“Ayırtım gücü” eylem ve işlem ehliyeti olarak da tarif edilerek, aynı Yasa'nın 13. maddesinde “Yaşının küçüklüğü yüzünden veya akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk ya da bunlara benzer sebeplerden biriyle akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olmayan herkes bu Kanun'a göre ayırt etme gücüne sahiptir.” denmek suretiyle açıklanmış, ayrıca ayırtım gücünü ortadan kaldıran önemli nedenlerden bazılarına değinilmiştir. Önemlerinden dolayı bu ilkeler, söz konusu Yasa ile öteki yasaların çeşitli hükümlerinde de yer almışlardır. TMK.nın 15. maddesinde de ifade edildiği üzere, ayırtım gücü bulunmayan kimsenin geçerli bir iradesinin bulunmaması nedeniyle, Kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere, yapacağı işlemlere sonuç bağlanamayacağından, karşı tarafın iyiniyetli olması o işlemi geçerli kılmaz....
İlk Derece Mahkemesinin Son Kararı İlk Derece Mahkemesinin 23.09.2021 tarihli kararı ile hastaneden gelen raporlar gereği davalı-karşı davacının akıl hastalığı nedeniyle kısıtlanmasına karar verildiğinden erkeğe kusur yüklenemeyeceği belirtilerek kadının tam kusurlu olduğundan bahisle kadının davasının reddine ve erkeğin davasının kabulü ile tarafların 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmalarına ve fer'îlerine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı-karşı davalı kadın her iki dava yönünden de kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. B....
İlk Derece Mahkemesinin Son Kararı İlk Derece Mahkemesinin yukarıdaki başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kadının vesayet altına alınması gerektirecek bir akıl hastalığı veya akıl zayıflığının bulunmadığının anlaşıldığı, taraflar arasındaki evlilik birliğinin yeniden tesis edilemeyecek biçimde temelinden sarsıldığı, dava aşaması öncesinde erkeğin kadına karşı yaralama suçunu işlediği, bu eylemi nedeniyle mahkumiyet kararı verildiği, erkek ve ailesinin kadına hakaretler ve tehditte bulunduğu, erkeğin ailesinin tarafların evliliklerine müdahalesinin erkek tarafından engellenmediği; kadının ise agresif davranışlarının bulunduğu belirtilerek her iki davanın kabulü ile tarafların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca boşanmalarına, ortak çocukların anne ile yaşadıkları, anne ile yaşamak istedikleri, üstün yararları göz önüne alınarak velâyetlerinin anneye verilmesine, baba ile kişisel ilişki tesisine, ortak çocuklar yararına...
İlk Derece Mahkemesi’nin Son Kararı İlk Derece Mahkemesi’nin yukarıdaki başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, erkek için aldırılan sağlık kurul raporunda erkeğin bipolar denilen akıl hastalığı var ise de hastalığın mevcut hali ile iyilik döneminde olduğu ve vasi tayini gerekmediğine dair kanaat bildirildiği, erkeğin kadına hakaret ettiği, fiziksel şiddet uyguladığı, davranışlarını kontrol edemeyerek agresifleştiği, kadın ise erkeğin anne ve babası ile görüşmesini istemediği, hastalığı ile ilgilenmediği, ilaçlarını kullanmaması yönünde beyanlarda bulunduğu, hastanede tedavi olduğu dönemde kendisiyle ilgilenmediği gibi ziyaretine dahi gelmediği, boşanmaya sebep olan olaylarda tarafların eşit kusurlu olduğu gerekçesi ile 4721 sayılı Kanun’un 166 ncı maddesi gereğince asıl davanın ve birleşen davanın kabulüne, tarafların boşanmalarına, kadın yararına aylık 300,00 TL tedbir ve 450,00 TL yoksulluk nafakasına, kadının tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A....
İlgili kişinin hastalığından dolayı ağır hasar verme tehlikesi devam etmektedir...mahkeme en geç 19.02.2023 tarihine kadar vasiliğin kaldırılması veya devamı hususunda karar verecektir..." şeklinde karar verildiği görülmüş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yapılan kaldırma kararı sonrasında İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılamada Nevşehir Devlet Hastanesinden alınan 23/08/2021 tarihli sağlık kurulu raporu ile erkeğe "sınır mental kapasite" tanısı konularak erkeğin "akli dengesinin akıllıca yaşam sürmek için yeterli olduğu, normal bir yaşama izin verdiği, kendi işlerini görecek güce sahip olduğu, başkalarının emniyetini tehdit etmediği, akıl hastalığı nedeni ile vasi tayini gerekmediği, hakimlikçe dinlenmesinde yarar olduğu" belirtilmiştir. Dava ve taraf ehliyeti kamu düzenine ilişkin olup mahkemelerce doğrudan doğruya (re’sen) gözönünde tutulur....
Ancak bu düzenlemelerde sadece erteleme ve seçenek yaptırımlarla ilgili karar verilemeyeceği belirtmekle beraber, sanığın beraat etmesi veya hakkında meşru müdafaa veya tahrik hükmünün uygulanması gerekirse yahut yaş küçüklüğü uygulanacaksa veyahut akıl hastalığı varsa ya da suç vasfında değişiklik söz konusuysa, ve yine 65 yaşını doldurmuş veya 18 yaşından küçük sanıkların önceden hapis cezalarına mahkumiyetleri olmaması halinde kısa süreli hapis cezalarının TCK 50/3'üncü maddelerindeki koşullar varsa seçenek yaptırımlardan birine çevirme zorunluğu, bu ve benzeri hallerde hükmün olduğu gibi açıklanması hukuka uygun olmayacaktır. Çünkü örneklediğimiz durumlardan biri söz konusu ise hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı CMK 223. maddede sayılan hükümlerden olmadığı için kesin ve dokunulmaz hükümlerden sayılamayacaktır....
C.İlk Derece Mahkemesinin Son Kararı İlk Derece Mahkemesinin yukarıdaki başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kadının evlenmeye engel teşkil edecek akıl hastalığı olduğu, bu sebeple kadına kusur yüklenemeyeceği, asıl davanın 4721 sayılı Türk Medeni Kanun'un (4721 sayılı Kanun) 165 inci maddesi istemine ilişkin olmadığı bu nedenle asıl davanın reddi gerektiği, karşı dava yönünden ise alınan Adli Tıp Kurumu raporu uyarınca, erkeğin cinsel birlikteliğe engel bir rahatsızlığı olmadığı, karşı davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle reddi gerektiği ve karşı boşanma davası ile birlikte açılan ziynet alacağı davasının da ispatlanamadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı-karşı davacı kadın vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. B....
Temyiz Sebepleri Davacı- davalı erkek vekili; kadının boşanma davası reddedildiği halde kadın yararına tazminatlara hükmedilmesinin, kadının akıl hastalığı yönünden araştırma yapılmamasının, kusur belirlemesinin usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; kusur belirlemesi, tazminatlar yönünden kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, kusur belirlemesi, kadın yararına hükmedilen tazminatlar noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 4 üncü maddesi, 166 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 162 nci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 nci ve 51 inci maddeleri. 3....
Dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde, öncelikle belirtmek gerekir ki; Adli Tıp Kurumu Dördüncü Adli Tıp İhtisas Kurulu’nun 19.07.2013 tarihli ve Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Genel Kurulu’nun 25.09.2014 tarihli raporlarında kadının akıl sağlığı hakkında “…fiil ehliyetini müessir ve kişide şuur ve hareket serbestisi ile olayları kavrayıp onlardan sağlıklı sonuçlara varabilme yeteneğini ortadan kaldıracak mahiyet ve derecede herhangi bir akıl hastalığı veya zeka geriliği tespit edilmediği, dava dosyasının tetkikinden ...’a gittiği tarih olan 15.10.2010 ve dava tarihi olan 28.10.2010 tarihlerinde fiil ehliyetini ortadan kaldıracak mahiyet ve derecede psikotik bir akli arıza içinde bulunduğunu gösteren tıbbi bulgu ve belgeye rastlanmadığı,…” şeklinde görüş bildirildiği, bu açıklamalardan kadının fiil ehliyetinin tam ve eylemlerinin iradi olduğu hususu kuşkusuzdur....
CEVAP 1.Davalı erkek 13.08.2018 tarihli cevap dilekçesinde özetle; iddiaların asılsız olduğunu, kadının erkeğin tedavisinde yardımcı olmadığını, ilaçlarını aksattığını, sürekli evi terk ettiğini, maaş ve bakım parasının kadının elinde olduğu için eve bakmadığını iddia edemeyeceğini, sürekli hakaret ettiğini, herkesin içinde deli dediğini, eş olarak görmediğini ve saygı duymadığını davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı asıl 04.10.2021 tarihli ıslah talebine karşı cevap dilekçesinde özetle; ıslahın haksız ve kötü niyetli olduğu, yargılamanın bu zamana kadar akıl hastası hastalığı iddiası ile yürüttüğü ve tüm tanıkların bu doğrultuda dinlendiği, delillerin toplandığı, dosya içerisine alınan raporu kabul etmese de sağlık raporunda akıl hastalığının olmadığının belirtildiği, bu rapor doğrultusunda davacının davasının reddedileceğini anladığı için kötü niyetli olarak ıslah talebinde bulunduğundan ıslah talebinin ve davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir...


