Somut olaya gelince:Kendisine oturma izni verilen dava dışı ve davacının oğlu ile dayalı evlidir,ancak aralarında boşanma davası vardır.Bilindiği gibi boşanma davasının varlığı tarafların birlikte oturdukları konutu ortak konut olmaktan çıkarmaz,ancak isteyen boşanma davası devam ettiği sürece ortak konuttan ayrılabilir.Bu ayrılma hukuki ayrılma değil fiili ayrılmadır ve ortak konutu ortak konut olmaktan çıkarmaz.Olayımızda da dava dışı koca boşanma dav ası nedeniyle fiili olarak konuttan ayrılmıştır.Yukarıda açıklanan ilkeye göre taşınmaz halen karı-koca yönünden ortak konut olmaya devam ettiğinden ve dayalı kadının kullanımı kocaya tebaan olduğundan kullanımının haksız olduğu söylenemez.Çünkü koca bu eve boşanma davası devam ettiği sürece her zaman geri dönme hakkına sahiptir.Kaldı ki eldeki davanın devamı sırasında karı-koca arasında görülen boşanma davası ret ile sonuçlanmış ve kesinleşmiştir,konut ortak konut (özelde aile konutu) olmaya devam etmektedir.Eldeki bu dava kabul edilip...
beyan ettiğini, yeminli olarak yaptığı tanıklığı sırasında davalı ile cinsel birliktelik yaşadığını açıkladığını, evlilik birliği devam ederken davalı kadın ile Y.A. arasında cinsel birliktelik yaşandığının kanıtlandığını, erkeğin bu durumu 19.09.2018 tarihinde duruşmada öğrendiğini belirterek öncelikle zina nedeniyle boşanma karar verilmesini, mahkeme aksi kanaatte ise genel boşanma nedeniyle boşanmaya karar verilmesini talep ederek davasını ıslah etmiştir. 3....
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, tarafların İlk Derece Mahkemesince kabul edilen kusurlarının gerçekleştiği, boşanmaya neden olan olaylarda tarafların eşit kusurlu oldukları, boşanma şartlarının oluştuğu, tarafların boşanmaya neden olan olaylardaki kusur derecelerine ilişkin kararı ile tarafların eşit kusurlu olmaları nedeniyle davalı-karşı davacının maddî ve manevî tazminat talebi ile düzenli ve yeterli gelirinin olması nedeniyle yoksulluk nafakası talebinin reddine dair kararının doğru olduğu, İlk Derece Mahkemesinin ziynet eşyasına ilişkin kararının dosyadaki delillere uygun olarak verildiği, İlk Derece Mahkemesinin çeyiz eşyasına ilişkin kararının dosyadaki delillere uygun olarak verildiği, iddialar, resimler, bilirkişi raporu doğrultusunda, davalı-karşı davacının çeyiz eşyası davasının kısmen kabul, kısmen reddinde bir usulsüzlük bulunmadığı gerekçeleri ile ziynet ve çeyiz eşyası davası yönünden kesin olmak üzere tarafların...
Diğer bir deyimle bunların davalı tarafın zilyetlik ve korumasına terk edilmesi olağana ters düşer. Diğer taraftan ziynet eşyası rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen türden eşyadır. Bu nedenle evden ayrılmayı tasarlayan kadının bunları önceden götürmesi, gizlemesi her zaman mümkün olduğu gibi evden ayrılırken üzerinde götürmesi de mümkündür. Bunun sonucu olarak ziynet eşyalarının kadının üzerinde olduğu kabul edilmelidir. Davacı, dava konusu ziynet eşyasının varlığını, evi terk ederken bunların zorla elinden alındığını, ve götürülmesine engel olunduğunu, evde kaldığını,ispat yükü altındadır. Olayda, taraflar 2.5.2010 tarihinde evlenmişlerdir. Beş ay sonra da geçimsizlikleri nedeniyle boşanma davası açılmıştır....
bileziklerin kadının kolunda olduğunu, evi terk ederken de yanında olduğunu belirterek açılan boşanma davasının kabulüne, ziynet alacağı davasının ise reddine karar verilmesini talep etmiştir....
Dosyanın incelenmesinde; kadının boşanmaya sebebiyet verecek kusurlu bir davranışının erkek tarafından ispat edilemediği, her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince kadına, "köyde yaşamak istemediği, ameliyat olduktan sonra kendi isteği ile annesinin evine gittiği” vakıası kusur olarak yüklenmişse de davacı-karşı davalı kadının sağlık sorunları nedeniyle ailesinin evine gittiği, davacı-karşı davalı kadına kusur olarak yüklenebilecek bir vakıanın varlığının ispatlanamadığı, terk hukuki sebebine dayalı olarak açılmış bir boşanma davasının da bulunmadığı, davanın evlilik birliğinin sarsılması (TMK m. 166/1) hukukî sebebine dayalı olduğu bu düzenlemeye göre boşanmaya karar vermek için davalının az da olsa kusurlu olduğunun kanıtlanması gerektiği, davacı-karşı davalı kadının herhangi bir kusurunun kanıtlanamadığı anlaşılmaktadır....
KARŞI OY YAZISI Dava, 11.01.2012 tarihinde evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki sebebine dayalı olarak açılmış boşanma davası olup, davalı taraf süresi içerisinde 15.02.2012 tarihinde verdiği cevap dilekçesinde davacıyla müşterek çocuğun kendisinden olmadığını bu durumun ortaya çıkması üzerine davacının müşterek evi terk ettiğini bildirmiş ve çocuğun ... Kurumuna sevk edilerek bu konuda DNA incelemesi yapılmasını talep etmiş, yargılama sırasında da bu konudaki taleplerini tekrar etmiştir. Mahkemece, davalının bu talebi “davalının bu iddiayı davanın açılmasından sonra ileri sürmesi nedeniyle, davayı uzatmaya yönelik bir eylem olarak nitelendirilerek” reddedilmiştir. Bir başka deyişle davalı tarafın süresi içerisinde dayandığı ve davanın sonucundaki kusur durumunu değiştirebilecek, bir delili toplanmadan eksik inceleme ile hüküm kurulmuştur....
verilmiş, hüküm davalı erkek vekili tarafından kadının kabul edilen boşanma davası ve boşanmanın fer'îleri yönünden temyiz edilmiştir....
olduğu belirtilerek kadın tarafından açılan boşanma davasının kabulü ile, evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle 4721 sayılı Kanun’un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca tarafların boşanmalarına ortak çocuğun velâyetinin anneye verilmesine, baba ile şahsi ilişki kurulmasına, çocuk yararına aylık 750,00 TL iştirak nafakasına, davacı kadın lehine aylık 800,00 TL yoksulluk nafakası ile 35.000,00 TL maddî, 25.000,00 TL manevî tazminata karar verilmiştir....
CEVAP Davalı- karşı davacı erkek cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; iddiaların asılsız olduğunu, kadının evi terk ettiğini, evlilik öncesi başını kapatacağını söylediği halde evi terk ettikten sonra açtığını, bu durumun sadakat yükümlülüğünün ihlali niteliğinde olduğunu, teyzesi ile kadının karşılıklı hakaret ettiklerini, teyzesinin kusurunun kendisine izafe edilemeyeceğini, yine karşılıklı hakaret ettiklerini, davacının ziynetleri alıp evi terk ettiğini belirterek tarafların evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmalarına, yararına 40.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı karşı davalı kadının, eşinden kaynaklı olarak bağımsız konutta vakit geçirememesi ve aile üyeleri ile görüşmesi noktasında da baskı ile karşılaştığı, ... 7....


