Şubeleri hesapları üzerine konan hacizlerin, 5999 sayılı yasa ile 2942 sayılı yasaya eklenen geçici 6.madde ve 6111 sayılı yasanın geçici 2. maddesi hükümleri gereği ve haczedilen hesaplar arasında haczi mümkün olmayan vergi , resim, harçlara ilişkin hesaplar, memur maaş hesapları, personel maaş hesapları vb. hesap çeşitlerinin de bulunduğunu belirterek fekkini talep ettiği, İstanbul 10. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 04.04.2017 tarih ve 2014/893 E.-2017/300 K. sayılı kararı ile şikayet kabul edilerek banka hesapları üzerine konulan hacizlerin kaldırılmasına karar verildiği, alacaklı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22....
İcra Müdürlüğünün 2007/19402 esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, müvekkilinin emekli maaşının 1/4' ü haczolunarak 2010 yılı Mart ayından 2011 yılı Ağustos ayına kadar 7.704 TL 'nin alacaklı tarafa ödendiğini, haczi caiz olmadığı halde haczolunan ve davalıya haksız olarak ödenen 7.704 TL emekli maaşı kesintisinin ödendiği tarihlerden itibaren yasal faizi ile istirdadına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, kesinleşen icra dosyasından davacının maaşı üzerine haciz konulduğunu, istirdat davalarının davacının borçlu olmadığı bir parayı ödemiş olması sebebiyle açılacak bir dava olduğunu, huzurdaki davada ise, davacının borçlu olmadığı bir parayı ödemesinden bahsedilemeyeceğini, ödemelerin iadesinin istenemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, davacının emekli maaşından kesinti yapılmasının 5510 sayılı Kanun 93. Maddesine aykırı olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş , hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir....
Yargılama sırasında alınan her iki bilirkişi raporunda da; davalının ... aylığı için emekli sandığına müracaat ettiğinde, SSK'dan maaş aldığını belirtmediği, SSK'dan alınan emekli maaşının asgari ücretin üzerinde olduğu, dolayısıyla davalının muhtaç olmadığı halde fazladan almış olduğu emekli maaşının 22.706,24 TL (ilk raporda 21.710,22 TL) olduğu bildirilmiştir. Davacı kuruma, davalı tarafından yapılan beyan ve başvuruda 1.8.1978 tarihinden bu yana eşinden dolayı SSK'dan aldığı maaş bildirilmemiş olup verilen muhtaçlık kararı ve ... aylığının bağlanmasına ilişkin karar ve yazışmalarda davalının gelirinin olmadığı belirtilmiştir. Davanın yasal dayanağını oluşturan BK.61.maddesine göre, haklı bir sebep olmaksızın başkasının yararına zenginleşen kimse onu iadeye mecburdur. Davacı kurum, davalının muhtaç olmadığı aylarda emekli sandığından almış olduğu maaşından dolayı istirdat talebinde bulunmuştur. Davalı lehine ......
K....... aleyhinde, kredi kartı borcu nedeniyle yapılan takipte, borçlu, adresinde yapılan 26.3.2009 tarihli menkul haczi sırasında, SGK.dan aldığı maaşın üzerinde haciz olsa dahi %90 oranında kesinti yapılmasına muvafakat etmiştir. İcra müdürlüğünce bu muvafakat üzerine; SGK Başkanlığına 31.3.2009 tarihli haciz müzekkeresi yazılmış ve kurumca verilen cevapta, Mayıs 2009 ve müteakip aylıklarından kesinti yapılacağı bildirilmiştir. 28.02.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5838 Sayılı Kanunun 32.maddesiyle 5510 Sayılı SGK.nun 93/1.maddesinde yapılan değişiklikle "Bu fıkraya göre haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin haczedilmesine ilişkin talepler, borçlunun muvafakati bulunmaması halinde, icra müdürü tarafından reddedilir" hükmü getirilmiştir. Somut olayda, borçlu tarafından bu kanuna göre haczi yasak olan emekli maaşı üzerine haciz konulmasına muvafakat edildikten sonra, icra müdürlüğünce uygulanan haciz işlemi anılan yasa hükmü karşısında geçerlidir....
Davacı vekili 08.10.2018 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye bilerek ve isteyerek yardım etme ve ihaleye fesat karıştırma suçlarından 01.04.2011 tarihinde gözaltına alındığını 05.04.2011 tarihinde tutuklandığını, 16.03.2012 tarihinde tahliye edildiği ve hakkında beraat kararı verildiği, tutuklandığı dönemde işe gidememesi nedeniyle emekli olduğunu, bu nedenle daha eksik maaş aldığından maaş farkının ödenmesi gerektiği, ceza evinde masraflarının olduğunu, haksız olarak tutuklu kaldığı günler için 26.183,00 TL maddi, 150.000,00 TL manevi tazminata gözaltı tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir. 2.Davalı vekili 23.10.2018 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın yasal süresinde açılmadığını, süre yönünden davanın değerlendirilmesi gerektiğini, davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin yerinde olmadığını, davacının kendi isteği ile emekli olmak istediğinden maaş kaybı talebinin yersiz olduğunu, ceza...
Davalı borçlu ... vekili, tasarrufun borçtan önce yapıldığını, aciz belgesi sunulmadığını, müvekkilinin davacı tarafından açılan tazminat davası sırasında uzlaşmak ve tazminatı ödemek için davalı ...’den 55.000 TL borç aldığını, davacı ile uzlaşamadıklarından ödeme yapılmadığını, bu nedenle dava konusu senedin verildiğini, davalı ...’e olan borcun 2.200 TL’si ödendiğinden bakiyesi için ...’in takip yaptığını, maaş haczi ile ödemenin devam ettiğini belirterek davanın reddini, 1.4.2014 tarihli oturumda da davalı ...’in borcunun haricen ödendiğini maaş haczinin kaldırıldığını davanın konusuz kaldığını belirterek reddini istemiştir. Davalı ..., davalı borçlunun arkadaşının kardeşi olduğunu, davacı ile davalı ... arasındaki tazminat davası nedeniyle davacıya ödenmek üzere davalı ...’e 55.000 TL borç verdiğini, ancak davacı borcunu ödemediğinden elindeki senedi takibe koyduğunu, maaş haczi ile alacağını tahsil etmeye çalıştığını belirterek davanın reddini savunmuştur....
Maaş haczi işleminden farklı olarak, maaştan yapılan kesintiler muhafaza işlemi niteliğindedir. Takibin durmasına yönelik tedbir kararı verilmesi halinde, haciz, maaş üzerinde durmakla birlikte kesintiye devam edilemez. Maaş haczine ilişkin kesintilerin durdurulması gerekir. O halde mahkemece, maaş üzerindeki haciz işlemi devam etmekle birlikte muhafaza işlemi niteliğindeki maaş kesintilerinin durdurulmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir. SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366. ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 07/12/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi....
Her ne kadar 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu yürürlükte iken borçlunun emekli maaşı haczedilmiş ise de, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu' nun geçici 1, 2 ve 4. maddelerine göre 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu'na tabi olanların bu Kanun'un 4. maddesinin birinci fıkrasının a, b,c bendi kapsamında sigortalı olarak kabul edileceğinin belirtildiği dikkate alındığında Emekli Sandığı'ndan emekli maaşı alanlara da 5510 sayılı Kanun'un emekli maaşının haczedilemeyeceğine ilişkin 93. maddesinin uygulanması gerekir. Anılan kanun hükmünü değiştiren ve 28/02/2009 tarihinde yürürlüğe giren 5838 sayılı Kanun'un 32/2-b fıkrasında, "Bu fıkraya göre haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin haczedilmesine ilişkin talepler borçlunun muvafakatinin bulunmaması halinde icra müdürü tarafından reddedilir."...
K A R A R Davacı, 26/02/2009 tarihinde davalı kuruma müracaat ederek emeklilik nedeniyle 419,66 TL maaş bağlandığını, kamuda yaklaşık 12 yıl doktorluk yaparak 4320 gün Emekli Sandığı, 60 gün SSK ve 2901 gün Bağ-kur primi ödediği halde eksik maaş bağlandığını, aylık 900,00 TL net aylık alması gerektiğini beyan ederek maaş farklarından dolayı şimdilik 3.000,00 TL nin mevduata uygulanan en yüksek banka faizi ile birlikte davalı kurumdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Somut olayda, davacıya 26/02/2009 tarihli tahsis talebine göre 60 gün SSK, 2901 gün Bağ-Kur ve 4320 gün Emekli Sandığı hizmeti olmak üzere toplam 7283 gün ve 14. basamaktan yaşlılık aylığı bağlanmıştır. Ancak mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalı kurum tarafından davacıya bağlanan aylıkla ilgili hesaplamaya dair karşılaştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır....
olup olmayacağı, ne zaman emekli olacağı yahut emeklilik talebinden vazgeçip vazgeçmeyeceği hususlarında belirsizlik olduğu, bu nedenle tazminat miktarının hesaplanmasının emeklilik tarihiyle ilişkilendirilmemesi gerektiği anlaşıldığından, davacının yoksun kaldığı maaş farkının emekli olacağı tarih esas alınarak hesaplanmasına ilişkin kısımları yönünden ise davacının yoksun kaldığı maaş farklarının yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir....


