Cezai Şart Tutarında İndirim Yapılıp Yapılamayacağı Öte yandan davalı şirketin, davacı --------yaptığı toplam satış tutarının, ------bu durumda, eğer davalı şirketin, davacının------ yapmamış olsaydı, --------- gelirinden yoksun kalacağı, bu tutarın davacının satış gelirine eklenmiş olacağı, davacı şirketin faaliyet kar ortalamasının %4 olduğu, davalı şirketin, davacının portföyündeki ---- sebebiyle davacının; davalı------ yaptığı ----satış için, uğradığı zararın ----- olarak hesaplanmıştır. Bu durumda davacının uğramış olduğu zararın cezai şart tutarının fazlasıyla üstünde olduğu anlaşılmış olup cezai şart tutarında herhangi bir indirime gidilmemiştir. Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir....
Maddesine göre; taraflar cezai şartın miktarını serbestçe belirleyebilirler ancak Hakim aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir, tarafların mali sosyal durumları, asıl borcun ifa edilmesi halinde davacının elde edeceği yarar ile cezai şartın ödenmesinin sağlayacağı yarar arasındaki makul ve adil ölçü, sözleşmeye aykırı davranılması yüzünden alacaklının uğradığı zarar, borçlunun borcunu yerine getirmemek suretiyle sağladığı fayda dikkate alındığında; 5.000 USD karşılığı 8.000,00-TL cezai şart bedelinin 27/05/2009 dava tarihinden, 7.768,66-TL tazminat alacağının ise 27/05/2009 dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesi gerektiğine karar verilmekle; bu cezai şart miktarının hak ve nesafet ilkesine uygun bulunduğu ve bu miktar cezai şart alacağının davalıdan alınmasına karar verilmiş, TTK'nın 19/2 maddesi uyarınca dava konusu işin davalı yönünden de ticari iş olması nedeniyle hüküm altına alınan alacağa talep doğrultusunda avans...
FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ ESAS NO : 2020/330 Esas KARAR NO : 2023/59 DAVA : Marka (Maddi Tazminat İstemli) DAVA TARİHİ : 14/02/2020 KARAR TARİHİ : 23/03/2023 Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Maddi Tazminat İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Marka lisans sözleşmesinde belirtilen cezai şart ile bu aykırılık nedeniyle uğranılan zararın tazmini için Toplam iki milyon dolar olan cezai şartın şimdilik 4.000,00 USD'sinin en yüksek banka faizi ile birlikte müvekkile ödenmesine, müvekkil tarafından marka sahibine cezai şart olarak ödenmek zorunda kalınan tutarın 100.000,00 TL'sinin en yüksek banka faizi ile birlikte müvekkile ödenmesine, 100,00 TL Maddi 100.00 TL manevi zararın karşılanmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın husumet nedeniyle yetkisizliğine, davanın husumet yönünden reddine, davacı şirket tarafından muvazaalı işlemler neticesinde kötü niyetli olarak...
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki asıl dosyada menfi tespit ve cezai şart tazmini, birleşen dosyada ise menfi tespit istemine ilişkin davalardan dolayı yapılan yargılama sonunda Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesince asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı kısmen kabulüne dair verilen 09.05.2013 tarihli, 2010/561 E., 2013/152 K. sayılı karar taraf vekillerinin temyizi üzerine Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 05.06.2014 tarihli, 2014/9522 E., 2014/17809 K. sayılı kararı ile; “...Davacı ..., davalı ile davalılardan ... arasında taşınmaz alım satımı nedeniyle 31.03.2010 tarihli harici satış sözleşmesi düzenlendiğini, sözleşme gereğince 97.500-TL satış bedelinin 80.000,00 TL’sinin bankadan kredi kullanılarak ödeneceğinin ancak çekilen kredinin 27.500-TL’sinin tekrar alıcı ...'...
Davacının harici satış nedeniyle davalı yana bedel ödediğinin kanıtlanması halinde harici satış bedelinin denkleştirici adalet ilkesine göre tazmini gerekir. Ancak, genel kural bu olmakla birlikte eldeki davada davacı vekili, ödediği paranın yasal faizi ile birlikte tahsilini istediğinden talebi ile bağlı kalınmak gerekeceği gözden uzak tutulmamalıdır. Somut olayda, Mahkemece, davacının tazminat isteğine yönelik davası ödediği paraları ispat edemediği ve davacının yemin deliline de dayanmadığı gerekçesiyle reddedilmiş ise de; Mahkemenin ödendiği iddia edilen bedel konusunda eksik inceleme ve araştırmaya dayalı bu görüşüne katılma olanağı yoktur. Şöyle ki; Mahkemece davacı ile davalılar arasında 15.07.2006 tarihli sözleşmenin düzenlendiği uyuşmazlık konusu değildir. Mahkeme sözleşmenin varlığını kabul etmiş, ancak, bedelin ödendiği hususunun ispatlanmadığını değerlendirmiştir. Davacı taraf, davalılardan ......
Davacının harici satış nedeniyle davalı yana bedel ödediğinin kanıtlanması halinde harici satış bedelinin denkleştirici adalet ilkesine göre tazmini gerekir. Senette yer alan bedelin, uyarlama ve denkleştirici adelet kuralları ile 10.07.1940 tarih ve 1939/2 C, 1940/77 ve 07.06.1939 tarih, 1936/31 Esas, 1939/47 Karar sayılı YİBK kararlarının kapsamları ve Tefe-Tüfe endeksleri, altın-döviz kurlarındaki artışlara, memur ve işçi ücretlerindeki artışlar gözetilerek dava tarihine kadar ulaştığı değerin saptanması, bu konuda uzman bilirkişiler bir hukukçu, bir serbest muhasebeci yada mali müşavir ve bir bankacıdan rapor alınması gereklidir. Somut olaya gelince, hükme esas alınan 31.07.2012 havale tarihli mali müşavir ... tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda, 05/05/1985 tarihinde davacı tarafından ödenen 100,00 (100.000.000) TL'nin, denkleştirici adalet ilkesi gereği yapılan hesaplama ile 24/12/2009 dava tarihi itibariyle ulaştığı değer 981.762,55 TL olarak hesaplandığı anlaşılmaktadır....
Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; asıl davada davaya cevaplarının içeriği ile benzer beyanlarda bulunmuş, davacı tarafın müvekkiline borçlu olduğunun ticari defter ve kayıtlar ile sabit olduğunu beyan ederek asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Asıl dava, taraflar arasında düzenlenen eser sözleşmesi nedeniyle sözleşme gereği yükümlülüklerin yerine getirilmemesi dolayısıyla davacının uğradığı zararların tazmini için şimdilik 100,00 TL'nin, davacının bu sözleşme dolayısıyla kaçırdığı iş fırsatları için şimdilik 100,00 TL 'nin, davacının yükümlülüğü olmamasına rağmen KDV borçlanması sebebiyle uğradığı zararların tazmini adına şimdilik 100,00 TL'nin ve sözleşmenin haklı nedenle feshi nedeniyle ödenmesi gerekli cezai şart için şimdilik 100,00 TL'nin davalıdan tahsili istemine ilişkindir....
- K A R A R - Davacı vekili, müvekkilinin maliki olduğu ticari otoyu 02.08.2002 tarihli harici oto satış sözleşmesi ile davalıya satarak bedelini tahsil ettiğini, sözleşmede 7 ay içinde aracın devrinin yapılacağı kararlaştırıldığı halde, çekilen ihtarnameye davalının kayıtsız kaldığını, ayrıca aracın tesliminden itibaren her türlü vergi borcu ve trafik cezalarının alıcıya ait olmasına rağmen davalının bu borçlarını ödemediğini belirterek, aracın müvekkiline teslimine, 02.08.2002 tarihinden itibaren vergi ve trafik cezaları tutarlarının tespiti ile davalıya ödettirilmesine, sözleşme uyarınca 1.000.000.000 TL cezai şartın davalıdan tahsiline, aracın iade edilmemesi nedeniyle oluşan ticari taksicilik zararlarının tespiti ile şimdilik 500.000.000 TL menfi zararın tazminine karar verilmesini talep ve dava etmiştir....
Mahkemece; asıl ve birleşen her iki dava dosyasında taşınmazın davacılara devredildiği ve sözleşmenin geçersiz olmasına rağmen ifa edildiği ancak taşınmaz satışlarında resmi yazılı şekil dışında yapılan işlemlerin geçersiz olup sözleşmenin bazı maddelerine geçerlilik tanınması mümkün olmadığı, somut davada davacıların talep etmiş oldukları cezai şart alacağının geçersiz olan satış sözleşmesi ile düzenlenmiş olup, sözleşmenin tamamı gibi geçersizlik yaptırımına mahkum olduğu, bir an için aksi düşünülse dahi cezai şart alacağı sözleşmenin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı BK nun 158/2 maddesi uyarınca davacıların sözleşmenin ifası sırasında cezai şarta ilişkin haklarına ihtirazi kayıt koymaksızın ifayı kabul etmiş olmaları nedeni ile de cezai şart alacağını talep edemeyecekleri gerekçesi ile asıl dava ve birleşen davanın ayrı ayrı reddine karar verilmiş, hüküm asıl/birleşen davacılar tarafından temyiz edilmiştir. Taraflar arasında davaya konu ......
Davalı vekili cevap dilekçesi ile, davanın görevli mahkemede açılmadığını, müvekkilin teslimde gecikmesinin olmadığını, davacının taşınmazının hiçbir ihtirazi kayıt ileri sürmeden teslim aldığını ve müvekkili ibra ettiğini, açıkça beyan ettiğini ve müvekkilinden alacağı kalmadığı hususunda mutabık olduğunu yazılı beyanı ile bildirildiğini, haksız açılan davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenilmesine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: 1-Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesi 2-... Noterliğinin 07.12.2020 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi 3-Nitelikli Hesap Uzmanı, İnşaat Mühendisi, Mali Müşavir, Gayrimenkul Uzmanı ve Bankacı bilirkişiden alınan 17.07.2023 tarihli bilirkişi raporu DELİLLER VE GEREKÇE: Dava, taraflar arasındaki Gayrimenkul Satış Vaadi sözleşmesi uyarınca geç teslim nedeniyle uğranılan zararın ve sözleşmedeki cezai şart bedelinin davalıdan tazmini istemine ilişkindir....


