Geçit hakkı kurulmasına ilişkin hükümde, lehine geçit hakkı tesis edilen taşınmaz ile üzerinden geçit hakkı kurulan taşınmazların ve geçit genişliği ile kurulan geçit büyüklüğünün duruksamaya yer vermeksizin yer alması zorunludur. Geçit hakkı tesis edilmekle kendiliğinden infaz kabiliyeti kazanmaz. Hüküm özetinin tapunun beyanlar hanesine işlenmesi gerekir. Somut uyuşmazlıkta mahkemece geçit hakkı usulüne uygun bir biçimde tesis edilmiş ise de; hükümde, kurulan geçit hakkının tapu kütüğünün beyanlar hanesine işlenmesi yönünde herhangi bir ibarenin yer almaması infazda tereddüt oluşturabileceğinden hükmün bu haliyle bozulması gerekmekte ise de; düşülen yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm fıkrasının HUMK'nun 438/VII maddesi gereğince düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir....
Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır. Somut olaya gelince; geçit hakkı tesisine ilişkin davalarda aleyhine geçit kurulacak taşınmazların zorunluluk olmadıkça bölünmemesi, ekonomik kullanım bütünlüğünün bozulmaması gerekir. Davacılara ait 105 ada, 41 parsel sayılı taşınmaz yararına, aleyhine geçit hakkı kurulan davalılara ait 105 ada, 39 parsel sayılı taşınmazı ikiye bölerek ekonomik kullanım bütünlüğünü bozacak şekilde geçit tesis edildiği görülmüştür....
Mahkemece, davanın kabulüne, 2551 parsel lehine 2550 parsel aleyhine 27.05.2015 tarihli fen bilirkişisi raporunda ve eki krokide B harfi ile gösterilen toplamda 71,30 metrekarelik alanda genişliği 3 metre olacak şekilde geçit hakkı tesisine, geçit hakkının davacı ve davalının parsellerinin beyanlar hanesine kayıt ve tesciline karar verilmiştir. Hükmü, davalılardan ... ve ... temyiz etmiştir. Bu tür davalar ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi nedeniyle zorunlu olarak açılmaktadır. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine "mutlak geçit ihtiyacı" veya "geçit yoksunluğu", ikincisine de "nispi geçit ihtiyacı" ya da "geçit yetersizliği" denilmektedir....
Eldeki davada; mahkemenin 1997338 E. 1999/248 K.sayılı dosyasına sunulan bilirkişi raporu ile de saptanan ve yararına geçit hakkı istenilen taşınmaz sınırında bulunan 2232 ve 2233 numaralı parsellerden geçit hakkı tesisi olanağı bulunup bulunmadığı araştırılmadığı gibi, geçit hakkının taşınmazların leh ve aleyhine kurulduğu, bu nedenle tüm taşınmazların genel yol ile bağlantısının kesintisiz olarak sağlanması gerektiği hususu da gözetilmemiştir. O halde mahkemece, mahallinde yeniden keşif yapılarak 2232 ve 2233 parsellerden de geçit hakkı kurulma olanağı bulunup bulunmadığı yönünde bilirkişilerden rapor alınmalı, tüm alternatifler yukarıdaki ilkelerde değerlendirilerek en uygun seçenekten geçit hakkı kurulmalıdır....
Somut olaya gelince; yola bağlantısı bulunmayan ve geçit ihtiyacı olan bir taşınmazın lehine geçit irtifakı tesis edilmesi halinde, aleyhine geçit irtifakı kurulan taşınmaz malikinin taşınmazını geçit amacına uygun olarak kullanma hakkı devam eder. Taşınmazı lehine geçit irtifakı tesis edilen taşınmaz maliki de geçit hakkına sahip olmakla birlikte, aleyhine geçit irtifakı tesis edilen taşınmazda aşkın kullanımda bulunamaz. O halde geçit irtifakı olarak tesis edilen güzergah üzerinde davalı tarafından yapılan demir kapı nedeniyle el atmanın önlenmesine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. Davacı tarafından davalının taşınmazında bulunan duvarın yükseltilmesi ve üzerine çit yapılması iddiası nedeniyle de elatmanın önlenmesi ve kal talebinde bulunulmuştur....
Kurulan geçit hakkının Türk Medeni Kanununun 748/3 ve 1012. maddesi ile yeni Tapu Sicil Tüzüğünün "İrtifak hakları ve taşınmaz yükünün tescili" başlıklı 30. maddesi gereğince kütük sayfasında ayrılan özel sütununa tesciline karar verilmelidir. Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır. Somut olaya gelince; geçit davalarına uygulanan fedakârlığın denkleştirilmesi ilkesi gereğince yüzölçümü daha büyük olan parseller aleyhine geçit kurulması tercih edilmelidir. Dosya içerisindeki bilirkişi raporu ve eki krokiye göre civardaki geçit kurulmasına elverişli bir çok parselin yüzölçümünün aleyhine geçit kurulan 338 sayılı parselden daha büyük olduğu açıkça anlaşılmaktadır. Bu itibarla mahkemece öncelikle çevredeki kadastrol yolları gösterir geniş pafta suretleri getirtilmeli, mahallinde yeniden keşif yapılarak bilirkişilerce belirlenecek alternatifler değerlendirilerek en uygun seçenekten geçit kurulmalıdır....
Kurulan geçit hakkının Türk Medeni Kanununun 748/3 ve 1012. maddesi ile yeni Tapu Sicil Tüzüğünün "İrtifak hakları ve taşınmaz yükünün tescili" başlıklı 30. maddesi gereğince kütük sayfasında ayrılan özel sütununa tesciline karar verilmelidir. Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır....
"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacılar tarafından, davalı aleyhine 13.03.2012 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı kurulması talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 18.12.2014 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacılar, maliki bulundukları 256 ve 1149 parsel sayılı taşınmazlar yararına, davalı ...'e ait 250 parsel sayılı taşınmazdan genel yola çıkabilmek için 70 metre boyunda 5 metre eninde geçit hakkı kurulmasını istemiştir. Diğer malikler ve mirasçılar yargılama sırasında davaya dahil edilmiştir. Davalılar, geçit hakkının 250 ve 254 parsel sayılı taşınmazlardan kurulmasını istemişler, davalı ... 09.05.2014 günlü duruşmada 1 numaralı seçenekten geçit kurulmasını kabul etmiştir....
Yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda, 113 ada 212, 113 ada 246 ve 113 ada 228 parsel sayılı taşınmazlardan geçecek geçit güzergahının (5 no'lu güzergah )113 ada 245 parsel için geçit hakkı kurulmasına daha uygun bir güzergah olabileceği görülmekle, gerektiği takdirde 212 parselin diğer paylı malikleri ile 228 parsel sayılı taşınmazın da tapu kaydı getirilerek ve malikleri davaya dahil edilerek suretiyle inceleme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu yön değerlendirilmeden eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. Ayrıca, kurulan geçit hakkının kütük sayfasında ayrılan özel sütununa tesciline karar verilmesi gerekirken bu hususun da gözetilmemesi doğru görülmemiştir....
a 17.03.2015 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olup, 15 günlük yasal süre geçirildikten sonra 02.04.2015 tarihinde temyiz isteminde bulunulduğundan, HUMK'nun 432/4. maddesi ve 01.06.1990 tarihli ve 3/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince davalı ... tarafından süresi geçirilen temyiz isteminin reddi gerekmiştir. 2)Davacılar vekili yönünden yapılan incelemede; Kurulan geçit hakkının Türk Medeni Kanununun 748/3 ve 1012. maddesi ile yeni Tapu Sicil Tüzüğünün "İrtifak hakları ve taşınmaz yükünün tescili" başlıklı 30. maddesi gereğince kütük sayfasında ayrılan özel sütununa tesciline karar verilmesi gerekirken, mahkemece dava konusu aleyhine geçit kurulan parseller yönünden geçit irtifakının özel sütununa tesciline karar verilmemesi doğru görülmemiştir Öte yandan mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda 1084 parsel aleyhine 135,04 m2 geçit hakkı tesisi belirlendiği halde mahkemece hüküm sonucunda 155,04 m2 geçit tesisine karar verilmiştir....


