WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 11 Haziran 2026

geri bırakılması talepleri ile dava sonuna kadar davalı şirkete kayyım atanması yönündeki tedbir taleplerinin ayrı ayrı REDDİNE,'' karar verildiğini, 28/12/2023 tarihli ara kararda da belirtildiği gibi, ilgili dosya kapsamında mevcut beyanları ve davacının asılsız iddia ve taleplerini kanıtlayabileceği delillerin bulunmaması doğrultusunda, ihtiyati tedbir kararı verilmemesi halinde davacının hakkını elde etmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden bahsedilmesini gerektirecek bir kanaatin oluşmadığı, tedbir kararı verilmemesi halinde ciddi bir zararın doğacağına dair emarelerin de bulunmadığı, ayrıca dosyanın geldiği aşama itibariyle davacı tarafın haklılığının yaklaşık olarak ispatının sağlanmamış olduğu, taraf menfaatleri de gözetildiğinde ihtiyati tedbir koşullarının oluşmadığı hasebiyle davacının genel kurul ve yönetim kurulu kararlarının yürütmesinin tedbiren durdurulması yönündeki talebinin reddine dair karar verildiğini, tüm bu sebeplerle şirket...

'un temsile yetkili müdür olarak seçildiğini, bu nedenle usule aykırı toplantı düzenlendiği iddiasının yerinde olmadığını, davacı tarafça kanunda öngörülmeyen sebeplerle genel kurul kararlarının iptali istenmekte olup davanın reddi gerektiğini, şirkete kayyım atanması için mutlaka mahkeme kararı gerektiğini, yönetim ve denetim kayyımı atanması için sınırlı sebeplerin bulunduğunu, eldeki dosyada kayyım atanmasını gerektirir uyuşmazlık bulunmadığını, şirket ortakları arasında anlaşmazlığın genel kurul kararı gerekçesi olarak gösterilemeyeceğini, ayrıntılı olarak açıklandığı üzere şirkete kayyım atanması şartlarının oluşmadığını, açıklanan nedenlerle davanın reddi gerektiğini beyan etmiştir. Davacı ....... vekili istinaf cevap dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme kararı ve bilirkişi raporunda da açıkça belirtildiği gibi vekil eden ....... 'ün genel kurula davet edildiğine dair herhangi bir belgeye rastlanılmadığını, davalı tarafın istinaf dilekçesinde ..........

Maddesinin şu şekilde olduğunu; "Şirket A grubu pay sahipleri tarafından aday gösterilerek seçilen Yönetim Kurulu üyelerinden biri ve B grubu pay sahipleri tarafından aday gösterilerek seçilen yönetim kurulu üyesinin müşterek koyacakları imzası ile her konuda ve en geniş manada temsil ve ilzam olunur" esas sözleşmenin 9. Maddesine göre Yönetim Kurulunun her konuda karar, temsil ve ilzamı ancak A grubu ve B grubu tarafından gösterilen yönetim kurulu üyelerince onaylanması ile mümkün olduğunu, oysa toplantıya katılan ... A.Ş.'ye şirket hisselerinin hisse senetlerinin devri ile yapıldıığnı ve hem hisse senetlerinin basılması hem de devrin onaylanması işlemlerinin yalnızca iki A grubu tarafından gösterilen yönetim kurulunun onay ve imzası ile gerçekleştirildiğinden hem hisse senetlerinin oluşturulması ve basılmasına ilişkin hem de ortaklığın kabulüne ilişkin kararların kesin hükümsüz olduğunu, bu bağlamda da ... A.Ş.'...

Esas sayılı dava ile “ müdürler kurulu toplanıp genel kurula çağrı yapamadığından, genel kurula çağrı yapılmak üzere şirkete kayyım atanması” talep edildiğini ve şirkete kayyım atandığını, ortağı bulunduğu şirkette müdürler kurulu toplanıp genel kurula çağrı yapamadığından ve bu sebeple şirket uzun zamandır genel kurul yapılamadığından şirket ortağı olarak yasal hakkının kullanıldığını ve ve Mahkemeden çağrı görevi için kayyım atanması talep edildiğini, imzaların geç atılması sebebiyle şirketin dönem dönem zarara/kazanç kaybına uğradığını, 2021 yılının sonunda da kendisi tarafından ortaklıktan çıkma davası açıldığını, şirket için bürokrasinin aksamaması gerektiğini ancak ...'ın işlerden uzak ve görevlerini yerine getirmeyen tutumu sebebiyle şirket onay mekanizmasının ciddi şekilde aksar hale geldiğini, bu durumu düzeltmek ve şirketin menfaatini korumak maksadı ile görevini gereği gibi yerine getirmeyen şirketi temsile yetkili müdürün ivedilikle değiştirilmesi ve ....'...

Tic Ltd Şti'deki yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin TTK 630/2 md uyarınca kaldırılmasına, A-) Adı geçen şirketin organsız kalmaması için azil talebi içinde yer almakla yetkili organlar tarafından yeni bir müdür seçilene kadar adı geçen şirkete yönetim kayyımı olarak ...'...

in kontrolünde olan davacı ...,... ile birlikte her genel kurul sonrası " Genel kurul iptali" , "Yönetim Kurulunun azli ve kayyum atanması", "Genel kurul iptali" , "Genel kurula çağrı yapılması" , " Yargılamanın yenilenmesi" türlerinde yıllardır süregelen rutin şekilde adeta müvekkil şirketin çalışmasını sekteye uğratmak saikiyle birbiri ardına bir çok dava ikame edildiğini, öncelikle müvekkil şirkette hissedar sıfatı bulunmayan davacının işbu uyuşmazlık bakımından aktif husumet ehliyeti bulunmadığının açık olduğunu, bu nedenle davanın usulden reddi gerektiğini, davacının ...'in ve... Ltd. Şti.'nin hissedar sıfatının bulunmadığı, bilakis davacı ...'...

alınmasının, tüm yönetim kurulu üyelerinin konudan haberdar olması anlamında daha kabul edilebilir ve makul olacağı, dava konusu olaya ilişkin her ne kadar davacılar tarafından sorumluluk beyanlarının imzalandığıbelirtilse de; anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun esasının kusura dayalı bir sorumluluk olduğu, şirketin zarara uğramasında yönetim kurulu üyelerinin kusurlu oldukları sürece şirkete verdikleri zarardan (pay sahiplerine karşı da verdikleri dolaylı zarardan) sorumlu olacakları; böyle olmakla birlikte TTK md 553/son fıkrada, yönetim kurulu üyelerinin birden fazla olması halinde, müteselsil sorumluluğun (mutlak teselsülün) değil farklılaştırılmış teselsül sorumluluğun esas olduğu, keza son fıkra hükmünde, yönetim kurulu üyelerine, kendi görev ve yetki alanları dışında, yani kontrolleri dışında kalan şirketi zarara uğratıcı kanuna, esas sözleşmeye aykırı işlemlerden sorumlu olamayacaklarının hükme bağlanmış olması karşısında konuya ilişkin hukuki değerlendirmenin...

hukuka aykırı eylem ve işlemlerin bugüne kadar yargıya taşınmadığını, müvekkili şirketin ortak edildiği şirketlerin paravan olarak kurulduğunu ve örtülü amacın müvekkili şirketin içini boşaltmak olduğunu, müvekkili şirketin %48,50 sermaye payına rağmen halen davalı şirkette temsil edilmediğini, yönetim de hiç bir söz hakkı bulunmadığını, 2006 da kurulan davalı şirketin uzun zamandır gayri faal halde olduğunu ve hiç bir dönem esas faaliyet alanında kar elde etmediğini, 2014 tarihinde müvekkili şirkette yeni yönetim kurulunun seçiminden sonra müvekkilinin kontrol denetim ve bilgi alma hakkının engellendiğini, genel kurul kararlarının iptali ve şirkete özel denetçi atanması için açılan davaların derdest olduğunu, genel kurullara sunulan yönetim kurulu faaliyet raporlarından ve şirketin mevcut malik durumundan geleceğe yönelik olarak şirketin hiç bir amaç ve faaliyetinin bulunmadığı ve bu nedenle şirketin devam etmesinde korunmaya değer bir yarar kalmadığının anlaşılacağını, şirketin en büyük...

Pay sahibi olmayan yönetim kurulu üyeleri ile yönetim kurulu üyelerinin pay sahibi olmayan 393 üncü maddede sayılan yakınları şirkete nakit borçlanamaz” denilerek ortaklar kurulunun onayı olmadan şirkete borçlanılamayacağı belirtilmiş olduğu halde bu yasağa rağmen davalı şirketin müdürünün yüklü miktarda şirkete borçlanması, şirketin gayri faal olması nedeniyle şirketin elde etmiş olduğu kira gelirlerinin hisseleri oranında ortaklara kar payı olarak ödenmesi gerekirken bunun yapılmaması gibi hususlar birlikte değerlendirildiğinde haklı nedenle şirketin feshini veya ortaklıktan çıkarılmayı talep etme şartlarının oluştuğu sonucuna varılmaktadır. Davalı şirketin haklı nedenlerle feshi koşulları oluştuğu belirlenmekle birlikte işletmenin devamı menfaatler dengesine daha uygun görülmektedir....

A.Ş. aleyhine açılan davalı şirketin 28/06/2019 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespiti ve davalı şirkete kayyım atanması istemine yönelik davanın reddine 07/07/2021 tarihinde karar verildiği anlaşılmıştır....

UYAP Entegrasyonu