Dava konusu olayda; davacının ablasının meme estetiği ve küçültme ameliyatından sonra, yapılan ameliyat ile ilgili sorunlar yaşaması nedeniyle davalı aleyhine açtığı tazminat davasında, davalı doktor tarafından delil olarak, davacının da aynı şekilde ameliyat olması nedeniyle, ameliyat öncesi çekilmiş vücudunun üst kısmına ait elbisesiz fotoğraflarını izinsiz delil olarak ibraz etmiştir. Bir hekim olan davalının mesleği nedeniyle elde ettiği fotoğrafları meslek sırrı kapsamında değerlendirmeyip ve onu saklamayarak başka bir davada davacının iznini almadan delil olarak sunması, davacının özel yaşamının gizliliğinin ihlali olup, onun kişilik haklarına saldırı oluşturur. ... Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, davacı yararına uygun bir tutarda manevi tazminat takdir edilmesi gerekirken, yerinde olmayan yazılı gerekçeyle istemin tümden reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir....
ın uğradığı zararlandırıcı olay nedeniyle %5,3 oranında malul kaldığı,25.5.2009 tarihli iş güvenliği uzmanlarınca düzenlenen raporda davalı işverenin meydana gelen kazada %60 oranında kusurlu olduğunun %40 oranında ise kazada kaçınılmazlık faktörünün etkili olduğunun belirtildiği,maddi zararın tespitine yönelik alınan raporda davacının karşılanmamış maddi zararının 10.969,07TL olarak hesaplandığı,davacının asıl davada talep ettiği 5.000,00TL maddi tazminat talebine ilaveten açtığı ek dava ile 5969,07TL daha maddi tazminat talebinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir....
ın kazada % 100 oranında kusurlu bulunduğu, Borçlar Kanunu'nun 47. maddesi gereğince yakınlarını kaybeden davacıların manevi tazminat istemeye haklarının olduğu, annelerini genç yaşta kaybetmelerinin davacılar açısından manevi elem ve ızdıraba yol açtığı, kazada annelerinin sadece yolcu olarak bulunduğu bir otobüste hem de feci şekilde vefat etmesinin davası kabul edilen davacılar bakımından manevi zararı arttırıcı bir unsur olduğu, davacı ...'in aynı kazada yaralanıp daha önce görülen davada kendi yaralanması ile ilgili olarak manevi tazminat talep etmesinin bu davada annesinin ölümü nedeniyle manevi tazminat istemesine engel teşkil etmeyeceği gerekçesiyle davacı ...'in davasının kabulü ile 10.000 TL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, diğer davacılar yönünden Yargıtay onama ilamıyla karar kesinleştiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir....
Yerel mahkemece, derdestlik itirazına konu dava dosyasında, davacının davalıya (ayrıca davalının çalıştığı Hastahane olan Özel Yeni Hayat Hastahanesine karşı) iş bu dosyada belirtilen gerekçelerle (davalının şikayeti üzerine açılan Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığının 2013/7920 soruşturma dosyası ve davalının şikayeti sonucunda davacının emeklilik işlemleri için başka hastahanelerden rapor aldırılması) manevi tazminat davası açtığı, davacının aynı sebeplerle (dava dilekçesinin 4. Sayfasındaki gerekçelerle) aynı davalıya karşı iki ayrı dava açtığı gerekçesiyle davalı tarafın derdestlik itirazının kabulü ile davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir....
kısmının saklı kalmasına, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin ise reddine karar verilmiştir....
Mahkemece, davacının davalılar hakkında açtığı maddi tazminat davasının feragat nedeniyle reddine, davacının davalılardan Sezai ve Serdal hakkında açtığı manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 10.000,00 TL manevi tazminatın 24/01/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte her iki davalıdan müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere, özellikle, oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının ve manevi tazminatın takdirinde TBK'nın 56.maddesindeki özel haller dikkate alınarak hak ve nasafet kuralları çerçevesinde hüküm kurulmuş olmasına göre, davalı ... vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda dökümü yazılı 512,32 TL kalan onama harcının temyiz eden davalı ...'...
Dosya kapsamına göre, davacının davalı aleyhine 2006 yılında boşanma davası açtığı, bu davayı açmadan önce davacıya maddi ve manevi tazminat bedeli olarak 15.000 Euro verdiği, boşanmaya karar verilmesi halinde, maddi ve manevi tazminat takdiri sırasında davacıya verilen 15000 Euro'nun mahkemece değerlendirilmesinin istenildiği ancak, davacının açtığı boşanma davasının redle sonuçlandığı anlaşılmaktadır. 2009 yılında ise davalı ... tarafından davacı aleyhine boşanma davası açılarak boşanmayla birlikte 50.000 TL maddi ve 50.000 TL manevi tazminat talep edilmiştir. Davalı tarafından açılan bu boşanma davasında davacı ......
in de manevi zarara uğradığının kabulü ile davanın kısmen kabulüyle; davacı ... bakımından 200,00 TL maddi ve 3.000,00 TL manevi tazminatla, davacı ... bakımından 1.500,00 TL manevi tazminatın kabulüne; davacılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden, maddi tazminat bakımından AAÜT m. 13/2'ye göre kabul edilen kısım üzerinden takdir edilen 200,00 TL ve manevi tazminat bakımından AAÜT m. 13/1'e göre kabul edilen kısım üzerinden takdir edilen 1.362,00 TL olmak üzere toplam 1.562,00 TL vekalet ücretiyle, davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, maddi tazminat bakımından AAÜT m. 13/1'e göre reddedilen kısım üzerinden takdir edilen 1.362,00 TL ve manevi tazminat bakımından AAÜT m. 10/2'ye göre takdir edilen 1.362,00 TL olmak üzere toplam 2.724,00 TL vekalet ücretinin tahsiline karar verilmiştir. Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. ...
Hemen belirtmek gerekirki, davacının icra takibine itiraz etmesi sonucu takibin durması ve davalının süresi içinde itirazın iptali davası açmamış olması davalının daha sonra alacağın tahsili için dava açmasına engel değildir. Nitekim davalıda cevap dilekçesinde davacının kefil olarak sorumluluğunun bulunduğunu belirtmiştir. Eldeki dava, davacının borçlu olmadığının tespiti ve manevi tazminatın tahsiline ilişkin oluduğuna göre, davacının bu davayı açmasında hukuki yararının bulunduğunda duraksamaya yer olmamalıdır. Öte yandan davada menfi tespit talebi olduğu gibi manevi tazminatın tahsili talebide bulunmaktadır. Buna rağmen davacının manevi tazminata ilişkin talebi hususunda da herhangi bir karar verilmemiştir. Hal böyle olunca, mahkemece davacının eledeki davayı açmakta hukuki yararı bulunduğu kabul edilerek işin esası incelenmek suretiyle davadaki talepler hakkında hasıl olacak sonca uygun bir karar verilmesi gerekir....
Mahkemece, asıl davada maddi tazminat isteminin reddine ve manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne, birleşen davada davacının davalı (asıl davada davacı) ...’a yönelik manevi tazminat isteminin reddine, davalı (asıl davada davacı) ...’a yönelik manevi tazminat isteminin ise kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir. Davacı (birleşen davada davalı) ..., olay tarihinde davalı ... tarafından darp edildiğini, basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek nitelikte yaralanması nedeniyle maddi ve manevi zarara uğradığını, davacı-birleşen dava davalılarından ... ise eşi Halil’in dövüldüğünü görmesi neticesinde ruhen sarsılarak manevi zarara uğradığını iddia ederek, manevi tazminat isteminde bulunmuşlardır....


