WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 16 Haziran 2026

Davacılar, davalılar ile pay devreden önceki malikin tapuda yaptıkları trampanın gerçekte satış olduğunu bu işlemden sonra yapılan satışlar da dahil yasal önalım hakkını kullanmak istemişlerdir. Aşamalardan geçen yargılama sonunda İstinaf Dairesi tarafından trampanın aksinin ispatlanamadığından paydaş olan davalıların sonraki satışlarına karşı da önalım hakkı kullanılamayacağı gerekçesiyle önceki kararda direnilerek davanın reddine karar verilmiştir. Önalım hakkının kullanılabilmesi için gerçek bir satış sözleşmesinin bulunması gerekmektedir. Satış niteliği olmayan temliklerde önalım hakkının kullanılması mümkün değildir. Ayrıca davacı tapudaki işlemin tarafı olmadığından, tapuda trampa şeklinde gösterilen işlemin muvazaalı olduğunu, gerçekte satış olduğunu ileri sürebilir. İşlemde muvazaa yapıldığını ileri süren davacı bu iddiasını tanık dahil her türlü delille kanıtlayabilir....

İcra Müdürlüğü'nün 2006/2387 sayılı dosyasında takip başlatıldığını, muvazaa iddiasının gerçek dışı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir....

Davacının, önalım bedelinin tapuda gösterilen değerden az olduğunu ileri sürerek bedelde muvazaa iddiasında bulunması halinde bu iddiasını kanıtlaması gerekir. Somut uyuşmazlıkta, davalıya çekişme konusu hisselerin mülkiyetinin naklini sağlayan resmi senet içeriğinden payların toplam 150.000 TL bedelle satışının yapıldığı anlaşılmaktadır. Davacı payın gerçekte daha düşük olduğunu önalım hakkına engel olmak için bedelin muvazaalı olarak yüksek gösterildiğini iddia etmiştir. Davacı, satış sözleşmesinin tarafı olmadığından bedelde muvazaa iddiasını tanık dahil her türlü delil ile kanıtlaması mümkündür. Hükme esas alınan 17.02.2014 günlü bilirkişi kurulu raporunda dava konusu payların toplam 134.962 TL olarak tespit edilen değeri önalım bedeli olarak kabul edilerek davacıya masraflarla birlikte 138,144,5 TL depo ettirilmiştir....

DAVANIN KONUSU: Sözleşmenin İptali Taraflar arasındaki hisse devir sözleşmesinin iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkilinin dava dışı 4000 hisseli ... San. Ve Dış Tic.Ltd....

Uyuşmazlık, önalım hakkına konu edilen payların iptali ve davacılar adına tesciline ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile davalı ... adına kayıtlı payların iptali ile davacılar adına tesciline, davalı olarak gösterilen satıcı paydaşlar hakkındaki davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacılar vekili, dava dilekçesinde, davacıların 8-11-13-44 ve 47 No’lu parsellerin paydaşı olup taşınmazların diğer paydaşları ..., ... ve Tacettin Ormanlı’nın davacıların bilgisi olmadan paylarını 17.3.2006 tarihinde davalı ...’a sattıklarını, tapuda önalım hakkının kullanılmasını engellemek için satış bedelinin yüksek gösterildiğini, payların satış bedelinin en fazla 7.000 TL olabileceğini, davacıların önalım haklarını kullandıklarını belirterek, davalı ... adına kayıtlı payların iptali ile davacılar adına tescilini talep etmiştir....

Mirasbırakanın ölümü tarihinde mirasçılık sıfatı taşıyan her bir mirasçının aslında kendisinin de ortak olduğu terekeye dahil iken muvazaalı olması nedeniyle geçersiz bir sözleşme ile şeklen bir başkasına temlik edilen taşınmazın tapu kaydının iptali için dava açmakta hem hukuki yararı hem de hakkı vardır. Dolayısıyla mirasçının muvazaa sözleşmesinin yapıldığı tarihte mirasçı olmamasının muvazaa davası açma hakkına etkisi olmayıp mirasbırakanın ölümü tarihinde mirasçı olması gerekli ve yeterlidir. (YGK 25.09.1996 tarih, 1996/1-440 Esas, 1996/638 Karar) Sonuç itibariyle mirasbırakan sadece sözleşme tarihindeki mirasçılarından değil daha sonra mirasçı olacak kişilerden de mal kaçırabilir. Murisin asıl amacı ölümünden sonra bir hak talebini önlemektir. Muvazaalı işlemin amacı hiçbir ayırım göstermeksizin sözleşme tarihinde ve daha sonra mirasçı olanların tamamını aldatmaktır....

Davacı ... ...Esasına kayden açtığı davada sunduğu dava dilekçesinde özetle; dava konusu A... parsel sayılı taşınmaz üzerinde inşa edilen binalar...Müdürlüğünün 13/11/2003 tarih ve... yevmiye nolu satış işlemlerinin şirket ana sözleşmesinin 12.maddesi ile TTK 221, 223 ve 233 maddeleri çerçevesinde mutlak butlanla batıl olması nedeniyle iptali ile eski malik Tusso İnşaat Kollektif şirketi adına tesciline, BK 19. m.greeğince muvazaa nedeniyle taşınmazların devredildiği son maliklerine tapu kaydına güvenerek taşınmazları devralmış olmaları nedeniyle dava tarihi itibariyle taşınmazların bedellerinin tespitini ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00-TL'nin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir....

taşınmazı kendisi ve eşine bakması sebebiyle davalıya devrettiği, bu sebeple devrin ivazlı olduğu, içtihatlar dikkate alındığında satış bedelinin illa para olmasının gerekmediği, murisin iradesinin mümkün olduğunca korunması gerektiği, temlikteki asıl amacın mirasçıdan mal kaçırmak değil ölünceye kadar bakım sağlamak olduğu ve muvazaa ile illetli bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir....

Mahkemece toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davalılar arasındaki rızai taksim sözleşmesinin 30/06/2008 tarihinde adi yazılı olarak düzenlendiği, taraflar arasındaki satışın tapu sicil müdürlüğünde resmen gerçekleştirilerek sicil kayıtlarına tescilinin de 20/03/2012 tarihinde olduğu, adi yazılı sözleşmenin niteliği gereği tarafların serbest iradesiyle ve her zaman düzenlenebilir mahiyette olması da dikkate alındığında, ayrıca tapudaki satış bedelinin gerçek değeri yansıtmadığı bir katı aşan fark bulunduğu keşfen tespit edilmekle, davalılar arasında düzenlenen rızai taksim sözleşmesinin buna dayalı olarak yapılan dava konusu taşınmazla ilgili 20/03/2012 tarihli satış ve devir işleminin muvazaalı olduğu sonucuna ulaşılmakla tüm bu gerekçeler ve tespitler ışığında davanın kabulüne ... 11....

Zira, bu gibi durumlarda, taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin ivazlı (bedel karşılığı) yapıldığından değil de, bağış amaçlı veya mirasçıların bazılarından mal kaçırmak amacı ile yapıldığı kabul edilir. Böyle olunca da, uyuşmazlıkta 1.4.1974 tarih ve 1/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uygulama yeri bulur....

UYAP Entegrasyonu