleri anlayamadığından bahisle mahkeme hakimi olan müştekiyi kast ederek "tanık başka başka birşey söylüyor sen başka başka bir şey söylüyorsun lan" diyerek hakarette bulunduğu şeklinde iddia olunan olayda, Yerel Mahkemece sanığın üzerine atılı kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçunu işlediği kabul olunarak mahkumiyeti yönünde hüküm kurulmuştur. IV. GEREKÇE A. Sanığın İleri Sürdüğü Temyiz Sebepleri Yönünden Sanığın hakkında yürütülen başka bir dava nedeniyle ......
CEVAP Davalı-davacı kadın vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; erkeğin kadını aşağıladığını, fiziksel şiddet uyguladığını, yatakları ayırdığını, Nuray isimli kadın ile aldattığını, çocuklarla ilgilenmediğini iddia ederek karşı davanın kabulüne, asıl davanın reddine, zina nedeniyle, pek kötü ve onur kırıcı davranış ve evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle tarafların boşanmalarına, ortak çocukların velâyetinin kadına verilmesine, kadın yararına aylık 2.000,00 TL tedbir-yoksulluk nafakasına, çocuklar yararına ayrı ayrı aylık 1.500,00 TL tedbir-iştirak nafakasına, kadın yararına yasal faizi ile birlikte 1.000,00 TL maddî ve 500.000,00 TL manevî tazminata, 1.000,00 TL ziynet alacağına karar verilmesini dava ve talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI A....
Haber içeriğindeki ifadeler, söylendiği yer ve zaman unsurları da gözetildiğinde katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici değildir. Aksi düşünülecek olursa, suçla korunmak istenen değer ölçüsüz bir şekilde genişleyecek ve ifade özgürlüğünü ön plana çıkaran evrensel hukuk düşüncesiyle bağdaşmayan bir yorum anlamına gelebilecektir....
Verilen bu örneklerde kişinin olası kastla hareket ettiğinin kabulü gerekir.” şeklinde açıklamalara yer verilmiş ve olası kasta ilişkin örnek olaylar gösterilmiştir. Buna göre, doğrudan kast; öngörülen ve suç teşkil eden fiili gerçekleştirmeye yönelik irade olup kanunda suç olarak tanımlanmış eylemin bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi ile oluşur. Fail hareketinin kanuni tipi gerçekleştireceğini bilmesi ve istemesi hâlinde doğrudan kastla hareket etmiş olacak, buna karşın işlemiş olduğu fiilin muhtemel bazı neticeleri meydana getirebileceğini öngörmesine ve bu neticelerin gerçekleşmesini mümkün ve muhtemel olarak tasavvur etmesine rağmen muhtemel neticeyi kabullenerek fiili işlemesi hâlinde olası kast söz konusu olacaktır. Olası kast ile doğrudan kast arasındaki farkı ortaya koyan en belirgin unsur, doğrudan kasttaki bilme unsurudur. Fail hareketinin kanuni tipi gerçekleştireceğini biliyorsa doğrudan kasıtla hareket ettiğinin kabulü gerekmektedir....
Uyuşmazlık konusunda isabetli bir hukuki çözüme ulaşılabilmesi için; kast, olası kast, bilinçli taksir ve taksir kavramları üzerinde durulmasında fayda bulunmaktadır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 21. maddesi; "1) Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir. 2) Kişinin, suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, fiili işlemesi halinde olası kast vardır" şeklinde düzenlenerek, birinci fıkranın ikinci cümlesinde doğrudan kast tanımlanmış, ikinci fıkrasında; öğreti ve uygulamada "dolaylı kast, belirli olmayan kast, gayrimuayyen kast, olursa olsun kastı" olarak da adlandırılan "olası kast" tanımına yer verilmiştir. Buna göre, doğrudan kast; öngörülen ve suç teşkil eden fiili gerçekleştirmeye yönelik irade olup, kanunda suç olarak tanımlanmış eylemin bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi ile oluşur....
Temyiz Sebepleri Davacı erkek vekili temyiz başvuru dilekçesinde özetle;velâyet düzenlemesinin hatalı olduğunu, dosya içinde kadının kötü hayat sürdüğünün ispatlandığını, çocuğu babaya göstermediğini, velâyetin kötü kullanılması nedeniyle ceza dosyasının olduğunu ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının velâyet yönünden bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı erkek tarafından açılan boşanma davasında velâyet düzenlemesinin ortak çocuğun yüksek yararına uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 4721 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi, 166 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 182 nci, 335 inci, 336 ncı 330 uncu maddesi, 6100 sayılı Kanun’un 352 inci madde, 353 üncü madde, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası, 370 inci maddesi ile 371 inci maddesi. 3....
İstinaf Sebepleri 1.Davacı-karşı davalı erkek vekili istinaf dilekçesinde özetle; kusur belirlemesinin hatalı olduğunu, kadının ziynet alacağı davasının reddi gerektiğini belirterek; kusur belirlemesi ve ziynet alacağı davasının kabul edilen kısmı yönünden istinaf yoluna başvurmuştur. 2.Davalı-karşı davacı kadın vekili istinaf dilekçesinde özetle; kusur belirlemesinin hatalı olduğunu, kararın gerekçesiz olduğunu, erkeğin feragat beyanının mevcut olduğunu, pek kötü veya onur kırıcı davranış sebebiyle boşanmaya hükmedilmesi gerektiğini, erkeğin davasının reddi gerektiğini, müvekkilinin tazminat ve nafaka taleplerinin reddinin hatalı olduğunu, ziynet alacağı davasının tamamen kabul edilmesi gerektiğini ve ziynet alacağına faiz uygulanmadığını belirterek; erkeğin boşanma davasının kabulü, karşı davadaki boşanma sebebi, kusur belirlemesi, reddedilen tazminat ve nafaka talepleri, ziynet alacağı davasının reddedilen kısmı ve ziynet alacağına ilişkin faiz talebi yönünden istinaf yoluna başvurmuştur...
DAVA 1.Davacı kadın dava dilekçesinde özetle; davalıdan kaynaklanan sorunlar nedeniyle geçimsizlik yaşadıklarını, davalının fiziksel şiddet uyguladığını, küfür ve hakaret ettiğini, küçük düşürücü davranışta bulunduğunu, davacının ailesine ağır hakaret ettiğini iddia ederek, evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeni ile tarafların boşanmalarına ve davalı adına kayıtlı bulunan taşınmaz üzerine aile konutu şerhi konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. 2.Davacı kadın vekili 26.03.2019 tarihli ıslah dilekçesinde özetle; davalının çocuklarının gözü önünde davacıya pek kötü muamele onur kırıcı davranışları ile iç huzurunu ve kendine güvenini sarstığını, aşağıladığını, ağır küfürler ettiğini, fiziksel şiddet uyguladığını, kontrolsüz öfkesinin şiddete dönüştüğünü, davacıya ve ailesine sinkaflı küfürler ettiğini, hakaret ettiğini, küçük düşürdüğünü, sosyal bütünlüğüne saldırıda bulunduğunu, kadınlık onurunun rencide edildiğini, evliliğin sorumluluklarını yerine getirmediğini...
Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır....


