CEVAP Davalı-davacı kadın vekili cevap ile karşı dava ve cevaba cevap dilekçesinde; erkeğin iddia ettiği olayların gerçeği yansıtmadığını, kabul etmediklerini, müvekkilinin evinin ve eşinin gereken tüm ihtiyaçlarını karşıladığını, erkeğin önceki evliliğinden olan oğlunun müvekkilini istemediğini ve tehdit ettiğini, erkeğin sürekli borçlandığını ve ödemekten kaçındığını, müvekkilinin annesinin hastalığı nedeniyle erkeğin rızası ile yanına gittiğini, ancak erkeğin kendi oğlundan müvekkili uzak tutmak istemesi nedeniyle dışarıda buluşmak zorunda kaldıklarını, buna rağmen müvekkilinin erkeğin yemek vb. ihtiyaçlarını karşıladığını, hastane sürecinde erkeğin, oğlunun hastanede olmadığı zamanlarda müvekkili çağırdığını ve görüştüklerini, ziyaretine gittiğini, erkeğin oğlunun baskısı ile boşanma davasının açıldığını, erkeğin ve oğlunun borçları nedeniyle müvekkilinin bütün kazancını ve ziynet eşyalarını verdiğini, kredi çektirdiklerini, müvekkilinin işyerinde işten çıkarılması üzerine tarafların...
Her ne kadar İlk Derece Mahkemesince kadının "ortak haneyi terk ettiği" gerekçesi ile boşanmaya neden olan olaylarda kadın tam kusurlu kabul edilmiş ise de evlilik birliğinin sarsılması sebebi ile açılan davada evi terk etmenin tek başına boşanma sebebi yapılamayacağı, terke dayalı açılmış bir davanın da bulunmadığı, bu sebeple kadına yüklenen bu kusurun gerekçeden çıkarılması gerektiği, gerçekleşen bu durum karşısında her iki davanın da reddi gerektiği..." gerekçesiyle; ... kadının, davalı-davacı erkeğin kabul edilen boşanma davası ve fer'îleri ile kusur belirlemesine ilişkin istinaf taleplerinin kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle, ispatlanamayan asıl davanın ve karşı davanın reddine ortak çocuğu Eymen'in velâyet haklarının tedbiren taraflarca ortak olarak kullanılmasına, çocuğun tedbiren anne yanında kalmasına, baba ile çocuk arasında tedbiren kişisel ilişki tesisine, çocuk için dava tarihinden hükmen kesinleşmesi tarihine...
i, boşanma aşamasında olduğu eşinin kardeşi B.. B..'e 2-3 günlük geçici bir süre için bırakarak ayrılması şeklinde gerçekleşen olayda, suçun “kendi haline terk” unsurunun gerçekleşmemesi ve eylemin bakım ve gözetime yönelik yükümlülüklerine aykırılık oluşturmaması nedeniyle, bu davranışın TCK'nın 233. maddesinde düzenlenen aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğü ihlal suçunu da oluşturmaması karşısında, verilen beraat kararının Yerel Mahkemece isabetli olarak saptandığı değerlendirilerek yapılan incelemede; Eyleme ve yükletilen suça yönelik katılan M.. B.. vekilinin temyiz iddiaları yerinde görülmediğinden tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA, 11/09/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
İlk derece mahkemesince boşanmaya sebebiyet veren olaylarda “Eşine ve çocuklarına karşı ilgisiz olan, zorunlu ihtiyaçların karşılanmasını dahi lüks olarak gören ve müşterek haneyi terk eden" davalı-karşı davacı erkek tam kusurlu bulunarak kadının davasının kabulü ile boşanmaya karar verilmiş olup her ne kadar bölge adliye mahkemesince erkeğin bu kusurlu davranışlarının bir araya gelme nedeniyle kadın tarafından affedildiği, erkeğin başkaca bir kusurunun varlığının da kadın tarafından ispatlanamadığı gerekçesiyle kadının boşanma davasının da reddine karar verilmiş ise de; yapılan yargılama, toplanan deliller ve dinlenen görgüye dayalı tanık beyanlarından; erkeğe yüklenen eşine ve çocuklarına karşı ilgisiz olma ve zorunlu ihtiyaçların karşılanmasını dahi lüks olarak görme vakıalarının tarafların 26 yıldır evli oldukları da dikkate alındığında münferit olaylar olmayıp davalı erkeğin 2018 yılında ortak çocuğun nikahından bir hafta sonra ... yükümlülüklerinden kaçınmak maksadıyla evi terk...
KARŞI OY YAZISI Davacı vekili temyiz dilekçesinde davanın terke dayalı boşanma davası olduğunu, mahkemesinin dava sebebini değiştirerek şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanmaya karar vermesinin usul ve yasaya aykırı bulunduğunu, bu nedenle ihtara rağmen dönmeyen davalının nafaka alamayacağını belirterek, hükmü boşanma yönünden de temyiz etmiştir. Sayın çoğunluğunda kabul ettiği gibi dava Türk Medeni Kanununun 164. maddesine dayalı terk nedeniyle açılmıştır. Türk Medeni Kanununun 166/1. maddesine dayalı bir dava bulunmamaktadır. Delillerin Türk Medeni Kanununun 164. maddesi uyarınca değerlendirilerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmasının yerinde olmadığı düşüncesiyle, boşanma hükmün temyiz edilmediğine ilişkin sayın çoğunluk görüşüne katılmıyorum....
Eşlerden birinin haklı bir sebep olmaksızın birlikte yaşamaktan kaçınması, boşanma veya ayrılık davası açılması veya başka bir sebeple ortak hayatın olanaksız hale gelmesi hali dahi konutun aile konutu vasfını ortadan kaldırmaz. Toplanan delillerden tarafların 2012 tarihinde evlendikleri, bu tarihten beri dava konusu taşınmazda yaşadıkları ve daha sonra yaşanan olaylar sonucu önce davalı erkek eşin evi terk ettiği, daha sonra kadın eşin bu evi terk ettiği ancak davalı erkek eşin evi terk etmesine kadar burada birlikte yaşadıkları anlaşılmaktadır. Evlilik halen devam etmektedir ancak taraflar anlaşmazlık nedeniyle ayrı yaşamaktadırlar. Tarafların en son olarak birlikte oturdukları konutun davaya konu edilen konut olması karşısında; aile konutu olma vasfını yitirmediği anlaşılmaktadır....
birleşen boşanma davasının reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda erkeğin kusurlu olduğunu ve ortak konuttan kovulması nedeniyle kişisel eşyalarını dahi yanına alamayan kadının ziynet eşyalarını yanında götürdüğünün kabulünün hatalı olduğu belirtilerek birleşen boşanma davası ve ziynet alacağı davasının reddine dair İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması yönünden istinaf yasa yoluna başvurmuştur....
Davacı-karşı davalı vekili 24.10.2013 tarihli dava dilekçesinde; eşi ile anlaşarak 04.05.1998 tarihinde evlendiklerini, bu evlilikten ortak iki çocuklarının dünyaya geldiğini, davalı ile fikren ve ruhen anlaşamadıklarını, sürekli tartışma nedeniyle evliliğin zedelendiğini, karı koca ilişkisinin fiilen bittiğini, davalının evlilik boyunca ortak evi defalarca terk etmesi nedeniyle çocukları ve kendini mağdur ettiğini belirterek boşanmaya, velayetlerin kendisine verilmesi ile tazminat haklarının saklı tutulmasına karar verilmesini talep ve dava edilmiştir. Davalı-Karşı Davacı İstemi: 5....
Tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; ... erkek tarafından terk hukuki sebebine dayalı olarak açılan boşanma davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına karar verildiği, her ne kadar davalı-davacı kadın vekili tarafından erkeğin davasının kabulü yönünden istinaf başvurusunda bulunulmuşsa da davalı-davacı kadın vekili tarafından sunulan 09.11.2022 tarihli dilekçeyle, verilen boşanma kararının ... olduğu, boşanma kararının istinaf sebepleri arasında olmadığının belirtildiği ve erkeğin terk hukuki sebebine dayalı kabulüne karar verilen boşanma davasının istinaf edilmeyerek kesinleşmekle, davalı-davacı kadının evlilik birliğinden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmemek üzere ortak konutu terk ettiği ve geri dönmemekte haklı olduğunu ispatlayamadığı yönündeki kabulün de kesinleşmiş olduğu, bu halde boşanmaya sebebiyet veren olaylarda davalı-davacı kadın tam kusurlu olup, ... erkeğin kusurlu kabul edilmesi ... olmadığı gibi erkeğin davası hakkında verilen boşanma hükmü kesinleşmesine...
a gidip müşterek haneye dönmediğini, davalının boşanma davası açtığını davanın red edilip kesinleştiğini, noterden davalı ve vasisine eve dön çağrılı ihtarname çekilip tebliğ edildiğini, davalının cevap ihtarnamesi ile eve dönmeyeceğini beyan ettiğini, terk hukuki sebebine dayalı olarak tarafların boşanmalarına, 10.000,00 maddî tazminata, çocukların velâyetinin babaya verilmesine ve çocuklar lehine aylık 150,00 TL nafakaya karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vasisi cevap dilekçesinde özetle; davacının 6 senedir karısını ve torunu ...'yi görmeye gelmediğini, davacının hakareti nedeniyle kızının boşanmak istediğini ancak açtıkları boşanma davasının reddedildiğini, davacının kızının oturabileceği bağımsız bir ev olduğunu ispat etmesi gerektiği aksi taktirde ihtarın geçersiz olduğunu, kızına kusurunun olmadığını belirterek çocuklardan ...'...


