"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Davacı kadın tarafından evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki sebebine dayalı açılan boşanma davasının yapılan yargılaması sonucunda, mahkemece 15.01.2016 tarihli karar ile davanın kabulüne, tarafların Türk Medeni Kanunu'nun 166/3 maddesi uyarınca anlaşmalı olarak boşanmalarına karar verilmiş, gerekçeli karar davacı kadın tarafından yaklaşık beş yıl sonra tebliğe çıkartılarak 07.12.2020 tarihinde süresinde temyiz edilmiştir. Davacı kadının temyiz dilekçesindeki, karardan sonra birlikte yaşamaya devam ettikleri, iki tane çocuklarının daha olduğu ve kararın bozulması yönündeki beyanı davadan feragat niteliğindedir....
Anlaşmalı boşanma (TMK m.166/3) dışında davalının kabulü boşanmayı sağlayıcı değildir. O halde davalının boşanmayı kabulü sonuç doğurmaz. Durum böyleyken mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken; yetersiz gerekçeyle boşanma kararı verilmesi doğru değilse de; boşanma hükmü temyiz edilmediğinden bu husus bozma nedeni yapılmamış; yanlışlık eleştirilmekle yetinilmiştir. 2-Tarafların temyiz itirazlarına yönelik incelemeye gelince; Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle boşanmaya sebep olan olaylarda her iki tarafında kusursuz olduğunun anlaşılmasına göre, yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir....
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğu, davalı erkek aleyhine boşanma ve mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak davası açıldığı, işbu davanın boşanma davasından tefrikine karar verildiği, boşanma davasının yapılan yargılaması sırasında tarafların anlaştığı ve anlaşmalı olarak boşanmalarına karar verildiği, protokol hükmü gereği dava konusu taşınmazın 1/2 hissesinin davacı kadın adına tescil edilmesi gerektiği ancak aradan geçen zamana rağmen davalı erkek tarafından davacı kadın adına tescilin gerçekleştirilmediği, dava konusu taşınmazın değerinin ve davacı kadının maddî katkılarının tespit edilmesi gerektiği, davalı erkeğin anlaşmalı boşanma protokolünden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmediği, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisinin hatalı olduğu, yargılama giderinin aleyhine hükmedilmesinin de hatalı olduğu belirtilerek; hükmün tamamı yönünden istinaf başvurusunda...
(Muhalif) KARŞI OY YAZISI Davacı kadın tarafından açılan boşanma davasının yapılan yargılaması sonunda, ilk derece mahkemesince evliliğin bir yıldan fazla sürmesi ve tarafların boşanma ve fer’ileri konusunda anlaşmaları sebebiyle Türk Medeni Kanunu’nun 166/3. maddesi uyarınca boşanmalarına karar verilmiş, verilen karar davacı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince “Anlaşmalı boşanma yönünde oluşan karar kesinleşinceye kadar, eşlerin bu yöndeki diğer bir ifadeyle gerek boşanmanın mali sonuçları, gerekse çocukların durumu hususunda kabul edilen düzenlemeleri kapsayan irade beyanından dönmesini engelleyici yasal bir hüküm bulunmadığı, bu halde anlaşmalı boşanma davasının "Çekişmeli boşanma" (TMK’nun 166/1-2) olarak görülmesi gerektiği, mahkemece ön inceleme yapılarak tahkikata geçildikten sonra usulüne uygun şekilde gösterilen deliller toplanarak gerçekleşecek sonuç uyarınca karar verilmesi “ gerektiğinden bahisle davacının istinaf başvurusu...
(Muhalif) KARŞI OY YAZISI Davacı erkek tarafından açılan boşanma davasının yapılan yargılaması sonunda, ilk derece mahkemesince evliliğin bir yıldan fazla sürmesi ve tarafların boşanma ve fer’ileri konusunda anlaşmaları sebebiyle Türk Medeni Kanunu’nun 166/3. maddesi uyarınca boşanmalarına karar verilmiş, verilen karar davacı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince “Anlaşmalı boşanma yönünde oluşan karar kesinleşinceye kadar, eşlerin bu yöndeki diğer bir ifadeyle gerek boşanmanın mali sonuçları, gerekse çocukların durumu hususunda kabul edilen düzenlemeleri kapsayan irade beyanından dönmesini engelleyici yasal bir hüküm bulunmadığı, bu halde anlaşmalı boşanma davasının "Çekişmeli boşanma" (TMK’nun 166/1-2) olarak görülmesi gerektiği, mahkemece ön inceleme yapılarak tahkikata geçildikten sonra usulüne uygun şekilde gösterilen deliller toplanarak gerçekleşecek sonuç uyarınca karar verilmesi...
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı kadın tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Davacı erkek Türk Medeni Kanununun 166/3. maddesine dayalı olarak anlaşmalı boşanma talebiyle dava açmış ve protokol sunmuştur. Tahkikat aşamasında anlaşma sağlanamamış, dava çekişmeli boşanma davasına dönüşmüştür (TMK. m. 166/1-2)....
KARŞI OY YAZISI Anlaşmalı boşanma davalarında (TMK. 166/3) eşlerden her birinin anlaşmayı bozma konusunda eşit derecede hak ve yetkileri vardır. Davaya çekişmeli boşanma (TMK. m. 166/1) hükümlerine göre devam edilmek üzere temyiz edilen kararın bozulması gerekir....
DAVA TÜRÜ :Karşılıklı Boşanma - Ziynet Alacağı Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı kadın tarafından kendi boşanma davasının reddi, ziynet alacağı davasının reddi ve erkeğin karşı boşanma davasının kabulü yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davacı-karşı davalı kadının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. 2-Davalı-karşı davacı erkeğin 31.10.2013 tarihinde davacı-karşı davalı kadına usulune uygun terk ihtarında bulunduğu, ihtarın 13.11.2013 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen kadının ihtara sessiz kaldığı anlaşılmaktadır. Davalı erkek tarafından 30.05.2014 tarihinde anlaşmalı boşanma davası açılmış ve 04.06.2014 tarihinde bu davadan feragat edilmiştir....
Davacı-karşı davalı erkek vekili tarafından 16.12.2015 havale tarihli dilekçe ve ekinde protokol sunulması üzerine, her iki tarafın da hazır olduğu ön inceleme duruşmasında mahkemece tarafların "boşanma ve fer'ilerinde anlaşmış olmalarına" dayanılarak Türk Medeni Kanununun 166/3. maddesi gereğince boşanmalarına karar verilmiş, kararı davacı-karşı davalı erkek temyiz etmiştir Davacı-karşı davalı erkeğin 02.02.2016 tarihli temyiz dilekçesi, davacı-karşı davalının Türk Medeni Kanununun 166/3. maddesi gereğince anlaşmalı boşanma talebinden vazgeçme niteliğinde olup, davaya çekişmeli olarak Türk Medeni Kanununun 166/1-2. maddesine dayalı olarak devam edilmesi isteğini de kapsamaktadır. Bu husus göz önüne alınarak tarafların delillerinin toplanılarak gerçekleşecek sonucuna göre karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir....
Davada, anlaşmalı olarak gerçekleşen boşanma davasında ... çocuk için kabul edilen aylık 5000 Euro iştirak nafakasının; davacının, ödeme gücünün bulunmaması, Euro’nun aşırı değerlenmesi, çocuğun ihtiyacından fazla olması ve anneninde gelirinin bulunması ve katkı sağlaması gerektiği ileri sürülerek 500 TL’ye indirilmesi istenilmiş mahkemece, davacının ödeme güçlüğüne düştüğü gerekçesiyle nafakanın 2000 TL ye indirilmesine karar verilmiştir. Tarafların 7.2.2007 tarihinde anlaşmalı olarak boşandıkları, mahkemece anlaşma doğrultusunda velayeti anneye verilen ... için 5000 Euro iştirak nafakasına hükmedilmiş, aradan yaklaşık 1,5 yıl geçtikten sonra 08.08.2008 tarihinde yukarıda açıklanan iddialara dayalı olarak nafakanın 500 TL ye indirilmesi istemiyle dava açılmıştır. Mahkemece iddia ... görülerek nafakanın indirilmesine karar verilmiştir....


