WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 11 Haziran 2026

yönetim kurulunun meşruiyeti bulunmamakta olup; şirkete denetim kayyumu atanmasına karar verilmesi gerektiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür....

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının aynı davada genel kurul kararlarının iptalini ve yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun tespitini talep edemeyeceğini, talepler arasında bir bağlantı olmadığını, davacının yönetim kurulu üyelerinin rekabet yasağını ihlalinin ve sorumluluğunun tespiti ve davalı şirkete kayyım atanması taleplerinin dosyadan tefrik edilerek dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesini talep ettiklerini, yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna ilişkin iddia ve ithamların şirkete değil, yönetim kurulu üyelerine yöneltilmesi gerektiğini, davacının yönetim kurulu üyelerinden iddia ettiği hukuka aykırı işlemleri nedeniyle herhangi bir tazminat talebi bulunmaksızın salt tespit davası açmakta hukuki yararının bulunmadığını, davacı, müvekkili şirketin yönetim kurulu üyelerine karşı ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/......

İlçe Emniyet Müdürlüğüne yazılan müzekkereye cevaben, şirket adresine gidildiğinde tabelanın bulunduğu ancak şirket faaliyetinin durdurulduğu, şirkete kayyım atandığı ve şuanda herhangi bir faaliyette bulunmadığının bilgisinin alındığı bildirilmiştir. Davalı şirketin ticaret sicil dosyasının incelenmesinde; davalı şirketin ortaklarının ..., ..., ... ve ... olduğu, davalı şirketin 13/03/2014 tarihinde yapılan genel kurulunda, yönetim kurulu üyeliğine davacı ... ... seçildiği, şirket ana sözleşmesinin 5.maddesinin "şirketin süresi 30/04/2014 tarihine kadardır, bu süre yönetim kurulu tarafından genel kurulun onayına sunulmak üzere uzatılıp kısaltılabilir" şeklinde değiştirildiği, bu genel kurul kararının 25/03/2014 tarih ve 8535 sayılı ticaret sicil gazetesinde yayımlandığı, davalı şirketin 24/07/2013 tarihli genel kurulunda şirketin tasfiyeye girmesine ve tasfiye memurluğuna ...'ın atanmasına karar verildiği görülmüştür....

Kanun koyucunun,yönetim kurulunun açıklanan nedenlerle toplanamaması durumunda, pay sahibince genel kurulun toplantıya çağrılmasına izin verilmesi yönünde mahkemeden talepte bulunabilmesinin koşulları somut olayda gerçekleşmiştir. 6100 sayılı HMK m.319 hükmü içeriği karşısında basit yargılama usulüne tabi davada,dava dilekçesi içeriğiyle bağlı kalınması esas olup dava dilekçesinde belirtilen hususlar dışında bir hüküm verilebilmesi ise usulen mümkün bulunmadığından sadece dava dilekçesinde belirtilen gündem konuları ile sınırlı olmak üzere genel kurulun çağrılması mümkün olacaktır. Gündem konuları,dosya kapsamı, davacının talebi, sürecin etkin ve verimli olarak yönetilmesi açısından ve şirketi temsile yetkili müdürler arasında uyuşmazlık bulunması dikkate alınarak bu konuda şirkete bir kayyım atanması gerekli ve yeterlidir. Yapılan açıklamalar karşısında davacının davasının kabulü ile "... Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasına kayıtlı bulunan "......

Maddesinde yer alan 6102 sy Kanun m. 396 hükmüne göre izin verilmesi konusunda yetki verildiğini, bu yetkinin sınırsız bir yetki olduğunu ve iptali edilmesi gerektiğini, şirket ortaklarının haksız rekabete dayalı faaliyetinin söz konusu olduğunu, yönetim kurulunu ibra etmediklerini belirterek 09.07.2021 tarihli genel kurulda alınan kararın TTK ve ana sözleşmeye aykırı olduğundan yok hükmünde olduğunun tespitine, ayrıca tedbiren davalı şirkete kayyım atanması ve yönetim kurulunun şirketin mal varlığını eksilten işlemler yapmasına engel olması amacıyla yasaklanması, tapu Sicil Müdürlüğü, Trafik Tescil Müdürlüğüne müzekkere yazılarak menkul ve gayrimenkullerine tedbir konulmasına karar verilmesini talep etmiştir....

Maddesi uyarınca yönetim kurulunun görev ve yetkilerinin, tasfiyenin yapılabilmesi için zorunlu olan ancak nitelikleri gereği tasfiye memurunca yapılamayan işlemlerle sınırlı olduğunu, tasfiye süresince tasfiye memurunun yasadan kaynaklanan yetkiyle şirketi temsil ve ilzam etmekte olduğunu, bu nedenlerle görev süresi dolan yönetim kurulunun yeniden seçiminin yasal zorunluluktan kaynaklanmakta olduğunu, yönetim kurulu üyelerinin seçimine ilişkin (6) sayılı genel kurul kararının yasaya, usule dürüstlük kuralları ve eşitlik ilkesine uygun olduğunu, davacı (azınlık) pay sahiplerinin istemi üzerine gündeme "tasfiyeden dönme" konusunun eklendiğini ve tasfiyeden dönülmesi önerisi oylanarak oy çokluğuyla reddedildiğini, genel kurul (7) sayılı kararının '"tasfiyeden dönme önerisinin" reddine ilişkin olduğunu, bu kararın da yasaya, usule, dürüstlük kuralları ve eşitlik ilkesine uygun olduğunu, davacı pay sahiplerinin bir yandan şirkete karşı sürekli uyuşmazlık çıkardıklarını ve diğer yandan tasfiyeden...

İTİRAZ: Karşı taraf davalı vekili itiraz dilekçesinde özetle; verilen kararın hatalı olduğunu, kayyım atanmasına gerektirecek hukuki gerekçe ve şartların mevcut olmadığını, bir şirkete yönetim ya da denetim kayyımı atanmasının başlıca sebeplerinin, iflasın ertelenmesi davası açılması, şirket içi menfaat ihtilaflarına ait davalar, organ eksikliği nedeniyle şirketin canlandırılması ve ceza hukuku alanındaki tedbirlerin yer aldığını, Türk Medeni Kanunu’nun 403. maddesinin belirli işlerin görülmesi için kayyum atanmasına izin verdiğini ancak Anonim Şirketlerde organlar iş başında olduğu sürece bu hüküm uygulanmayacağını, kayyumun yalnızca, aciliyet ve zorunluluk gerektiren durumlarda atanabileceğini, ortaklar arası uyuşmazlıklar veya farklı ilişkilerden doğan anlaşmazlıklar hiçbir şekilde kayyım tayinini gerektirmeyeceğini, şirketin ve temsili, yönetim kuruluna ait olduğunu, bir şirkete kayyım atanması için öncelikle şirketin organlarının mevcut olmaması gerektiğini, müvekkili şirkete iade...

Anonim Ortaklıklarda İbra» Ankara 1982» s. 8; Ersin Çamoğlu, Anonim Ortaklık Yönetim Kurulu Üyelerinin Hukuki Sorumluluğu, İstanbul 2010, s. 223; Necla Akdağ Güney, Yönetim Kurulu, 2 Bası, İstanbul 2016, s. 413 vd.). Hükmün amacı, genel kurulun yönetim kurulu üyelerine güvenini ve faaliyetlerinden dolayı sorumlu tutmayacağını ifade eden ibra kararında, bu faaliyetlerin yerine getirilmesine iştirak etmiş olan pay sahiplerinin oy kullanmak suretiyle çelişkili bir irade açıklamasının ortaya çıkmasına engel olmaktır (Mustafa Çeker, Anonim Ortaklıkta Oy Hakkı ve Kullanılması, Ankara 2000, s 204; Teoman, s. 122) Ancak ibra, ortaklık dışındakilere etkisi olmayan tümüyle ortaklık içi bir hukuki işlemdir. Bu nedenle, ibra, İsviçre-Türk Hukukunda, sadece ortaklığı ve belli şartlarda bazı pay sahiplerini bağlar (Akdağ Güney, Necla, Anonim Şirket Yönetim Kurulu Üyelerinin Hukuki Sorumluluğu, İstanbul 2008, s. 157)....

Tavzih talebi; Davalı vekilinin 27.05.2022 tarihli dilekçesi ile TTK 410'a göre pay sahibine yetki verildiyse KAYYIM atanması ibaresinin kaldırılmasına, TTK 412'e göre kayyım atandıysa pay sahibi dışında üçüncü bir kişinin kayyım olmasına, şeklinde kararın düzeltilmesini talep etmiştir. Dava, asıl ve birleşen davada davalı şirketin genel kurula çağrılması istemine ilişkindir. TTK Madde 410/1 Genel kurul, süresi dolmuş olsa bile, yönetim kurulu tarafından toplantıya çağrılabilir. Tasfiye memurları da, görevleri ile ilgili konular için, genel kurulu toplantıya çağırabilirler. (TTK 410/2) Yönetim kurulunun, devamlı olarak toplanamaması, toplantı nisabının oluşmasına imkân bulunmaması veya mevcut olmaması durumlarında, mahkemenin izniyle, tek bir pay sahibi genel kurulu toplantıya çağırabilir. Mahkemenin kararı kesindir....

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; 280.000,00 TL'lik tutarın, 20.04.2016 tarihinde davalının hesabına borç olarak kaydedildiğini, bu tarihte şirkete henüz kayyım atanmamış olduğunu ve davalının şirket yönetimi kurulunda bulunduğunu, bu kapsamda 280.000,00 TL'lik nakit çekim tutarına ilişkin kaydın davalının şirket ortağı ve yönetim kurulu üyesi olduğu dönemde defterlere işlenmiş olduğu hususunun kayyım döneminden çok önce olduğunu, dolayısıyla şirket ortağının tasarrufundaki dönemde kendi hesabına borç olarak kaydedilen tutarın, başkaca bir ispata muhtaç olmadığını, mahkeme tarafından bu husus irdelenmeksizin verilen kararın eksik ve hatalı olduğunu, 81.428,27 TL alacağın ispat edilemediği gerekçesinin de yanılgılı olduğunu, şirkete kayyım atanması ile birlikte şirket kasa sayımında eksik olarak tespit edilen kasa açığının 1.460.169,69 TL'den şirket ortaklarının/yönetim kurulu üyelerinin hisseleri oranında sorumlu olacaklarını, davalının...

UYAP Entegrasyonu