Dava, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 405. maddesi kapsamında akıl sağlığı sebebi ile verilen kısıtlılık kararının kaldırılması istemine ilişkindir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 472/son maddesinde, kısıtlı ve ilgililerden her birinin vesayetin kaldırılması isteminde bulunabileceği; 474. maddesinde ise akıl hastalığı veya akıl zayıflığı yüzünden kısıtlanmış olan kişi üzerindeki vesayetin kaldırılmasına, ancak kısıtlama sebebinin ortadan kalkmış olduğunun resmi sağlık kurulu raporu ile belirlenmesi halinde karar verilebileceği hükme bağlanmıştır. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden; ...'un şizofreni akıl hastalığı nedeniyle Türk Medeni Kanunu'nun 405. maddesi uyarınca Kahramanmaraş Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 21.02.2013 tarih ve 2011/3141-2013/343 sayılı kararı ile kısıtlanmasına karar verildiği, vasi S ...'...
in babası olup, gerek yaşlılığı gerekse de sakatlığı nedeniyle kendi işlerini yürütemediğini, yaptığı tasarrufların da farkında olmadığını açıklayarak, kısıtlanmasına karar verilmesini istemiş, Mahkemece; “kısıtlı adayının mahkemece dinlendiği ve kısıtlı adayının vesayet altına alınmayı kabul etmediği, mahkemece yapılan gözlemde de; kısıtlı adayının kendisini rahatlıkla ifade edebildiği, akıl hastalığı bulunduğuna dair herhangi bir emarenin gözlemlenmediği” gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmesi üzerine, hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davacı tarafın aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2-Türk Medeni Kanunu'nun 405. maddesinde; akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle işlerini göremeyen veya korunması ve bakımı için kendisine sürekli yardım...
TMKnun 409/2.maddesinde akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlamaya ancak resmi sağlık kurulu raporu üzerine karar verileceği hükme bağlanmıştır. Vesayete ilişkin hükümlerin kamu düzeni ile yakından ilgili bulunduğu da göz önüne alınarak; mahkemece, kısıtlı adayının yeniden hastaneye sevki sağlanıp kısıtlanmasını gerektirir nitelikte akıl hastalığı veya akıl zayıflığı bulunup bulunmadığı konusunda sağlık kurulu raporu aldırılarak, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yerinde bulunmayan gerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiştir. SONUÇ: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMKnun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, HUMK'nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna 15.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Ayırt etme gücü olmayan akıl hastaları dışında diğer bütün akıl hastalığı veya zayıflığı, cinsellik yaşamaya, evlenmeye, çocuk sahibi olmaya engel değildir. Akıl hastalarının da cinselliklerini yaşamaya hakları vardır, dolayısıyla rızaları da geçerlidir. İç hukukumuzun bir parçası haline gelen sözleşmeye uygun olarak TCK’nun 102/3-a bendinin yeniden yorumlanması zorunlu hale gelmiştir. 765 sayılı eski kanunda “akıl hastalığı suçun unsuru” iken 5237 sayılı kanunda hatalı olarak akıl hastalığını da içine alan ruh veya beden bakımından kendisini savunamamak nitelikli hal olarak kabul etmiştir. Bu hükümle kanunun cezalandırdığı konu anlaşılmayarak düzenleme düz mantık uygulanarak akıl hastası kimselerle gerçekleştirilen her türlü cinsel aktivite suç sayılmıştır. Akıl hastası kimselere cinselliklerini yaşayabilecekleri hiçbir alan bırakılmamıştır....
Ayırt etme gücü olmayan akıl hastaları dışında diğer bütün akıl hastalığı veya zayıflığı, cinsellik yaşamaya, evlenmeye, çocuk sahibi olmaya engel değildir. Akıl hastalarının da cinselliklerini yaşamaya hakları vardır, dolayısıyla rızaları da geçerlidir. İç hukukumuzun bir parçası haline gelen sözleşmeye uygun olarak TCK’nun 102/3-a bendinin yeniden yorumlanması zorunlu hale gelmiştir. 765 sayılı eski kanunda “akıl hastalığı suçun unsuru” iken 5237 sayılı kanunda hatalı olarak akıl hastalığını da içine alan ruh veya beden bakımından kendisini savunamamak nitelikli hal olarak kabul etmiştir. Bu hükümle kanunun cezalandırdığı konu anlaşılmayarak düzenleme düz mantık uygulanarak akıl hastası kimselerle gerçekleştirilen her türlü cinsel aktivite suç sayılmıştır. Akıl hastası kimselere cinselliklerini yaşayabilecekleri hiçbir alan bırakılmamıştır....
İhtisas Kurulunda muayenesi yapılarak, iddia olunan suç tarihinde TCK'nın 32/1. madde ve fıkrası kapsamında akıl hastalığı nedeniyle işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayıp algılayamadığı veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinde önemli derecede azalmaya neden olacak bir akıl hastalığının bulunup bulunmadığı ya da aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca akıl hastalığı derecesinde olmamakla birlikte işlediği fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin azalıp azalmadığı hususlarında rapor aldırılması, alınan raporlar arasında çelişki bulunması halinde ise sanığın bizzat Adli Tıp Kurumu Üst Kuruluna gönderilerek, rapor aldırılması gerektiği gözetilmeden, sanığın poliklinik muayenesi sonucunda düzenlenen sağlık kurulu raporuna itibar edilip, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması, 2- TCK'nın 57/1. madde ve fıkrası gereğince hakkında güvenlik tedbiri hükmedilen sanığın, CMK'nın 325/1. madde ve fıkrası gereğince...
Ceza Dairesinin 22/02/2017 tarihli ve 2016/18868 esas, 2017/1677 sayılı ilamında yer alan "...5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 57/6. maddesindeki "işlediği fiille ilgili olarak hastalığı yüzünden davranışlarını yönlendirme yeteneği azalmış olan kişi hakkında birinci ve ikinci fıkra hükümlerine göre yerleştirildiği yüksek güvenlikli sağlık kuruluşunda düzenlenen kurul raporu üzerine, mahkûm olduğu hapis cezası, süresi aynı kalmak koşuluyla, kısmen veya tamamen, mahkeme kararıyla akıl hastalarına özgü güvenlik tedbiri olarak da uygulanabilir." şeklindeki düzenleme gereği adli para cezalarının akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirine çevrilemeyeceğinin anlaşılması karşısında, akıl hastalığı nedeniyle işlediği fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği azalmış olan suça sürüklenen çocuk hakkında mala zarar verme suçundan verilen adli para cezasından, 5237 sayılı Kanun'un 32/2. maddesinde gösterildiği şekilde indirim yapılması ile yetinilmesi gerekirken, akıl hastalarına özgü güvenlik...
Temyiz kudretinin yokluğu, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk gibi salt biyolojik nedenlere değil, aynı zamanda bilinç, idrak, irade gibi psikolojik unsurlara da bağlı olduğundan, akıl hastalığı, akıl zayıflığı gibi biyolojik ve buna bağlı psikolojik nedenlerin belirlenmesi, çok zaman hakimlik mesleğinin dışında özel ve teknik bilgi gerektirmektedir. Hele ayırt etme gücünün nisbi bir kavram olması kişiye eylem ve işleme göre değişmesi bu yönde en yetkili sağlık kurulundan, özellikle Adli tıp kurumundan rapor alınmasını da gerekli kılmaktadır. Esasen Medeni Kanunun 409/2 maddesi akıl hastalığı veya akıl zayıflığının bilirkişi raporu ile belirleneceğini öngörmüştür....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü: Sanığın adli sicil kaydında yer alan Düziçi Asliye Ceza Mahkemesinin 26/12/2012 tarihli 2012/326 - 2012/346 esas sayılı kararına konu cezaların "Akıl Hastalığı" nedeniyle güvenlik tedbirlerine çevrildiği ve UYAP üzerinden yapılan araştırmada sanığın güncel sabıka kaydında da akıl hastalığı nedeniyle güvenlik tedbiri uygulanan mahkumiyet kararlarının olduğu tespit edilmişse de, dosya içerisindeki sanık hakkında düzenlenen Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu'nun sağlık kurulu raporunda sanığın ceza ehliyetinin olduğunun belirtildiğinin anlaşılması karşısında; adli sicil kaydında yer alan Düziçi Asliye Ceza Mahkemesinin 26/12/2012 tarihli 2012/326 - 2012/346 esas sayılı dosya içerisindeki raporun onaylı sureti getirtilip, Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu'nun sağlık kurulu raporuyla birlikte sanığın Adli Tıp Kurumuna gönderilerek, suçu işlediği sırada 5237 sayılı...
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇLAR : Kasten Yaralama HÜKÜMLER : Ceza verilmesine yer olmadığına dair Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak; Gereği görüşülüp düşünüldü: Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak; 1) Akıl hastalığı nedeniyle cezai ehliyeti bulunmayan sanığa, müdafii tayini ile yetinilerek, zorunlu müdafii huzurunda sorgusu yapılmadan, sanık hakkında güvenlik tedbirine hükmedilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK'nin 147 ve 191. maddelerine muhalefet edilmesi, 2) Sanığın suç tarihi itibariyle ve halen 5237 sayılı TCK'nin 32. maddesi kapsamında akıl hastalığı bulunup bulunmadığının, suç tarihinde işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğine sahip olup olmadığının veya önemli derecede azalma olup olmadığının duraksamaya yer vermeyecek şekilde kesin olarak tespiti için, sanığın mevcut tüm...


