Taraflar mümkün ise aynen taksim edilmesini, mümkün değil ise satış suretiyle ortaklığın giderilmesini talep etmiştir. Bu durumda mahkemece, taraflarca aynen paylaştırılması istenen 19 adet bağımsız bölüm ve bunları paylaşacak 8 adet paydaş ve ölen paydaşların mirasçısı bulunduğuna göre yukarıda belirtilen ilke ve esaslar doğrultusunda, paydaşların bir kısmının rızasının olması halinde başkaca alternatifler araştırılarak, kabul eden tarafların payı müşa bırakılmak veya gerektiğinde ivaz ilavesi yapılmak suretiyle aynen taksimin mümkün olup olmadığı yönünde bilirkişi raporu alınarak taksim suretiyle ortaklık giderilmelidir....
Mahkemece; davacının ziynet alacağı davasının kabulü ile, dava tarihindeki toplam değeri 19.200 TL olan her biri 16 gram ağırlığındaki 12 adet bileziğin, dava tarihindeki değeri 3.000 TL olan bir adet altın setin, dava tarihindeki değeri 5.680 TL olan 40 adet çeyreğin, dava tarihindeki değeri 750 TL olan üç adet yüzüğün, dava tarihindeki değeri 568 TL olan bir adet cumhuriyet altının aynen, aynen mümkün değilse yukarıda sayılan ziynet eşyalarının toplam değeri olan 29.198 TL olan, ancak taleple bağlı kalınarak 28.200 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının eşya alacağı davasının kısmen kabulü ile, değeri 500 TL olan 1 adet yemek takımı, değeri 150 TL olan 1 adet tencere takımı, değeri 20 TL olan 1 adet nevresim takımı, değeri 50 TL olan 1 adet uyku seti, değeri 150 TL olan 3 adet halı, değeri 20 TL olan 1 adet battaniyenin aynen, aynen mümkün değilse yukarıda sayılan çeyiz eşyalarının toplam değeri olan 890...
Davalı vekili cevap dilekçesinde, ortaklığın aynen taksim suretiyle giderilmesini istemiştir. Mahkemece davanın kabulüne, ortaklığın aynen taksim suretiyle giderilmesine karar verilmiştir. Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir. Paydaşlığın (ortaklığın) giderilmesi davaları iki taraflı, taraflar için benzer sonuçlar doğuran davalardır. Bu davalarda davalı da davacı gibi aynı haklara sahiptir. Bu nedenle davacının satış suretiyle paylaşma istemesi davalıların aynen paylaşma istemesine engel teşkil etmez. Paydaşlığın giderilmesi davalarında mahkemece malın aynen bölünerek paylaştırılmasına karar verilebilmesi için taşınmazın yüzölçümü, niteliği, pay ve paydaş sayısı ve tarım arazilerinin niteliği ile imar mevzuatına göre aynen taksimin mümkün olup olmadığının araştırılması gerekir. Taşınmazın önemli ölçüde bir değer kaybına uğraması söz konusu ise aynen bölünerek paylaştırılmasına karar verilemez. Keza paydaşlar rıza göstermedikleri takdirde taşınmazın bir bölümü paylı bırakılamaz. ........
Mahkemece taşınmazlardan ... nolu parselin aynen diğerlerinin ise satılarak ortaklığının giderilmesine karar verilmiş hüküm davalılardan ... vekilince aynen taksimine karar verilen ... nolu parsele yönelik temyiz edilmiştir. Dava konusu ... nolu parsel 653100 m² büyüklüğünde tarla vasfında olup halen tarafların ortak murisi ... adına tapuya kayıtlı bulunmaktadır. Davacı vekili taşınmazın aynen, mümkün olmadığı takdirde satılarak ortaklığının giderilmesini talep etmiş mahkemece yapılan keşif neticesinde alınan bilirkişi raporunda taşınmazın aynen taksiminin mümkün olduğunun belirtilmesi üzerine aynen taksime ilişkin ifraz projesi hazırlanmış ve bu projenin onaylanmasından sonra mahkemece taşınmazın aynen taksimine karar verilmiştir. Temyiz talebinde bulunan davalı ......
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: 5237 sayılı Yasada, erteli para cezalarının aynen infazına ilişkin düzenleme bulunmadığı halde sanık hakkında Karapınar Sulh Ceza Mahkemesince verilen erteli ağır para cezasının aynen infazına karar verilmesi karşısında, kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden, (KARAPINAR) Sulh Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen 24.05.2006 gün ve 2006/75-153 sayılı kararın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309.maddesinin 4.fıkrasının (d) bendi uyarınca BOZULMASINA, hükümde yer alan, "Karapınar Sulh Ceza Mahkemesince verilen 09.11.2004 gün ve 2004/61 Esas, 2004/262 sayılı erteli ilamın TCK.'nın 51/7. maddesi uyarınca aynen infazına" ilişkin bölümün hüküm fıkrasından çıkarılmasına, tecilli mahkumiyetin infazına yer olmadığına, hükmün diğer bölümlerinin aynen korunmasına, 03.02.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Ortaklığın giderilmesi davalarında istek olduğu takdirde asıl olan aynen taksim suretiyle ortaklığın giderilmesidir. Yargıtay uygulamalarında, üzerinde yapı bulunan taşınmazlarda aynen taksim isteminin, paylaşmanın kat mülkiyetine çevrilmesi istemini de kapsadığı kabul edilmektedir. Bu tür davaların özelliği olarak gerek davacı taraf ve gerekse davalı taraf aynı haklara sahiptir. Davalılar aynen taksim istediğine göre öncelikle bu istemin değerlendirilmesi gerekmektedir. Somut olayda davacı ortaklığın satış suretiyle giderilmesini, davalılar ise ortaklığın kat mülkiyeti kurularak aynen taksim suretiyle giderilmesini istemiş, kat mülkiyetinin kurulması şartlarının oluşup oluşmadığını tespit için keşif ve bilirkişi incelemesi yapılacağından mahkemece belirlenen gider avansının bunu isteyen davalılar tarafından karşılanması gerekirken davacıya da Kat Mülkiyeti Kanunu uyarınca mehil verilip yerine getirmediğinden bahisle davanın tümden reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir....
Mevcut davada ise öncelikle aynı mobilyaların aynen iadesi, bu mümkün olmadığı takdirde rayiç bedellerinin tahsili talep edilmiştir. Yukarıda işaret edildiği üzere mobilyaların halen muhafaza altında olduğu ve aynen iadesinin mümkün bulunduğu anlaşılmaktadır. Şu halde aynen iadesi mümkün bulunan malzemelerin iadesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde bedelinin hüküm altına alınması doğru olmamıştır. Kabule göre de; davacı tarafından iş bedelinin tahsiline yönelik 2003 yılında açılan önceki davada davalı yanca malzemeler üzerinde muaraza çıkartılmadığı, davacı yanca malzemelerin geri alınmasına engel olunmadığı da dikkate alındığında aynen iadenin mümkün olmaması halinde dahi malzeme bedellerinin hesabında 2003 yılı piyasa rayiçleriyle hesap yapılması gerekirken dava tarihini de aşar şekilde 2008 yılı fiyatlarıyla yapılan hesaba itibar edilerek karar verilmesi de hatalı olmuştur. Açıklanan nedenlerle karar bozulmalıdır....
ilamı ile erteli olan mahkumiyetinin 5237 sayılı TCK.nun da adli para cezalarının aynen infazına ilişkin bir düzenleme bulunmadığından aynen infazına karar verilemeyeceğine ilişkin olması nedeniyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı yerinde görülmediğinden dosyanın, itirazı incelemeye yetkili Yargıtay Ceza Genel Kurulu'na gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 31.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: 5237 sayılı yasada, erteli para cezalarının aynen infazına ilişkin düzenleme bulunmadığı halde sanık hakkında Eskil Asliye Ceza Mahkemesince verilen erteli adli para cezasının aynen infazına karar verilmesi karşısında, kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden, (ESKİL) Sulh Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen 14.05.2008 gün ve 2006/136, 2008/40 sayılı kararın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309.maddesinin 4.fıkrasının (d) bendi uyarınca BOZULMASINA, hükümde yer alan, “Eskil Asliye Ceza Mahkemesinin sanık hakkındaki 2006/90, 2006/92 sayılı ve 26.04.2006 kesinleşme tarihli kararının aynen infazına,” şeklindeki bölümün hüküm fıkrasından çıkarılmasına, tecilli mahkumiyetin infazına yer olmadığına, hükmün diğer bölümlerinin aynen korunmasına, 03.03.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
hapis cezasının TCK'nin 58/7. maddesi uyarınca aynen infazına” şeklindeki hüküm fıkrasının çıkartılarak düzeltilmesiyle ve sair kısımların aynen bırakılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 02.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi....


