WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 04 Haziran 2026

Şikayet dilekçesinde meskeniyet şikayetinden söz edilmesi, HMK'nun 33. maddesi gereğince, hukuki tavsifin hakime ait olması nedeniyle sonuca etkili olmayıp, İİK'nun 82/1-12. bendinde yer bulan yasal düzenleme uyarınca, meskeniyet şikayetinin yalnızca takip borçlusuna tanınmış bir hak olduğu, takipte borçlu sıfatı taşımayan 3. kişinin bu konuda şikayet hakkının bulunmadığı da nazara alınarak, talebin haczin kaldırılması şikayeti olarak nitelendirilmesi gerekir. Zira, şikayetçi üçüncü kişi şikayet dilekçesinde haczin kaldırılmasını talep etmiştir. Hukuk Genel Kurulu'nun 07/04/2004 tarih ve 2004/12-210 E. 2004/208 K. sayılı kararında da açıklandığı üzere, taşınmazın, borçlunun borcu nedeniyle haczedilebilmesi için haciz tarihinde borçlu adına kayıtlı olması zorunludur. Takipte borçlu sıfatı bulunmayan üçüncü kişinin, mülkiyeti kendisine ait taşınmaza konulan haczin kaldırılmasını icra mahkemesinden şikayet yolu ile isteme hakkı vardır....

Davacı, icra dosyasına vermiş olduğu 01.10.2010 günlü dilekçesinden sonra 15.10.2010 günlü dilekçesi ile kendisine yapılan tebliğ işlemlerinin usulsüz olduğunu ileri sürerek İcra Hukuk Mahkemesinde şikayet yoluna başvurmuştur. Beyoğlu 3. İcra Hukuk Mahkemesince şikayet üzerine yapılan yargılama sonucunda verilen 24.11.2010 günlü kararda; "...davacımn, şikayet konusu tüm tebliğlerin en geç 01.10.2010 tarihinde muttali olduğu ve şikayetin bu ıttıla tarihinden itibaren 7 günlük şikayet süresi geçtikten sonra 15.10.2010 tarihinde yapıldığı..." gerekçesiyle şikayetin süre yönünden reddine karar verilmiş ve bu karar kesinleşmiştir....

İcra Müdürlüğü'nün 2010/15500 Esas sayılı dosyasından yaptıkları icra takibinin kesinleşmesi ile Borçka İş Bankası şubesine haciz ihbarnamesi tebliğ ettiklerini, verilen cevapta hesapta para olduğu ancak söz konusu hesaba daha önceden İstanbul 5. İcra Müdürlüğü'nden konulmuş hacizlerin bulunduğu bildirildiğinden sıra cetveli hazırlanmak üzere paranın bu dosyaya gönderilerek sıra cetvelinde şikayet olunana ödendiğini, oysa anılan dosyada daha önce gönderildiği belirtilen haciz ihbarnamesine muhatap bankanın itiraz etmesi ve daha önce para bulunmadığı yolunda cevap bildirmesiyle haciz işleminin gerçekleşmediğini, ileride doğması muhtemel alacaklara birinci haciz ihbarnamesi ile haciz konulması mümkün olmadığı halde haciz varmış gibi işlem yapılmasının doğru olmadığını ileri sürerek, 06.03.2013 tarihli sıra cetvelinin iptali ile 7.921,72 TL'nin müvekkiline ödenmesini talep ve dava etmiştir. Şikayet olunan vekili, şikayetin reddini istemiştir....

İcra Müdürlüğü’nce düzenlenen 03.04.2014 sıra cetvelinde tüm satış bedelinin şikayet olunan ... Mensucat San. Tic. Ltd. Şti.’ne verildiğini, ancak adı geçen şikayet olunanın ve diğer şikayet olunanın süresinde satış istememeleri nedeniyle hacizlerinin düştüğünü, ilk haczin müvekkilinin 26.10.2007 tarihli ihtiyati haciz olduğunu, ödeme emrinin de 31.10.2007’de tebliğ olduğunu ve sıra cetvelinde ilk sırada yer alması gerektiğini ileri sürerek, sıra cetvelinin iptaline karar verilmesini talep ve şikayet etmiştir.Şikayet olunan ... Mensucat San. Tic. Ltd. Şti.vekili, süresi içinde satış avansı yatırılarak satış talebinde bulunulduğunu ve müvekkilin haczinin ayakta olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.Şikayet olunan ... (Temlik Alan ... Varlık A.Ş) vekili, şikayete cevap vermemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; Şikayet olunan ....'...

şikayetin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.Hukuk Genel Kurulu 'nun 07.04.2004 tarih ve 2004/12-210 E. 2004/208 K. sayılı kararında da açıklandığı üzere, taşınmazın borçlunun borcu nedeniyle haciz edilebilmesi için haciz tarihinde borçlunun adına kayıtlı olması zorunludur.Somut olayda şikayete konu taşınmazın, haciz tarihinde borçlu adına tapuya kayıtlı olup, daha sonra asliye hukuk mahkemesince tapunun iptali ile taşınmazın üçüncü kişiler adına tesciline karar verildiği, ilamda açıkça haczin kaldırılması yönünde hüküm tesis edilmediği görülmüştür....

İİK'nun 16. maddesine göre; “Kanunun hallini mahkemeye bıraktığı hususlar müstesna olmak üzere icra ve iflas dairelerinin yaptığı muameleler hakkında kanuna muhalif olmasından veya hadiseye uygun bulunmamasından dolayı icra mahkemesine şikayet olunabilir. Şikayet bu muamelelerin öğrenildiği tarihten yedi gün içinde yapılır.” Şikayetçiye tebliğ edilen 89/2 haciz ihbarnamesinin 24.03.2015 tarihinde Tebligat Kanunu'nun 21. maddesine göre usulüne uygun tebliğ edildiği anlaşıldığından haciz ihbarnamesi tebliğlerinden en geç bu tarihte haberdar olmuş sayılacağından 05.05.2015 tarihinde icra mahkemesine yapılan başvuru, İİK'nun 16/1. maddesinde öngörülen yasal yedi günlük süreden sonra olduğundan, mahkemece istemin süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle reddi isabetsiz ise de, sonuçta istem reddedildiğinden, sonucu itibariyle doğru olan kararın onanması gerekmiştir....

- K A R A R - Şikayetçi vekili, müvekkilinin vergi mükellefi borçlu hakkında vergi borçlarının tahsiline yönelik başlatılan icra takibi sonucunda, borçlu adına kayıtlı bulunan taşınmaz üzerine 20.11.2008 tarihinde haciz konulduğunu, anılan taşınmazın satılması üzerine kalan bedelin tüm alacaklılar arasında garameten paylaştırılması yoluna gidildiğini, müvekkili kurumun haczinin birinci sırada olması nedeniyle, satış masrafları düşüldükten sonra kalan tüm bedelin kamu alacaklısı olan müvekkili kuruma gönderilmesi gerektiğini, garameten paylaştırmanın usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek sıra cetvelinin iptalini talep ve şikayet etmiştir. Şikayet olunan ... İl Müdürlüğü vekili, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini savunarak şikayetin reddini istemiştir. Şikayet olunan ... vekili, sıra cetvelinin usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak şikayetin reddini istemiştir....

Bu durumda, mahkemece, yukarıda açıklama ve ilkelere uygun olarak, ilama dayalı nafaka alacaklısı olan şikayetçinin haczinin, haczi daha önceki tarihli olan şikayet olunanın haczine iştirak edebileceği, İİK'nın 140/ 2. ve 3. maddesi hükümleri uyarınca, nafaka alacağının haciz talep tarihinden önceki son bir yıl içerisinde tahakkuk etmiş olan kısmının, İİK.'nın 206/4-C maddesindeki imtiyazlı durumu nedeniyle satış bedelinden öncelikli olarak karşılanması, para artması durumunda, artan paranın, şikayetçinin alacağının anılan imtiyazdan yararlanmayan kısmı ile şikayet olunanın alacağı arasında garameten paylaştırılması gerektiği gözetilerek, bu miktarların bilirkişi raporu ile belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye ve yanılgılı gerekçeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır....

Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ihtiyati haciz kararına istinaden ihtiyati haciz uygulanması, genel anlamda bir takip işlemi olmayıp, niteliği itibariyle tedbir vasfında bulunduğundan, icra takibinin durdurulmasının ihtiyati haczin infazına engel olmayacağı, itirazın iptali davasının süresinde açılmış olması ile ihtiyati haczin geçerliliğini koruduğu, ihtiyati haciz kararına istinaden yeni haciz yapılmasını engelleyen yasal bir düzenlemenin bulunmadığı gerekçeleriyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikayetçi borçlu vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri İstinaf başvuru dilekçesindeki şikayet sebeplerini aynen tekrar ettiği görülmüştür. C. Gerekçe 1....

Somut olayda, şikayetçi vekili, şikayet dilekçesi kapsamında ve özellikle sonuç kısmında alacağın esasına yönelik muvazaa iddiasında bulunmadan, şikayet olunanın takip dosyasındaki ödeme emrinin tebliğindeki usulsüzlük sebebiyle geçerli bir kesinleşmiş takip ve dolayısıyla geçerli bir haciz bulunmaması nedeniyle paylaşıma konu paradan pay alamayacağını ileri sürerek, yalnız sıraya itiraz etmiştir. HMK'nın 26/1. maddesi gereğince "Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez." Mahkemece, uyuşmazlığın esasının incelenmesi gerekirken, itiraza dayanak iddia edilen vakıalardan yola çıkarak, ileri sürülmeyen sonuçlar çıkarılıp, takibe yönelik muvazaa iddiasının, takibin bütününe ve alacağa yönelik yapıldığının kabulüyle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır....

UYAP Entegrasyonu