Her iki davanın taraflarının aynı olduğu, aynı sözleşme ilişkisine dayanılarak açılmış oldukları, birinin sözleşmenin haksız feshi, sözleşmeye aykırılık ve ayıplı ifa nedeniyle tazminat istemlerine, diğerinin ise sözleşme nedeniyle düzenlenen fatura alacağına istinaden başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, her iki davada delillerin benzer olması, usul ekonomisi açısından yargılamanın birlikte yürütülmesinin tarafların menfaatlerine daha uygun düşecek olması ve biri için verilecek hükmün diğeri için de önem taşıması nedeniyle aralarında bağlantı bulunduğu kabul edilmiştir. Bu nedenle HMK nun 166/1 maddesi gereğince tarafları ile dava konusu itibarıyla ve aralarındaki hukuki- fiili irtibat nedeniyle mahkememiz dosyasının .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M / Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Mahkememiz dava dosyasının, .......
kabul edilmediğini belirterek sözleşmenin ayıplı ifa nedeniyle feshine, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla satım bedelinden 500,00 TL'nin sözleşme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir....
- K A R A R - Davacı vekili, davalının araç ithalatı yapan dava dışı bir şirketle yaptığı anlaşma gereği söz konusu şirketin yetkili satış bayii olduğunu, taraflar arasında ise ithal edilen bazı araçların teşhiri ve satışı hakkında yetki sözleşmesi yapıldığını, müvekkilinin bu sözleşmeye istinaden davalıdan almış olduğu bir motorsikleti dava dışı ... sattığını, ... aracın gizli ayıplı olduğunu ileri sürerek tüketici mahkemesinde müvekkili ve ithalatçı firma aleyhine aracın bedelinin iadesi talebiyle bir dava açtığını, mahkemenin aracın bedelinin tahsiline karar verdiğini ve kararın kesinleştiğini, ... söz konusu kararı icraya koyduğunu ve müvekkilinden 2.000,00 TL tahsil ettiğini, davalının müvekkiline ayıplı mal satması nedeniyle müvekkilinin uğramış olduğu zarardan sorumlu olduğunu, müvekkilinin bu bedelin tahsili amacıyla davalı hakkında icra takibi başlattığını, davalının itirazı üzerine açılan itirazın iptali davasında 1.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline...
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Ayıplı araç satışı nedeniyle alacak talebine ilişkin olarak açılan davada, Bursa 10. Asliye Hukuk ile İstanbul 24. Asliye Hukuk Mahkemelerince ayrı ayrı yetkisizlik kararı verilmesi nedeni ile dosyada son karar Bölge Adliye Mahkemelerinin faaliyete geçmesinden sonra verilmiş ise de iki farklı Bölge Adliye Mahkemesinin yargı çevresinde kalan mahkemelerce karşılıklı olarak yetkisizlik kararı verilmiş olması ve 5235 sayılı Kanunun 36/3. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemeleri hukuk dairelerinin görevinin yargı çevresi içerisinde bulunan adlî yargı ilk derece hukuk mahkemeleri arasındaki yetki ve görev uyuşmazlıklarını çözmek olduğundan yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü: KARAR Dava, ayıplı araç satışı nedeniyle bedel iadesi istemine ilişkindir. Bursa 10. Asliye Hukuk Mahkemesince, satım akdinden kaynaklanan ihtilaf sebebiyle davacının davasını, HMK'nın 6....
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, satın alınan traktörün ayıplı olması nedeniyle sözleşmenin feshi ile davacının ödediği satış bedelinin davalılardan tahsili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. Bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı YİBK). 2. Yargıtay Dairesince bozulan bir hükmün, bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme, kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. (04.02.1959 tarihli ve 13/5 sayılı YİBK). 3. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 207 nci maddesinde; "Satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir." , 4....
Temyiz Sebepleri Davalı vekili; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun muhteviyatı itibariyle hükme esas alınamayacak nitelikte olduğunu, mahkemece davacının talep edebileceği tazminat tutarının uzman bilirkişi aracılığıyla nispi metod yöntemi ile tespit edilmesi gerektiğini, bilirkişi tarafından hiçbir araştırma yapılmaksızın aracın ilk satış bedelinden, davacının dava dışı 3. kişiye gerçekleştirdiği sözde satış bedelinin çıkartılarak hesap edilen miktara mahkemece hükmedildiğini, mahkemece bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeksizin, aracın piyasa rayiç satış bedelini ihtiva etmeyen bilirkişi raporunu hükme esas alarak karar vermesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, malın ayıplı olması nedeniyle bedel iadesi istemine ilişkindir. 2....
Davacıya iadesine karar verilen malın kullanılmış olması nedeniyle davacının da fayda elde ettiği gözetilerek, faizin başlangıç tarihinin aracın iade tarihi olarak kabulünde zorunluluk vardır. Yerel mahkemece araç bedeline, satış tarihinden itibaren faiz uygulanmıştır. Davacının elinde bulunan aracın davalılara iadesi ile faize hak kazanılacağı gözetilmeden araç satış tarihinden itibaren faize hükmedilmesi isabetsiz olup, hükmün bu nedenle bozulması gerekirken, bu yön gözden kaçırılarak kararın onandığı anlaşıldığından davalılar vekillerinin bu yöne ilişkin karar düzeltme isteminin kabulü gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar ......
Davacı vekili dava dilekçesinde aracın misli ile değişimini, bunun mümkün olmaması halinde araç bedelinin iadesini talep etmiştir. Yargılama esnasında davacı tarafından aracın 3. bir kişiye satılmasından dolayı misli ile değişimin veya bedel iadesinin fiilen mümkün olmayacağı gerekçesi ile aracın ayıpsız satışı ile ayıplı satışı arasındaki farkın (değer kaybı zararının) ıslah ile talep edildiği anlaşılmıştır....
Davacı, bağımsız bölümün süresinde teslim edilmemesi nedeni ile sözleşmeden dönme, ödenen bedelin iadesi, konut kredi sözleşmesinin feshi, ödenen taksitlerin faizi ile iadesi, konuttaki ipotek şerhinin kaldırılması ve kira kaybının tahsili istemi ile eldeki davayı açmıştır. 15.01.2015 tarihli celsede davacı vekili; öncelikli taleplerinin sözleşmeden dönme olduğunu, aksi halde yoksun kalınan kira bedelinin tahsilini istediklerini bildirmiştir. Mahkemece, teslimden itibaren süresinde ayıp ihbarında bulunulmadığından sözleşmeden dönme hakkının kullanılamayacağı, ancak yoksun kalınan kira kaybının istenebileceği gerekçesi ile diğer taleplerin reddine, yoksun kalınan kira kaybının davalılardan tahsiline karar verilmiştir....
Nisbi metoda göre; satış tarihi itibariyle satılanın, ayıpsız ve ayıplı değerleri arasındaki oranın, satış bedeline yansıma miktarı belirlenmektedir. Başka bir ifade ile satılanın, tarafların kararlaştırdıkları satış bedeli gözetilmeksizin, satış tarihi itibariyle gerçek ayıpsız rayiç değeri ile ayıplı haldeki rayiç değeri ayrı ayrı belirlenerek, bu iki değerin birbirine bölünmesi suretiyle elde edilecek oran, satış bedeline uygulanmaktadır....


