Dosyadaki belgelerden davacının İçişleri Bakanlığının 06.05.2010 tarihli kararı ile Türk vatandaşlığını kazandığı, aynı zamanda Irak vatandaşı olduğu, dava dilekçesinde ileri sürülen çalışması ile ilgili işe giriş bildirgesi ve davacının hizmet akdi ile çalıştırıldığını şüpheden uzak şekilde ispatlayacak bir delil bulunmadığı gibi dilekçede belirtilen tarihlerde kuruma yapmış olduğu yazılı bir başvuruya ilişkin belge de bulunmadığı anlaşılmakta olup, dava dilekçesinde belirtilen tarihlerde davacının 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalı sayılmasına ve belirtilen tarihlerin sigortalılık başlangıç tarihi olarak kabul edilmesine yasal olanak bulunmadığı..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde, davalı Kuruma başvurularının bulunduğunu, müvekkilinin ......
D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2016/24596 Karar No : 2021/2269 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı / ANKARA İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir....
Öncelikle, davacının Türkiye'de 4/1-a maddesi kapsamında 25.03.2014-31.03.2014 tarihleri arası dönemde 7 günlük çalışması mevcut ise de, yurt dışında geçen ve 3201 sayılı Yasa kapsamında borçlandığı sürenin tamamı ev kadını konumunda geçmiştir. 3201 sayılı Kanunun (6552 sayılı Kanunun 28.maddesi ile değişik) 1. maddesi, "Türk vatandaşları ile doğumla Türk vatandaşı olup da çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybedenlerin on sekiz yaşını doldurduktan sonra Türk vatandaşı olarak yurt dışında geçen ve belgelendirilen sigortalılık süreleri ve bu süreleri arasında veya sonunda her birinde bir yıla kadar olan işsizlik süreleri ile yurt dışında ev kadını olarak geçen süreleri, bu Kanunda belirtilen sosyal güvenlik kuruluşlarına prim ödenmemiş olması ve istekleri hâlinde, bu Kanun hükümlerine göre sosyal güvenlikleri bakımından değerlendirilir" düzenlemesini içermekte olup; aynı Kanunun 5/4 maddesi ise, "Yurt dışı hizmet borçlanmasına ait süreler 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve...
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE ESASIN İNCELEMESİ Davanın yasal dayanağı; Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkındaki 3201 sayılı Kanun'un “Amaç ve kapsam” başlığını taşıyan 1’inci maddesinde; 18 yaşını doldurmuş Türk vatandaşları ile doğumla Türk vatandaşı olup da çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybedenlerin yurt dışında geçen ve belgelendirilen sigortalılık süreleri ve bu süreleri arasında veya sonunda her birinde bir yıla kadar olan işsizlik süreleri ile yurt dışında ev kadını olarak geçen sürelerin, Kanunda belirtilen sosyal güvenlik kuruluşlarına prim ödenmemiş olması ve istekleri hâlinde, bu Kanun hükümlerine göre sosyal güvenlikleri bakımından değerlendirileceğini hüküm altına almıştır. 3201 sayılı Yasa'nın, 17/04/2008 tarih ve 5754 sayılı Yasa'nın 79. maddesi ile değişik “Süre tespiti ve sigortalılığın başlangıcı” başlıklı 5. maddesi ise “Yurt dışındaki sigortalılık sürelerinin...
Mahkemece, 442 sayılı Kanuna 20/05/1987 tarihli ve 3367 sayılı Kanun ile eklenen ek maddeler göz önüne alınarak yapılan yargılama sonucu; davacının 1989 yılında Türkiye’ye giriş yaptığı 1993 yılında Türk vatandaşlığına geçtiği, ancak anılan yasa gereği fiilen 5 yıl süre ile köyde ikamet etme şartının gerçekleşmediği, bu nedenle yasanın ek 12’inci maddesi uyarınca arsa satın alma koşullarını taşımadığı, ayrıca dava konusu taşınmazın davacıya satışına ilişkin satış senedi veya herhangi bir belgenin bulunmadığı ve köy ihtiyar meclisince yapılan satışın taşınmazın bulunduğu yer kaymakamlığı tarafından da onaylanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir....
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME: Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkındaki 3201 sayılı Kanunun “Amaç ve kapsam” başlığını taşıyan 1’inci maddesinde; 18 yaşını doldurmuş Türk vatandaşları ile doğumla Türk vatandaşı olup da çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybedenlerin yurt dışında geçen ve belgelendirilen sigortalılık süreleri ve bu süreleri arasında veya sonunda her birinde bir yıla kadar olan işsizlik süreleri ile yurt dışında ev kadını olarak geçen sürelerin, Kanunda belirtilen sosyal güvenlik kuruluşlarına prim ödenmemiş olması ve istekleri hâlinde, bu Kanun hükümlerine göre sosyal güvenlikleri bakımından değerlendirileceğini hüküm altına almıştır. 3201 sayılı Yasanın, 17.04.2008 tarih ve 5754 sayılı Yasanın 79. maddesi ile değişik “Süre tespiti ve sigortalılığın başlangıcı” başlıklı 5. maddesi ise “Yurt dışındaki sigortalılık sürelerinin tespitinde...
Aynı Yasanın 27. maddesi hükmüne göre haklı nedenin varlığı halinde, soyadın değiştirilmesi mümkün olup hangi hallerin haklı sebep teşkil ettiği konusunda bir yasal düzenleme bulunmadığından ve esasen bu konuda bir kıstas belirlenmesi de sözkonusu olmadığından, haklı sebebin var olup olmadığı, her bir davadaki özel koşullara göre mahkemece belirlenecektir. Yargıtay uygulamalarında, kişinin toplum içerisinde bilinip tanındığı soyadı ile anılmayı ve onu kayden de taşımayı istemesinin haklı neden teşkil edeceği kabul edilmiştir. Soyadı Nizamnamesinin 15. maddesinde; "evlilik devam ederken veya evliliğin sona ermesinden başlayarak üç yüz gün içinde doğan çocuklar babalarının soyadını taşırlar ..." ve Nüfus Hizmetleri Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 22. maddesinde; "Evlilik içinde veya herhangi bir nedenle evliliğin sona ermesinden başlayarak üçyüz gün içinde Türk babadan olan veya Türk anadan doğan çocuklar doğumlarından başlayarak Türk vatandaşlığını kazanırlar....
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın, eksik inceleme ve araştırmayla yazılı şekilde hüküm kurulması; 2- Mülga 403 sayılı Türk Vatandaşlık Kanununun 23’üncü maddesi uyarınca, aynı Kanununu 20’nci maddesine göre izinle Türk vatandaşlığından çıkanlar, çıkma belgesini teslim aldıkları tarih itibariyle Türk vatandaşlığını kaybetmiş sayılırlar. Dosya kapsamındaki belgelerden davacının 31.12.1998 tarihinde çıkma belgesini aldığı anlaşıldığından ancak bu tarih itibariyle Türk vatandaşlığını kaybettiğinin ve anılan tarihe kadarki yurtdışı çalışmalarını borçlanabileceğinin kabulü gerekirken, Mahkemece Bakanlar Kurulu karar tarihi olan 31.08.1998 tarihine kadarki çalışmalarını borçlanabileceğine karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma gerekir. O hâlde, taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, Üyeler ... ve ...'...
Dolayısıyla davacının Kuşadası 1.Asliye Hukuk ( İş Mah.sıfatıyla) Mahkemesinde açtığı yukarıda belirtilen işe iade davasında mahkemece hükme esas alınan ve işverenin feshinin geçerli nedene dayandığı ancak davacı işçinin kıdem ve ihbar tazminatı hakkı saklı kalmak kaydıyla davanın reddi gerektiği yönündeki raporuna itibarla davanın reddine karar verilmiş ve bu karar davalı tarafından temyiz edilmemiş, karar davacının temyizi üzerine Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin yine yukarıda belirtilen kararı ile onanmıştır. Davalı işveren feshinin haklı fesih değil geçerli fesih olduğuna dair kesinleşmiş mahkeme kararı bulunmaktadır....
Bu rapor davacının iddiasını doğrular mahiyettedir. Alışverişin yabancı para cinsinden yapıldığı yeterince ispat edilmiştir. Yabancı para cinsinden alışverişlerde ödeme günündeki kur üzerinden tahsilat hesabı yapılır. Davalı taraf defter ibraz etmeyerek karşı tarafın defterlerinin delil vasfı kazanmasına sebep olmuştur. Bu nedenlerle davanın kabulüne karar vererek aşağıdaki gibi hüküm kurmak gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; Davanın kabulü ile .... İcra Dairesinin ......


