WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 13 Haziran 2026

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı-karşı davacı kadının akıl hastası olduğu ve kısıtlandığı, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 165. Maddesinde düzenlenen akıl hastalığı hukuki sebebine dayalı bir davanın bulunmadığı, akıl hastası olan kadının hareketleri iradi olmadığından kendisine kusur yüklenemeyeceği; davacı-karşı davalı erkeğin ise eşinin ihtiyaçlarını karşılamadığı, rahatsızlığında hastaneye götürmediği, eşine ayrı bir konut açmadığı, eşini ahırda ve tarlada çalıştırdığı; boşanmaya sebep olan olaylarda erkeğin tam kusurlu olduğu gerekçesiyle erkeğin davasının ve tazminat taleplerinin reddine, kadının davasının kabulü ile tarafların 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca boşanmalarına, ortak çocuk ...'...

Mazhar Osman Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nden alınan heyet raporunda ise; davalının halen vesayeti gerektirecek nitelikte akıl hastalığı yada zayıflığının saptanmadığı, kişisel ilişki kurulması konusunda çocuğun çocuk psikiyatrisi tarafından dava dosyası ile birlikte ayrıntığı değerlendirilmesi neticesinde karar verilmesinin uygun olacağı belirtilmiştir. Her ne kadar yargılama sırasında velayete ilişkin birden çok kez sosyal inceleme raporu alınmış ise de; bu rapor içeriklerinden de anlaşılacağı üzere çocuk hakkında baba ile kurulacak kişisel ilişkinin çocuğun üstün yararına uygun olup olmayacağı hususunda çocuk psikyatrisi tarafından inceleme ve değerlendirme yapılmamış olup raporların yeterli olmadığı görülmektedir....

Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kadının akıl hastalığı nedeniyle kısıtlanarak vesayet altına alınmasına ve annesinin velâyeti altına konulmasına karar verildiği, erkek tarafından akıl hastalığına dayalı olarak açılmış bir dava bulunmadığı, kadının hareketleri iradi olmadığından kadına kusur yüklenemeyeceği ve evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebine dayanılarak boşanmaya karar verilmesinin mümkün olamayacağı erkeğin 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrasına dayalı olarak açtığı davasının reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle, davalı kadın vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm tesisine, davacı erkeğin davasının reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A....

Mahkemece davanın kısmen kabulü ile, müşterek çocuk için ödenen aylık 200,00 TL iştirak nafakasının 275,00 TL ye yükseltilmesine karar verilmiş, davalı vekili davalıya vasi tayin edildiği ve yargılama sırasında tebligatların usulüne uygun olarak vasiye yapılmadığını ileri sürerek kararı temyiz etmiştir. 4721 sayılı TMK nun 405. maddesi gereğince; "Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle işlerini göremeyen veya korunması ve bakımı için kendisine sürekli yardım gereken ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye sokan her ergin kısıtlanır. Görevlerini yaparlarken vesayet altına alınmayı gerekli kılan bir durumun varlığını öğrenen idarî makamlar, noterler ve mahkemeler, bu durumu hemen yetkili vesayet makamına bildirmek zorundadırlar." 7201 sayılı Tebligat Kanunun ......

maddeleri kapsamına girebilecek herhangi bir akıl hastalığı veya akıl zayıflığı bulunup bulunmadığı, şayet varsa bu nedenle işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp algılayamayacağı veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin azalıp azalmadığı hususlarında Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas kurulundan veya bu ölçütlere göre oluşturulmuş üniversite hastane heyetinden gerekirse gözlem altına alınıp rapor alınarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur....

Bozma Kararı 1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı-karşı davalı kadın vasisi tarafından davanın kabulü, kusur belirlemesi, reddedilen nafaka yönünden temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Dairenin 14.11.2022 tarihli kararı ile mevcut olaylara göre evlilik birliğinin devamı eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığı, ne var ki, bu sonuca ulaşılması tamamen ... erkeğin tutum ve davranışlarından kaynaklanmış olup, davalı-karşı davacı kadına atfı mümkün hiçbir kusur gerçekleşmediği, zira toplanan delillere ve tanık beyanlarına göre, davacı-karşı davalı erkeğe “fiziksel şiddet, küçük düşürücü ve aşağılayı söz ve davranış, kadının evden gitmesini isteme” vakıalarının kusur olarak yüklenmesi gerektiği, ... erkeğin tam kusurlu olduğu, diğer yandan, davalı-davacı kadının akıl hastalığı nedeniyle 4721 sayılı Kanun'un 405 inci maddesi gereği kısıtlanarak vasi atanmasına karar verildiği davacı-karşı davalı erkek tarafından akıl hastalığına dayalı olarak açılmış...

D.Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, kadının evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini getirmemek maksadıyla davacıyı terk ettiğinin veya haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmediğinin, ortak hayata son verme kastı taşıdığının ispatlanamadığı, aksine davalı kadının eşinde bulunan akıl hastalığı sebebiyle evde yaşanan birtakım problemlerden dolayı ve hamile iken hastaneye muayene için götürülmemesi ve ilgilenilmemesi sebebiyle evden ayrılmak zorunda kalarak baba evine sığındığı, dolayısıyla davacının akıl hastalığı nedeniyle cereyan eden olumsuz tutumları ve kadının hamilelikten kaynaklanan maddî ve manevî ihtiyaçlarının karşılanmaması sebebiyle haklı olarak evi terk ettiği, erkeğin, kadını ortak konutu terk etmeye zorladığı belirtilerek ortak konutu terk etmeye zorlayan konumunda bulunduğu anlaşılan davacının terk hukuki nedenine dayalı boşanma davası açma hakkı bulunmadığı için erkeğin davasının reddine, tarafların...

nin davasının kabulüne, tarafların 4721 Sayılı Kanun'un 166 ncı maddesi gereğince boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin annesine verilmesine, çocuk ile babası arasında kişisel ilişki kurulmasına, aylık 300,00 TL tedbir-iştirak, kadın yararına aylık 300,00 TL tedbir-yoksulluk nafakasına, 13.000,00 TL maddî, 12.000,00 TL manevî tazminata, davalı-karşı davacının akıl hastalığı nedeniyle açmış olduğu davanın reddine karar verilmiştir. B....

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıdaki başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; evlilik birliği içerisinde davalı kadının zina eyleminde bulunduğunun sabit olduğu gerekçesi ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 161 inci maddesi gereğince tarafların boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin davacı babaya bırakılmasına, davalı anne ile yatısız kişisel ilişki tesisine, davacı erkeğin terditli boşanma talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, karar, davalı kadın tarafından hak düşürücü süre, davanın kabulü ile boşanma ve kusur belirlemesi yönünden istinaf edilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davalı kadının psikolojik tedavi gördüğü anlaşıldığından psikolojik rahatsızlığı ve akıl hastalığı olup olmadığı yönünden sağlık kurulu raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile başvurunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının istinaf sebepleri incelenmeksizin kaldırılmasına, dosyanın Mahkemesine...

Bilindiği üzere boşanma; hukuken geçerli olan bir evliliğin kanundaki şartların gerçekleşmesi halinde mahkeme kararı ile sona erdirilmesini ifade etmekte iken, evlenmenin butlanı; kanun tarafından aranan geçerlilik koşullarını taşımayan bir evliliğin mahkeme kararıyla sona erdirilmesini ifade etmektedir. 14. Diğer yandan mevzuat hükümlerimiz uyarınca, davacının açtığı davada öncelikle evlenmenin butlanını, olmadığı takdirde ise kademeli olarak boşanma isteminde bulunması mümkündür. Ancak böyle bir durumda mahkemece öncelikli olarak evlenmenin butlanı isteminin incelenip, butlan isteminin reddi hâlinde boşanma istemi incelenebilir hale gelecektir. 15. Eldeki davada da nispi butlan sebepleri nedeniyle öncelikle evliliğin iptali, bunun mümkün olmaması hâlinde boşanma isteminde bulunulmuştur. 16. Evlenme, Türk Medeni Kanunu açısından karşı cinsten iki insanın evlendirmeye yetkili memur önünde karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarını açıklaması ile oluşur (TMK m.142)....

UYAP Entegrasyonu