Bu bağlamda evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma davası açan davacının, davasının kabul edilerek, boşanma kararı elde edebilmesi için iki koşulun gerçekleştiğini kanıtlamış olması gerekir. Bunlardan ilkinde davacı; kendisinden, evlilik birliğinin devamı için gereken “ortak hayatın sürdürülmesi” olgusunun artık beklenmeyecek derecede birliğin temelinden sarsıldığını, ikinci olarak “temelden sarsılmanın” karşı tarafın kusurlu davranışları sonucu gerçekleştiğini ispatlamak zorundadır. 14. Belirtmek gerekir ki; söz konusu hüküm uyarınca evlilik birliği, eşler arasında ortak hayatı çekilmez duruma sokacak derecede temelinden sarsılmış olduğu takdirde, eşlerden her biri kural olarak boşanma davası açabilir ise de, Yargıtay bu hükmü tam kusurlu eşin dava açamayacağı şeklinde yorumlamaktadır. Çünkü tam kusurlu eşin boşanma davası açması tek taraflı irade ile sistemimize aykırı bir boşanma olgusunu ortaya çıkarır....
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı karşı davacı kadının ayrı ev tutmama vakıasına dayanmadığı, toplanan delillerden de tarafların erkeğin anne ve kardeşinin oturduğu binada altlı üstlü oturdukları, ayrı ev tutmama vakıasının erkeğe kusur olarak yüklenmesinin doğru olmadığı, her ne kadar mahkemece davalı karşı davacı kadına evi terk ettiğinden bahisle kusur verilmiş ise de; tedbir nafakası dosyası ve ceza yargılamasına göre kadının uğradığı fiziksel şiddet eylemi nedeniyle evi terk etmekte haklı olduğu, bu vakıa nedeniyle kadına kusur verilemeyeceği halde mahkemece eksik delil ile kadına terk eylemi nedeniyle kusur verilmesinin doğru olmadığı, davacı karşı davalı erkeğin, davalı karşı davacı kadına fiziksel şiddet uygulayarak davalı karşı davacı kadının ortak konuttan ayrılmasına sebebiyet verdiği, davalı karşı davacı kadının ise kusurlu bir davranışının ispat edilemediği, gerçekleşen bu durum karşısında, boşanmaya sebep olan...
CEVAP Davalı-davacı erkek vekili cevap-karşı dava dilekçesinde özetle;kadının, müvekkiline hakaret ettiğini, davacı-karşı davalı kadının kendi isteğiyle evi terk ettiğini, eşini eve almadığını, müşterek çocuğu eşine kapıda gösterdiğini, müşterek çocukla telefonla bile görüştürmediğini, evin anahtarını değiştirdiğini, meydana gelen ufak bir tartışmada bile evi terk ettiğini, eşini boşanmakla tehdit ettiğini, doğru dürüst yemek yapmadığını, çocukla ilgilenmediğini, boşanma karşılığında para istediğini, bu yüzden evi satılığa çıkartmak zorunda kaldığını, tüm vaktini kendi ailesiyle geçirdiğini, ailesinin de sürekli müşterek haneye geldiğini, mahrem şeyleri kendi ailesiyle paylaştığını, kuzeni için borç para istediğini, vermeyince kocasıyla kavga ettiğini belirterek asıl davanın reddine, karşı davanın kabulü ile evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle tarafların boşanmalarına,ortak çocuğunun velâyetinin babaya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir....
CEVAP Davalı-davacı erkek vekili, cevap-karşı dava dilekçesinde özetle; kadının müvekkilini küçük görmesi, hakaret ve tehdit etmesi nedeniyle anlaşmazlık yaşadıklarını, bir soruşturmadan dolayı cezaevine girdiğini, çıktığında kadının müvekkilini yadırgadığını, kayınpederinin eşini götürdüğünü bir daha da eşinin geri dönmediğini belirterek bu nedenle asıl davanın reddine, karşı davanın kabulü ile tarafların 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle tarafların boşanmalarına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. III....
CEVAP Davalı erkek asıl tarafından sunulan cevap dilekçesi ve vekili tarafından sunulan ikinci cevap dilekçesinde; kadının iddialarının asılsız olduğunu, kusuru bulunmadığını, aile birliğini devam ettirmek istediğini, kadının kız kardeşlerinin erkeğe düşman olduğunu, kadının ailesinin yönlendirmesi ile boşanmayı istediğini, erkeğe iftiralar attığını, kadının ailesinin yönlendirmesi ile kendi isteği ile 04.07.2018 tarihinde evi terk ettiğini, terk ettiği gün dava dilekçesinde belirtilen olayların yaşanmadığını belirterek davanın reddine, boşanmaya karar verilmesi halinde ortak çocuğun velâyetinin babaya verilmesine, aylık 400,00TL iştirak nafakasına, erkek yararına aylık 400,00TL tedbir ve yoksulluk nafakası ile 10.000,00TL maddî ve 30.000,00TL manevî tazminata karar verilmesini istemiştir. III....
DAVA Davacı kadın vekili dava ve cevaba cevap ve ıslah dilekçesinde özetle; davacı kadının sağır ve dilsiz olduğu, davalının davacıyı aldattığı, parasını aldattığı kadınlara harcadığı, davacıya fiziksel şiddet uyguladığı, ilgisiz olduğu, birlik görevlerini yerine getirmediği, borçlanması nedeniyle eve icra dairelerinden ödeme emrinin geldiği, davacı kadının özür durumu nedeniyle çocuklarına bakamayacak olması ve davalının tehditleri nedeniyle evini ayıramadığı, davalının sadakatsiz davranışları sonucunda davacının evi terk ettiği, davalının psikolojik baskı, tehdit ve hakaretleri nedeniyle davacı kadının koruma kararı aldığını, davalı erkeğin bağımsız konut tesis etmediğini, davalının lüks harcamaları nedeniyle kadının ilaç ücretlerini ödemediğini, davalının iddialarını kabul etmediğini, sık olmasa da alkole para harcadığını ve sık sık at yarışı ve iddiaya para harcadığını iddia ederek tarafların evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmalarına, ortak çocuklarla anne arasında...
DAVA Davacı erkek vekili dava ve cevaba cevap dilekçesinde özetle; kadının eşine sürekli hakaret edip aşağıladığını, sorumluluklarını yerine getirmediğini, duyarsız olduğunu, kıskanç davranışları olduğunu, büyü yaptırdığını, erkeğin kardeşi Songül boşanıp tarafların evine geldiğinde onu istemediğini, erkeği ve Songül'ü evden kovduğunu, erkek iş kazası geçirip hastanede yattığında ilgilenmediğini iddia ederek; tarafların evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmalarına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı kadın vekili cevap/ ve ikinci cevap dilekçesinde özetle; erkeğin başka kadın için evi terk ettiğini, 9 yıldır eşini ve çocukları arayıp sormadığını, ihtiyaçlarla ilgilenmediğini, taraflar birlikte iken ailesinin etkisiyle kadına şiddet uyguladığını, evden kovduğunu, hakaret ve küfürler ettiğini ileri sürerek; davanın reddine, boşanmaya karar verilmesi halinde de boşanmanın fer'îlerine hükmedilmesini talep etmiştir. III....
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, davacı-karşı davalı erkeğin "aşırı alkol kullanmak, düzenli şekilde eve gelmemek, birlik görevlerini ihmal etmek, karısına karşı sinkaflı küfür ve hakaretler etmek, "istemiyorum evden git" diyerek evden kovmak, evi terk etmek ve başka bir kadınla birlikte güven sarsıcı eylemlerde bulunmaktan" kusurlu olduğu davalı-karşı davacı kadının herhangi bir kusurunun ispatlanmadığı gerekçesiyle, asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüyle 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesi uyarınca evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle tarafların boşanmalarına kadın lehine dava tarihinden itibaren 1.000,00 TL tedbir nafakası verilmesine, nafakanın boşanma hükmünün kesinleşmesiyle beraber yoksulluk nafakası olarak devamına ve karar tarihinden işleyecek yasal faiziyle tahsiline, yine davalı-karşı davacı kadın lehine 30.000,00 TL maddî, 20.000,00 TL manevî tazminatı...
Boşanma nedeniyle, mevcut veya beklenen menfaatleri zedelenen, kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun miktarda tazminat talep edebilir. Maddi tazminatın ön koşulu, talep edenin boşanma yüzünden mevcut veya beklenen menfaatlerinin zedelenmesi, boşanma ve maddi zarar arasında nedensellik bağının bulunmasıdır. Başka bir sebepten kaynaklı kayıplar maddi tazminat kapsamında yer alamaz. Mevcut menfaatlerin belirlenmesinde evliliğin taraflara sağladığı yararlar göz önünde bulundurularak tarafın maddi tazminat talebi değerlendirilir. Evliliğin boşanma ile sona ermesi hâlinde taraflar birliğin sağladığı menfaatlerden ileriye dönük olarak faydalanamayacaklardır. Beklenen menfaatler ise evlilik birliği sona ermeseydi kazanılacak olan olası çıkarları ifade eder. 8. Türk Medeni Kanunu’nun 174/2 nci maddesinde düzenlenen manevi tazminata boşanmaya sebep olan olayın, kişilik haklarına saldırı teşkil etmesi hâlinde hükmedilir (Türk Hukuk Lugatı, s. 763)....
aile fertlerine beddua ettiği, davalıya hakaret ettiği, tartışmalar sırasında zaman zaman davacının da davalıya karşı şiddet uyguladığı, davacının tayini çıkması ile birlikte tarafların ayrı şehirlerde yaşadıkları dönemde davacının izin kullandığı tarihlerde anlaşmazlıklar nedeniyle zaman zaman ortak konuta uğramadığı, yaklaşık 2 yıl kadar önce de ortak konutu terk ettiği, tarafların 1,5-2 yıldır fiilen ayrı yaşadıkları, aralarında yaşanan tartışmalar nedeniyle anlaşamadıkları ve biraraya gelemedikleri, evliliğin devamının imkansız hale geldiği, evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı ve davalının davacı ve ailesine karşı saygı gösterme yükümünü ihlal etmekle hafif kusurlu olduğu, bunun karşısında davacının kendi akrabaları ile whatsapp grubu kurarak davalı eşi hakkında olumsuz konuşmalar yaparak eşini rencide etmesi ve kişilik haklarına zarar vermesi, izin zamanlarının tümünü kendi akrabalarına ayırarak eşine ve evine gereken ilgi ve özen yükümlülüğünü yerine getirmemesi ve davalıya...


