Mahkemece bozmaya uyularak bozma ilamında belirtilen eksiklikler tamamlanıp bozma sonrası ilk kararı değiştirecek herhangi bir delil sunulmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davacı sendikanın 28-29/4/2007 tarihlerinde yapılan olağanüstü genel kurul kararının yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmiştir. Karar, davalılar tarafından temyiz edilmiştir. Bilindiği gibi, hukuki işlemler hükümsüzlük bakımından yok hükmünde olan kararlar diğer bir deyişle mutlak butlan ile sakat olan kararlar ve iptal edilebilen kararlar olmak üzere ikiye ayrılır. Kararın oluşmasında yasada koşulların bulunmadığı durumda karar, içeriği ve esasa ilişkin unsurları yönünden BK.nun 19 ve 20. maddelerinde yazılı olduğu gibi, kamu düzenine, emredici hukuki kurallara veya adaba ve ahlaka aykırı yahut konusu imkansız ise o zaman kararın mutlak butlan ile sakat olduğu kabul edilmelidir. Bu tür kararların baştan itibaren yok hükmünde olduğu, kararla ilgisi olan herkese tarafından istenebilir....
Genel kurul toplantısına çağrılması gereken ortakların çağrılmaması toplantı ve karar nisabını etkiliyorsa bu durum, kararın mutlak butlan ile malûl sayılmasını gerektirir. Bu nitelikteki kararların yokluğunun tespiti davası açabilmek için kararlara muhalif olmak gerekmediği gibi, açılacak dava da herhangi bir süreye tabi değildir. Mahkemece, dava genel kurul kararlarının yokluğunun tespiti istemiyle açılmasına rağmen yukarıda açıklanan yasa hükümleri doğrultusunda herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmamıştır....
Genel kurul kararlarında bu hükümsüzlük, ihlâl edilen hukuk kuralının niteliğine göre iptal edilebilirlik, butlan veya yokluk olarak karşımıza çıkmaktadır. Genel kurul kararlarının hükümsüzlük hâllerinden iptal edilebilirlik anonim şirketlere yönelik olarak somut olaya uygulanması gereken 6102 sayılı TTK’nın 445. ( 6762 sayılı TTK’nın 381.) maddesinde ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. 6102 sayılı TTK’nın 622. ( 6762 sayılı TTK’nın 536.) maddesi yollamasıyla anonim şirket genel kurul kararlarının iptali hakkındaki hükümlerin limited şirket için de uygulanması gerekecektir. 6102 sayılı TTK’nın 445. (6762 sayılı TTK’nın 381.) maddesi gereğince kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açılabilecektir....
Mahkemece, davaya konu genel kurul kararlarının iptalini gerektirir bir durum bulunmadığı, kooperatifin fesih ve tasfiye aşamasına gelmediği ve davacıların üyelikten çıkmasının mümkün olması nedeniyle mahkemeden istenemeyeceği gerekçeleriyle, davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacılar vekilince temyiz edilmiştir. Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere göre, davacılar vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, genel kurullarda toplantı nisabının bulunmadığı iddiaları hakkında, bir aylık yasal sürede dava açılmadığı için iptali gerektirir bir durum bulunmadığı gerekçesi ile genel kurul kararlarının iptali istemleri de tümüyle reddedilmiştir....
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davacı tarafça tasfiye payı alacağının tahsili ve tasfiyeye ilişkin genel kurul kararının iptalinin istendiği, kooperatif genel kurul kararlarının iptal edilinceye kadar geçerli olduğu, genel kurul kararlarının iptali yönünde başka dava da açılmadığı, davacının dava dilekçesinde belirttiği hususların mutlak butlan nedeni değil iptal nedeni olabileceği, genel kurul kararlarının iptaline ilişkin davanın hak düşürücü sürede açılmadığı, öte yandan, davacının eda davası ile tasfiye payı alacağını talep hakkı var iken, tespit davası açmakta hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine dair verilen karar, Dairemizin ........2012 tarih ve 2012/4688 Esas, 2012/7347 Karar sayılı ilamı ile onanmıştır. Bu kez, davacı karar düzeltme isteminde bulunmuştur....
Esas sayılı dosyasıyla ise 18.06.2006 tarihli olağan genel kurul toplantısının 4. ve 5. maddelerin iptali için dava açtıklarını belirterek davalı kooperatifin 19.08.2007 tarihli genel kurulun 4. maddesinde alınan kararın mutlak butlanla batıl olması nedeniyle iptaline, kararın yürütmesinin durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı S.S. Bornova ......
TTK’nın Genel Kurul - Yetkiler başlıklı 616. maddesi gereği müdür atamaları ve pay devirlerinin onaylanması genel kurulun devredilemez" yetkilerinden olduğunu, pay devri, müdür ataması ve pay devrinin onaylanması ancak usulüne uygun bir genel kurul toplantısının ve genel kurul kararının mevcudiyeti ile mümkün olduğunu, genel kurul toplantısı ve genel kurul kararları usul ve yasaya uygun olmadığından pay devri de müdür ataması da mutlak butlanla batıl olduğunu, TTK. nın Genel Kurul Kararlarının Butlanı ve İptali başlıklı 622. maddesi gereğince iş bu sebeple genel kurula ilişkin usulüne uygun çağrı yapılmadığını ve müvekkilinin şirket genel kuruluna katılmasının engellendiği hususunda tereddüt olmadığını, müvekkilinin genel kurula katılma hakkı ve vazgeçilmez nitelikteki hakları usul ve yasaya aykırı olarak ortadan kaldırıldığını, bu nedenlerle 06.07.2021 tarihli genel kurul kararlarının hükümsüzlüğünün tespitinin gerektiğini, genel kurulun toplanması için usulüne uygun herhangi bir ilan...
Dava, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 83. maddesi kapsamında dernek genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkindir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 83. maddesinde, toplantıda hazır bulunan ve kanuna veya tüzüğe aykırı olarak alınan genel kurul kararlarına katılmayan her üyenin, karar tarihinden başlayarak bir ay içinde; toplantıda hazır bulunmayan her üyenin ise kararı öğrenmesinden başlayarak bir ay içinde ve her halde karar tarihinden başlayarak üç ay içinde mahkemeye başvurmak suretiyle kararın iptalini isteyebileceği diğer organların kararlarına karşı dernek içi denetim yolları tüketilmedikçe iptal davası açılamayacağı, genel kurul kararlarının yok veya mutlak butlanla hükümsüz sayıldığı durumların saklı olduğu hükme bağlanmıştır. Bir kararının yokluğu başlangıçtan itibaren mevcut olmadığını ifade eder....
Davalı vekili, davacının aidat borçlarını yerine getirmemesi sebebiyle ihraç edildiğini ve davanın beş yıllık zamanaşımı süresi dolduktan sonra açıldığını, ihraç kararının tebliğinden itibaren üç aylık hak düşürücü süre içerisinde hiçbir başvuru yapmadığından kararın kesinleştiğini, davacının da aralarında bulunduğu kişilerin eski kooperatif başkanı ... önderliğinde 02.08.2005 ve 21.09.2005 tarihli iki sahte genel kurul toplantısı yaptıklarını, anılan genel kurulların mutlak butlanla batıl olduğuna dair mahkeme kararları olduğunu, yok hükmündeki bir genel kurul kararına dayalı hak iddia edilemeyeceğini, seçilen yönetim kurulu üyelerinin yasal olmadığını,davacının ödemelerinin tespiti ve ihraç kararının kaldırılmasının sahte genel kurul kararıyla gerçekleşen bir mizansen olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir....
Davalı vekili, 1 aylık dava açma süresinin geçtiğini, tüm genel kurul evraklarının davacıya usulüne uygun tebliğ edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca esas sermaye artırımının kural olarak bir ana sözleşme değişikliği olduğu, hak düşürücü sürenin bulunmadığı, sermaye artırımı yapılan genel kurulda toplantı nisaplarının kanun emredici hükmüne uygun olduğu, sermaye artırımına ilişkin olarak davalılarca yapıldığı belirtilen ödemelerin defter kayıtlarında önce banka hesaplarına giriş daha sonra bankadan çekilerek kasaya giriş yapıldığı, davacıya Türkiye Cumhuriyeti ... Başkonsolosluğu aracılığı ile tebligat yapıldığı, sermaye artırımına dayalı genel kurul kararlarının butlana dayanılarak 7 yıl sonra geçersiz sayılmasının işlem güvenliği ve Medeni Kanun’un 2. maddesi hükümleri çerçevesinde uygun olmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir....


