nin davalıdan daha önce ağır hasar görerek pert olarak sigortadan terkin edilen dava konusu aracı aldığı, bu satış sırasında ikinci el araç alırken göstermesi gereken asgari özeni göstermeden aracın yetkili servis kayıtlarını incelemeden aracı satın aldığı, bu hali ile hasara sebebiyet vermeyen ve önceki malik elinde iken hasar gören aracı davacıya satan davalıya kusur atfı mümkün bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı ile davalı arasında düzenlenen 24.05.2012 tarihli araç satış sözleşmesi ile, davacıya ... plaka sayılı, 2007 model ... ... marka ... şasi ve ... motor nolu aracın satışının yapıldığı görülmekte olup, davacı da bu satış sözleşmesine konu aracın ayıplı olduğunu iddia ederek eldeki davayı açmıştır. Sigorta ... ve ... Merkezinin mahkemeye yazdığı 15.04.2014 tarihli yazıda; ...plaka ve ... şasi numarasına ait ağır hasar ...si (...)...
- K A R A R - Davacı vekili, dava dışı borçlu aleyhine icra takibi başlatıldığını, icra takibinde borçlu adına kayıtlı araca 06.04.2013 tarihinde haciz işlendiğini, 10.10.2013 tarihinde aracın satışının istendiğini, satış talebinin icra müdürlüğünce reddedildiğini, ayrıca borçlu hakkında müteselsil kefil sıfatıyla icra takibi başlatıldığını, yine aynı araca 03.01.2014 tarihinde ihtiyati haciz şerhi işlendiğini, ihtiyati haciz kararının kesin takibe çevrildiğini ve takibin kesinleştiğini, aracın alacaklısı ..., borçlusu ..., takip dayanağı bono olan .... sayılı dosyasından alınan satış talimatına istinaden.... 2014/82 Talimat sayılı dosyasından 06.03.2014 tarihinde 17.010,00 TL bedelle satışının yapılarak satışın kesinleştiğini, bu dosyadaki sıra cetvelinin hatalı olup hem sıraya hem esas ve miktara itiraz ettiklerini, sıra cetvelinde 1. sıraya alınan .... sayılı dosyasının satış tarihi itibariyle düşmüş olduğunu, bu araç üzerindeki haciz tarihinin 27.12.2012 olduğunu, ancak alacaklının...
araç satışına dayalı trafik kaydının iptali ve tescil istemlerine ilişkindir....
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın aracın Türkiye'ye geldiği ve kendilerine teslim edilmediği yönünde iddiada bulunduğunu ancak iş bu aracın üretimi durdurulduğundan dolayı ülkeye girişi yapılamamış olup, davacının beyanının tamamen gerçek dışı olduğunu, taraflar arasında aracın davacının iddia ettiği bedelle satışının gerçekleştirileceğine dair herhangi bir satış sözleşmesi mevcut olmadığını, davacının sunduğu müşteri bilgi formu ve teklif formu incelendiğinde aracın teslim tarihinde asıl fiyatlandırmanın yapılacağının açıkça izah edildiğini, davaya ve siparişe konu aracın müvekkili stoklarında bulunan bir araç olmayıp alıcının özel istemiyle ithal edilecek bir araç olduğunu, özel isteklerle donanımında farklılıklar olan bu tarz araçların fabrikada müşteri isteklerine uygun şekilde üretildiğini, dolayısıyla yurt dışında sipariş üzerine üretilip ithal edilen bu tip işlemlerde ise aracın tam fiyatını belirlemenin imkansız hale geldiğini, dava konusu aracın ..........
Araç satışının dava konusu sözleşme ile bağlantılı olduğunun ve araç bedelinin sözleşmede öngörülen borçtan düşürülmesinin kabulü doğru değildir. Resmi satışın aksi kanıtlanmadıkça geçerli olduğu gözetilerek mahkemece araç bedelinin dava konusu alacaktan düşülmemesi gerekir. Bu yönler gözetilmeden delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir. Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır....
Her ne kadar akaryakıt satışının yapıldığı saatte davaya konu araç mülkiyeti davacıya ait değil ise de taraflar arasındaki satım ilişkisinden dolayı alındığı iddia edilen yanlış yakıt nedeniyle araçta meydana gelen zarardan davacının dava dışı araç malikine karşı da hukuken sorumlu olduğu gözetilerek davacının dava açmakta hukuki yararının bulunduğu ve dolayısıyla aktif husumet ehliyetinin bulunduğu gözetilerek işin esasına girilerek yapılacak yargılama sonucunda bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. SONUÇ :Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 24/10/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi....
Otomobil A.Ş. vekili, davalı ...' in müvekkili şirketten bir araç alıp, kendisine ait olan .... plakalı aracıda takas amacı ile müvekkili şirkete bıraktığını davacınında bu aracı satın almak istediğini ve bu aracın trafiğe çıkarılmaması şartı ile davacıya teslim edildiğini ancak davacının bu aracı dava dışı üçüncü şahıslara sattığını bu kişininde aracın resmi satımını araç maliki davalı ... kanalı ile gerçekleştirdiklerini belirterek davanın reddini savunmuş , davalı ... ise davalı şirketten yeni araç satın alıp, takas amacı ile kendi aracını davalı şirkete bıraktığını, ancak aracın resmi olarak kendi üzerine kayıtlı olması nedeni ile trafik cezaları ve diğer masraflarından sorumlu olacağı için aracın resmi devrini verdiğini belirterek davanın reddini istemiş, diğer davalı ... vekilince de davanın reddini talep etmiştir....
Vekaletnamede sözü geçen çeklerin miktarının 15.000 TL olması ve çek bedellerinin ödenmiş olması, araç satış sözleşmesinde de bedelin ödendiğinin belirtilmesi, çekin hamiline yazılı olması nedeniyle 3.kişilere verilmek suretiyle tahsilinin mümkün olması da bir arada değerlendirildiğinde davacının davalıya vasıta satışından dolayı borçlu olmadığı anlaşılmıştır. " gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Somut uyuşmazlıkta taraflar arasında 27.11.2011 tarihinde noterden araç satışının gerçekleştirildiği ve bu satış nedeniyle davacı tarafça araç bedeli olarak çeklerin verildiği uyuşmazlık konusu değildir. İhtilaf bu çeklerin davalı tarafa teslim edilip edilmediği ve bedelinin davalı tarafından tahsil edilip edilmediği noktasında toplanmaktadır. 28.11.2011 tarihinde davalı tarafça davacı aleyhine yapılan......
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/383 Esas KARAR NO : 2022/443 DAVA : Şirketin İhyası DAVA TARİHİ : 17/05/2022 KARAR TARİHİ : 20/05/2022 Mahkememizde görülmekte olan Şirketin İhyası davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı dava dilekçesinde özetle; Davalı şirketin tasfiye olduğunu ve davacı, şirketin tasfiye işlemlerini yaparken araç kaydında hacizler olduğunu, şirket adına kayıtlı ----plaka sayılı arcın satış işleminin yapılamadığını ve hala şirket adına kayıtlı olduğunu ve şirketin ihyası olmadan aracın satışının yapılamayacağını bu nedenlerle davalı ..--- geçici olarak ihyasına ve --- plakalı aracın satış işlemi için gerekli kararın verilmesini talep ve dava etmiştir....
Davalı alacaklı vekili, satışların takip açıldıktan sonra yapıldığını, davacı ile borçlunun mal kaçırma kasdı ile hareket ettiğini, toplu araç satışının muvazaayı gösterdiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, noter satışlarının hacizden önce olduğu mülkiyetin satışla davacıya geçtiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekilince temyiz edilmiştir. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, noter satışlarının takibin dayanağı olan fatura tarihinden önce olmasına göre davalı alacaklı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 1.406,60 TL kalan onama harcının temyiz eden davalı alacaklıdan alınmasına 22.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi....


