-2- konusu aidat borçlarına muttali olduğunu, söz konusu borcu ödeyecek imkanları yoksa bu durumda mahkemeye müracaat ederek şirketin iflasını talep etmesinin gerektiğini, davalının söz konusu tasfiyeyi tamamlayarak müvekkili şirketin çok büyük zarar görmesine neden olduğunu, TTK'nın 224. maddesine göre tazminat ve alacak talep ettiklerini, Marmara Turizm A.Ş.'nin borçları olduğunu ve tasfiye memurunun TTK 236. maddesi gereğince bu borçları ödemediğini, TTK 446/2 maddesi gereğince tasfiye memurunun sorumlu olduğunu belirterek fazlaya dair haklarının saklı kalması kaydıyla tasfiye memurunun kanun hilafına hareketle oluşan zararlarından şimdilik 10.000,00 YTL'nin ticari işlere uygulanan avans faizi ile birlikte davalı ...'dan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 16.06.2008 havale tarihli ıslah dilekçesinde talebini 149.670,00 TL olarak artırmıştır. Davalı vekili, davanın reddini talep etmiştir....
Hafriyat İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ihyasına yönelik olarak iş bu davanın açıldığı, ihyası talep edilen şirketin İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğün Merkez ... sicil nosunda kayıtlı olduğu ve 28/12/2022 tarihinde tasfiye sonu terkin olduğu, tasfiye memurunun ... olduğu, adı geçen şirket aleyhine İzmir .... İş Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında davacı tarafa ihya davası açmak üzere süre verildiği, söz konusu dosyada taraf teşkilinin sağlanması yönünden davacının işbu açmakta hukuki yararının bulunduğu, davalı İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğünün iş bu davada yasal hasım konumunda olup yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu olmadığı, davalı ...'in tasfiye sonu ticaret sicilden terkin olan ihyası talep edilen şirketin tasfiye memuru olup tasfiyenin usulüne uygun tamamlanmamasından sorumlu olduğu, bu nedenle yargılama giderlerinden sorumlu olduğu sonucuna ulaşılarak davanın kabulüne dair aşağıdaki karar verilmiştir....
Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen karar davalı tasfiye memurunun temyizi üzerine Dairemizce bozulmuştur. Davalı tasfiye memuru, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı Tasfiye Memurunun HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı Tasfiye Memurunun karar düzeltme isteğinin HUMK 442. maddesi gereğince REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 4,60 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 275,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyen davalı Tasfiye Memurundan alınarak Hazine'ye gelir kaydedilmesine, 07.02.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Alüminyum Doğrama Ve Karo Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi'nin 16/02/2015 tarihinde terkin olduğu, tasfiye memurunun ... olduğu belirlenmiştir. İzmir ...İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında icra takibinin..... Esas sayılı dosya ile davacı tarafça ... ve ... Alüminyum Doğrama Ve Karo San.Ve Tic. Ltd. Şti. aleyhine başlatıldığı, dosyanın yeni esas numarasının ... olduğu belirlenmiştir. Toplanan tüm delillerin değerlendirilmesi sonunda; Davacı tarafından Tasfiye Halinde ... Alüminyum Doğrama Ve Karo Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi'nin İzmir ....İcra Müdürlüğünün ....sayılı dosyasından taraf teşkili yönünden ihyasına yönelik olarak iş bu davanın açıldığı, ihyası talep edilen şirketin tasfiye sonu 16/02/2015 tarihinde sicilden terkin olduğu, tasfiye memurunun davalı ... olduğu, İzmir ....İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında taraf teşkilinin sağlanması yönünden davacı tarafın iş bu davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu, davalı ......
Davalı Tasfiye Memuru vekili cevap dilekçesinde özetle; tasfiye edilmiş bir şirketin dava ehliyeti bulunmadığından ihya davasının tasfiye edilen şirketi temsilen tasfiye memuruna yöneltilmesi gerektiğini, davacı tarafın dava dilekçesinde müvekkilini davalı olarak gösterdiğini ancak tasfiye halinde olan davalı şirketin tasfiye memuru olduğunu belirtmediğini, tasfiye memurunun iddia edilen alacaktan kişisel bir sorumluluğunun bulunmadığını, davacı her ne kadar dilekçesinde davalı sıfatını hatalı belirtmişse de mahkemece tensip tutanağında müvekkilinin davalı şirketin tasfiye memuru sıfatı olması nedeni ile davalı olduğu belirtilerek düzeltildiğini ancak bu duruma itiraz ettiklerini, davacı taraf her ne kadar Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7. maddesine göre davalı şirketin ihyasını talep ettiğini belirtmiş olsa da somut durumda davacının böyle bir hakkının bulunmadığını, TTK`nun geçici 7. maddesi uyarınca sicilden terkin edilen şirketin aynı maddenin 15. bendine göre ihyasının mümkün olduğunu...
Davalı ... vekili; tasfiye edilen şirketin herhangi bir borcunun bulunmadığını savunarak talebin reddini istemiştir. Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; davalı şirketin 30/06/2011 tarihinde tasfiye kapanışının yapılarak sicil kaydının 19/07/2011 tarihinde silindiği, tasfiye memurunun ... olduğu, incelenen Asliye Ticaret mahkemesinin 2013/239 sayılı dosyasındaki alcağın 2005-2007 yıllarına ilişkin olduğu ve davacıya şirket ihyasını talep etmesi için süre tanındığı, davalı tasfiye memurunun itirazlarının bu davada tartışılamayacağı gerekçesiyle davanın kabulü ile ...nun .... sicil numarasına kayıtlı ...'nin tüzel kişiliğinin ihyasına karar verilmiştir....
Noterliği'nin 06.09.2021 tarih ... sayılı, 01/09/2021 tarihli genel kurul kararı ile tasfiye edildiğini, mahkemedeki davanın, ek tasfiye talebi içerdiğini, bu durumda davada hasım olarak son tasfiye memurunun gösterilmesi gerektiğini, davalı olması gereken tasfiye memurunun, davacı olarak yeniden tasfiye memuru olarak atanması talep edilmiş olup, esasen davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, tasfiye tamamlanmış olduğundan, tasfiye memurunun görevinin de sona erdiğini, aynı kişinin kendi talebi ile yeniden tasfiye memuru olarak atanmasının mümkün olmadığını, yönetim kurulunun veya şirket müdürünün başvurusunun gerektiğini, her iki şirketin sicil kayıtları incelendiğinde, davacının şirket ortağı dahi olmadığını, son tasfiye memurunun yeniden tasfiye memuru olarak atanmasının yasal olmadığını beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir....
Kararı, davalı tasfiye memuru temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı tasfiye memurunun tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı tasfiye memurunun bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 27.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Şti'nin tasfiyeye kararı alarak tasfiye kapanışı yaptığı, şirketin terkin edildiği, davacının bu şirketten alacağı olduğunu iddia ettiği, davacının varsa alacağının tahsili için şirketin ihyası gerektiği, davacının bunda hukuki yararının bulunduğu gerekçesi ile davanın kabulüne, TTK. 147. maddesi uyarınca ... Tic. Ltd. Şti'nin ek tasfiyesi için yeniden ... Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne tesciline, bu işlemlerin yapılması için şirketin kapanış tasfiyesini yapan tasfiye memuru ...'in tasfiye memuru olarak atanmasına karar verilmiştir. Kararı davalı şirket tasfiye memuru temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı şirket tasfiye memurunun tüm temyiz itirazları yerinde değildir....
İş Mahkemesi'nin 2017/373 Esas sayılı dosyasında prim alacaklarının eksik yatırıldığı iddiasına yönelik davanın derdest olduğu; bu hale göre, davacının anılan mahkemede açtığı derdest dava nedeniyle şirketin ihyasını istemekte haklı ve hukuki yararı bulunduğu ve terkin edilen şirket yönünden ek tasfiye koşulları oluştuğu, bunun yanında, ihyası istenen şirketin tasfiye ve terkin işleminin, 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesine göre yapılmamış olması karşısında, talebin 5 yıllık hak düşürücü süreye tabi olduğu yönündeki savunmanın dinlenilemeyeceği anlaşılmakla; belirtili nedenlere istinaden, davalı tasfiye memurunun şirketin ihyasını gerektiren koşulların oluşmadığı yönünde ileri sürülen istinaf sebepleri yerinde görülmediği,davacı istinaf sebepleri yönünden yapılan incelemede;davacı tarafından yargılama giderleri ve vekalet ücretinin son tasfiye memurunun sorumluluğunda olduğu ileri sürülerek istinaf talebinde bulunulduğu, dava, 6102 sayılı TTK'nın 547. maddesine dayalı ek tasfiye için...


