zararın tazmini yeterli olup ayrıca munzam zarar niteliğindeki faizin de ödenmesi şart olmadığı, katılanın, 29.07.2010 tarihli şikayet dilekçesinde, sanığın uhdesinde bulundurduğu miktarın 16,431 TL olduğunu ve bu miktar üzerinden tutanak tutulduğunu belirtmesi yine katılan vekilinin, 24.01.2012 tarihli celsede sanık tarafından 16.500 TL ödeme yapıldığını ifade etmesi karşısında, zararın kovuşturma başladıktan sonra tamamen giderilmesine rağmen sanık hakkında 5237 Sayılı TCK'nın 168. maddesi hükümlerinin uygulanmaması, Kanuna aykırı olup, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesine istinaden halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, 18.02.2016 tarihinde oy birliğiyle karar verildi....
-TL olduğunu, sözleşme uyarınca davalı taraf yükümlülüklerini yerine getirmediğini, sözleşme uyarınca teslim tarihinin ... olarak belirlendiğini, davalı tarafça yazılı uyarılara rağmen sözleşmede belirtilen edimlerin yerine getirilmemesi üzerine davalı tarafın sözleşmenin 20.1 maddesi uyarınca her gün için % 1 oranında cezai şart ödemeyi taahhüt ettiğini, işin yapılmaması nedeniyle zararların ve gecikmelerin meydana geldiğini, aynı maddenin ikinci paragrafında da davacının iş bu cezai şart talep hakkının ne şekilde doğacağı ve tahsil edilebileceği hususlarının açıklandığını, davalı yüklenici şirket, mezkûr gecikmesi ile birlikte cezai şart borcu altına da girdiğini, ancak gönderilen ihtarnameye rağmen davalı, cezai şart bedelini de ödemediğini, davacı şirket tarafından bazı mobilya işlerinin yapılması için başka şirketlerle yeni sözleşmeler yapıldığını, otelin tamamlanmasının gecikmesi nedeniyle müşteriler rezervasyon iptalleri yoluna gittiği gibi turizm firmaları da davacı şirketle olan...
irdelenmesi, ilgili sözleşmelerin sektörel uygulamalar kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, akaryakıt sektöründe dağıtıcı firmaların bayilik sözleşmesi imzalarken bayilerine toplu yatırım bedelleri ödediğini, dağıtıcı firmaların bayilerine ödeyecekleri yatırım bedelinin miktarını da bayinin tahmini satış potansiyeline göre belirlendiğini, dağıtıcıların, bayilerin hedefledikleri satış rakamlarına ulaşamamaları nedeniyle yapılan yatırım bedelinin karşılanamaması ve mağdur olmaları ihtimaline karşılık da bayilerinden satış taahhüdü almakta ve satılamayan ürün bazında cezai şart belirlendiğini, aslında dağıtıcıların peşin olarak vermiş oldukları yatırım bedelinin, eğer hesapladıkları oranda kar elde edememişlerse, cezai şart olarak geri alındığını, dava konusu olayda davacı tarafın davalı şirkete herhangi bir maddi yatırım veya hibe vermediğini, sadece kurumsal kimlik ve otomasyon sistemi yatırım statüsünde olan menkuller olmadığını, çünkü dağıtıcı firmaların 5015 sayılı Petrol Piyasası...
bölümün rayiç değeri ile 100.000 TL cezai şart ödemeyi taahhüt ettiğini, ancak devrin gerçekleşmediğini, bu nedenle dava dışı kişinin fiilini taahhüt eden davalının zararını karşılamakla yükümlü bulunduğunu ileri sürerek; devir edilecek bölümün adına tescilini, olmadığı takdirde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, şimdilik taşınmaz hisse oranının bügünkü rayiç bedeli olan 75.000 TL ile 5.000 TL cezai şart alacağı olmak üzere toplam 80.000 TL alacağın davalıdan tahsilini talep etmiş; 17/09/2015 tarihli ıslah dilekçesi ile taşınmaz bedeli yönünden alacak istemini 120.000 TL'ye yükseltmiş, ayrıca alacağın faizi ile tahsilini istemiştir....
şimdilik cezai şart alacağının 2.500 USD'lik kısmını maktu cezai şart bedelinin 2.500 USD'lik kısmını, yoksun kalınan karın 1.000 TL'lik kısmını kurumsal kimlik ekipmanları ve ariyet malzemelerinin söküm bedeli ve malzeme satışından kaynaklanan zararın 1.000 TL'lik kısmını davalı aleyhine keşide edilen 03/04/2018 tarih .... yevmiye nolu ihtarnamenin tebliğ tarihi olan 10/04/2018 tarihinden itibaren işleyecek aylık %6 oranında sözleşmesel faiz ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir....
TL cezai şart olarak ödemeyi kabul ve beyan ettiğini belirterek davalının Ankara 3....
Cezai Bedel Yüklenici Kesinti Formu, 3. Kişilere yaptırılan işlere ilişkin fatura ve banka dekontları, GEREKÇE: Dava, dava eser sözleşmesinden kaynaklanan eksik ve ayıplı işler nedeniyle uğranılan zararın ve cezai şart alacağının davalıdan tahsili istemine ilişkin olup uyuşmazlık davacının taraf ehliyetinin bulunup bulunmadığı, dava tarihi itibariyle davalıdan alacağının bulunup bulunmadığına ilişkindir. Taraf ehliyeti 6100 sayılı HMK 'nun 114/1-d maddesi ile dava şartlarından olarak düzenlenmiş olup, kamu düzenine ilişkin olduğundan taraflarca ileri sürülmese dahi mahkemece kendiliğinden gözönüne alınmalıdır. Dava ... adına açılmış olup, adi ortaklığın tüzel kişiliği bulunmadığı için fiil ehliyeti ve taraf ehliyeti bulunmamaktadır. Bu nedenle davacının taraf ehliyeti bulunmadığından HMK 114/1-d ve 115/2 maddeleri gereği usulden reddine karar verilmiş olup aşağıda belirtildiği şekilde hüküm kurulmuştur....
Davacı idare vekili, ... ile dava dışı Diyanet İşleri Başkanlığı arasında 02/05/2011 tarihinde cübbe ve sarık alım işine dair protokol imzalandığını, protokolde teslimat gecikirse geciken her takvim günü için yükleniciye yapılacak ödemelerden gecikme cezası kesileceğinin kararlaştırıldığını, söz konusu dikim işini davacıya bağlı ...'na bağlı Olgunlaşma Enstitüsü Müdürlüğü'nün yaptığını, işin süresinde yetiştirilememesi nedeniyle protokol gereği Diyanet İşleri Başkanlığınca yapılan ödemelerden cezai şart nedeniyle kesintiler yapıldığını iddia ederek, oluşan zararın davalılardan tazmini isteminde bulunmuştur. Davalılar vekili, oluşan zararda davalıların bir kusuru olmadığını, işlemin yürütülmesinden atölye şefleri, öğretmenler ve saymanın da sorumluluğu bulunduğunu, öncelikle sorumluların kusur oranları belirlenerek kusurları oranında zararın tazmin edilmesi gerektiğini belirterek, davanın reddi gerektiğini savunmuştur....
TL tazminatın davalıdan teslim tarihinden itibaren faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiş, bilahare daire için....TL, cezai şart talebi için de .... TL istediklerini bildirmiştir. Davalı yüklenici vekili, müvekkilinin de taşınmazda pay sahibi olduğunu, davacının ipotek bedelini ödeyemediğinden hissesini müvekkiline sattığını, bu nedenle arsada payı kalmadığından kendisine daire verilemeyeceğini ve sözleşmeye dayanarak cezai şart ve kira tazminatı istenemeyeceğini, satış bedelini aldığına dair resmi senette beyanı bulunduğunu, ayrıca davacının tapunun ... adına verilmesini istediğinden tapuyu ...e verdiğini, akabinde davacının kötüniyetli olarak, dairesinin başkasına satıldığı iddiası ile dava açtığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir....
Bu nedenle tapulu taşınmazların harici satış yoluyla devri mümkün değildir. Dolayısıyla düzenlenme anında resmi şekilde yapılmamış olan taşınmaz satışına ilişkin sözleşme geçerli kabul edilemez. Davaya konu uyuşmazlığa neden olan 02.03.2013 tarihli satış sözleşmesi, resmi şekilde yapılmadığı için geçerli kabul edilemez. Böyle bir sözleşmede, taraflar aldıklarını iade ile yükümlüdürler. Ayrıca, cezai şarta ilişkin hükümlerde geçerli olarak kabul edilemez. Öte yandan taşınmazın daha sonra tapuda resmi şekilde devrinin tamamlanmış olması da, geçersiz olan 02.03.2013 tarihli satış sözleşmesine ve sözleşmedeki cezai şart hükümlerine geçerlilik kazandırmaz. Bunun yanında, tapuda resmi şekilde yapılan devir sırasında da, alıcı davacı tarafından tapu siciline 02.03.2013 tarihli adi şekilde yapılan sözleşmeye ilişkin bir ihtirazi kayıt da konulmadığından, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır....


