WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 16 Haziran 2026

Önalım hakkını kullanan paydaş bu payı satın almak isterken tapuda gösterilen satış bedeli ile davalı tarafından ödenen harç ve masraflar toplamından ibaret önalım bedelini depo etmesi gerekir. Ancak davacı tapuda yapılan satış sözleşmesinin tarafı olmadığından bedelde muvazaa iddiasında bulunabilir ve bu iddiasını her türlü delille kanıtlayabilir. Olayımıza gelince; eski malikler ... ve ... ile davalının eşi ... arasında ... 3.Noterliğince düzenlenen 16 Haziran 2010 gün ve 12995 yevmiye sayılı düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinde belirlenen değer, 23/09/2011 tarihinde yapılan şufalı payların satışındaki değere esas olamaz.Tanıkların beyanları satış vaadi sözleşmesine ilişkin olup, muvazaa iddiası yönünden görgüye dayalı değildir....

Davacılar vekili, davalının murisi Hüseyin ile davalı arasında düzenlenen ölünceye kadar bakma sözleşmesine istinaden tapunun 803 ada 2 parsel ile 873 ada 1 parsel de kain taşınmazların 1\2 payının davalı adına tescil edildiğini, ölünceye kadar bakma sözleşmesini davacıları miras paylarından mahrum etmek amacıyla yapıldığını bu nedenle ölünceye kadar bakma sözleşmesinin iptali ile 873 ada 1 parsel ile 803 ada 2 parsel sayılı taşınmazlardaki davalının 1\2 payının iptali ile adlarına tescili isteminde bulunmuşlardır. Davalı vekili, muris ile karı-koca olmaları sebebiyle ölünceye kadar bakma sözleşsinin geçersiz sayılamayacağını, eş olmanın yüklediği bakım yükümlülüğünün çok üzerinde murise baktığını bu nedenle davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir....

Noterliği'nin, 05.09.2018 tarihli ...... yevmiye numaralı araç satış sözleşmesinin, "satış bedelinin ödenmesi" ve "aracın teslimi" yönünden hem ani edimli bir sözleşme türü olması, hem de bu edimlerin yerine getirildiğini tevsik eden ve ayni hakkın devrini gerçekleştiren bir tasarruf işlemi olması sebebiyle, ortada borçlandırıcı bir işlem mevcutmuş gibi söz konusu araç-alım satım işlemine dayalı olarak alacak iddiasında bulunulamayacağını, davacı tarafın hiçbir hukuki temele dayanmayan, yersiz ve de gerçeğe aykırı şekilde ortaya attığı alacak iddiasının asıl sebebinin, araç satış bedelini tahsil etmiş olmamalarının değil, müvekkili şirket yetkilisinin akrabalarıyla söz konusu satış işlemine aracılık eden ..... isimli şahıs arasında, araç satışından çok sonra ortaya çıkan ve karşılıklı olarak çok sayıda Ceza davasına konu olan ciddi husumetin varlığından ibaret olduğunu, davacı tarafın dava konusu araç satışından 21 ay sonra başlattığı icra takibinin herhangi bir hukuki sebebe dayalı...

Dava, önalım hakkı nedeniyle davalıya satılan payın iptali ve tescili istemine ilişkindir. Mahkemece davacının bedelde muvazaa iddiası kabul edilerek satılan payın iptaline, davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin ... parsel nolu taşınmazın paydaşı olduğunu ve diğer paydaşlardan ...'ın 348949/4247376 payını 24.03.2010 tarihinde 130.000.-TL bedelle davalı ...'ya sattığını ancak satış bedelinin muvazaalı olduğunu, gerçek satış bedelinin 50.000-TL olup, bu bedel üzerinden önalım hakkını kullanmak istediğini bildirmiş, davalı payının iptali ile adına tescilini istemiştir. Davalı vekili gerçek satış bedelinin tapuda gösterilen miktar olduğunu, bunun aksinin davacı tarafından kanıtlanması gerektiğinden davanın reddini savunmuştur....

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 25.04.2012 gününde verilen dilekçe ile satış vaadi sözleşmesi ve muvazaa iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 11.04.2014 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: _K A R A R_ Dava, satış vaadi sözleşmesi ve muvazaa iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir. Somut olayda, davacının dayanağı ......

Davacı, satış sözleşmesinin tarafı bulunmadığından bedelde muvazaa iddiasını tanık dahil her türlü delil ile kanıtlaması mümkündür. Ancak keşif tek başına bedelde muvazaa iddiasını kanıtlamaya yeterli değildir. Somut uyuşmazlıkta, dava konusu taşınmazda davacı ve davalı pay malikidir. Davalının bu payı dava dışı önceki paydaşdan edindiği anlaşılmaktadır. Mahkemece yapılan keşifte, mahkemenin gözlemi olarak taşınmaz üzerinde 3 katlı konut olarak kullanılan bina bulunduğu, zemin katta davacılardan ...’nun, birinci katta ...’nun, ikinci katta ise ...’nun oturduğunun tespit edildiği anlaşılmaktadır. Davalının eylemli paylaşım savunması bulunduğuna göre eylemli paylaşım olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediğimin araştırılması gerekir. Mahkemece, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir....

Vaat alacaklısı, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile mülkiyet devir borcu yüklenen satıcıdan edim yerine getirilmediğinde Türk Medeni Kanununun 716. maddesi uyarınca açacağı tapu iptali ve tescil davasında borcun hükmen yerine getirilmesini isteyebilir. 1086 sayılı HUMK’nun 290. maddesinde, senede bağlı olan her çeşit iddiaya karşı def’i olarak ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte olan hukuki işlemlerin tanıkla ispat edilemeyeceği belirtilmiştir. Ayrıca 1086 sayılı HUMK’nun “İmzası ikrar veya mahkemece onun olduğuna hükmolunan gayriresmi senet tarihi imza eden ile mirasçıları hakkında muteber olup üçüncü kimseler haklarında hüküm ifade etmez” hükmüne yer verilmiştir. Somut olayda, davacı 17.10.1991 günlü satış vaadi sözleşmesine dayanarak çekişme konusu taşınmazların tapu kaydının iptali ve adına tescilini istemiştir. Davalılar, aynı tarihli adi yazılı sözleşme ile satış vaadi sözleşmesinin geçerliliğini yitirdiğini savunmuşlardır....

Somut olayda, Mahkemece karar duruşmasında davanın kabulü ile dava konusu 29.04.2013 tarihli 6765 sayılı araç satış sözleşmesinin iptaline karar verildiği açıklanmasına rağmen gerekçeli kararda davalılardan ... aleyhine açılan satış sözleşmesinin iptali davasının kabulü ile ... plaka sayılı araca ilişkin 29.4.2013 tarihli 06765 sayılı araç satış sözleşmesinin iptaline diğer üç davalı aleyhine açılan davanın husumet yokluğundan reddine, aracın davacı adına tescili talebinin reddine karar verilmiş olduğu görülmektedir....

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki muvazaa nedeniyle iptal davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili, davalı ...’nun aleyhine açılan tazminat davası sonucu hükmedilen tazminatın tahsilini imkansız hale getirmek amacıyla adına kayıtlı .... Plakalı aracı 24.3.2010 tarihinde davalı ... Lojistik Hizm. Tic. Ltd. Şti.’ne sattığını, satış işleminin muvazaalı olduğunu belirterek iptali ile trafik kaydının silinmesine karar verilmesini talep etmiştir....

Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 732 nci maddesine göre, önalım hakkı paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda payın üçüncü kişiye satılması halinde, diğer paydaşlara o payı öncelikle satın alma yetkisi veren bir haktır. Bu hak paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve payın üçüncü kişiye satılması ile kullanılabilir hale gelir. 2. Önalım hakkının kullanılmasıyla bu hakkı kullanan paydaş ile alıcı arasında kapsam ve şartları satıcı ile davalı arasında yapılan sözleşmenin aynı olan bir satım ilişkisi kurulmuş olur. Önalım bedeli tapuda gösterilen satış bedeli ile davalı tarafından ödenen harç ve masrafların toplamından ibarettir. Ancak davacı, tapuda yapılan satış sözleşmesinin tarafı olmadığından bedelde muvazaa iddiasında bulunabilir ve bu iddiasını tanık dahil her türlü delille kanıtlayabilir. 3....

UYAP Entegrasyonu