Denkleştirme süresi toplu iş sözleşmeleri ile dört aya kadar artırılabilir” şeklinde kurala yer verilmiştir. Haftalık iş süresinin sözleşmelerle kırkbeş saatin altında belirlenmesi mümkündür. Bu halde haftalık çalışma süresini aşan kırkbeş saate kadar olan çalışmalar ise 4857 sayılı Kanun'un 41. maddesinin üçüncü fıkrasında, “fazla sürelerle çalışma” olarak adlandırılmıştır. Fazla sürelerle çalışma halinde denkleştirmeye gidilip gidilemeyeceği Kanun'da açıkça düzenlenmemiştir. Bununla birlikte denkleştirme esasının kabul edildiği 63 üncü maddede “haftalık normal çalışma” süresinden söz edildiğine göre, tarafların kırkbeş saatin altında haftalık çalışma süresi belirlemeleri halinde, denkleştirmenin kararlaştırılan haftalık çalışma süresine göre yapılması gerekecektir....
Denkleştirme süresi toplu iş sözleşmeleri ile dört aya kadar artırılabilir” şeklinde kurala yer verilmiştir. Haftalık iş süresinin sözleşmelerle kırkbeş saatin altında belirlenmesi mümkündür. Bu halde haftalık çalışma süresini aşan kırkbeş saate kadar olan çalışmalar ise 4857 sayılı Kanun'un 41. maddesinin üçüncü fıkrasında, “fazla sürelerle çalışma” olarak adlandırılmıştır. Fazla sürelerle çalışma halinde denkleştirmeye gidilip gidilemeyeceği Kanun'da açıkça düzenlenmemiştir. Bununla birlikte denkleştirme esasının kabul edildiği 63 üncü maddede “haftalık normal çalışma” süresinden söz edildiğine göre, tarafların kırkbeş saatin altında haftalık çalışma süresi belirlemeleri halinde, denkleştirmenin kararlaştırılan haftalık çalışma süresine göre yapılması gerekecektir....
Bu durumda davacının haftanın beş günü hergün çalıştığı kabul edilerek fazla mesai alacağı hesaplayan bilirkişi raporuna itibarla karar verilmesi hatalıdır. Davalı şirket alt işveren olarak davacı ve arkadaşlarını çalıştırdığına göre, asıl işverenden de davacı ve arkadaşlarının günlük çalışmalarına ilişkin varsa bilgi ve belgeleri getirtilmeli, bundan sonra tanık anlatımları değerlendirilerek fazla mesai alacağı bulunup bulunmadığı belirlenmelidir.Yukarıda açıklanan yönler gözetilmeden eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 26.03.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi....
İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, değer artış payı ve artık değere katılma alacağı isteğine ilişkindir. Değer artış payı alacağı; eşlerden birinin diğerine ait ......ın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun karşılık almaksızın esaslı katkıda bulunması durumunda, tasfiye sırasında bu ......da meydana gelebilecek değer artışı için katkısı oranında sahip olduğu alacak hakkıdır (4721 Sayılı TMK mad.227). Denkleştirme (TMK mad.230) hariç, tasfiyeye konu ...... varlığında katkı tarihine göre değer kaybı söz konusu ise, katkının başlangıçtaki değeri esas alınır (TMK mad.227/1). Böyle bir ......ın daha önceden elden çıkarılmış olması halinde hakim, diğer eşe ödenecek alacağı hakkaniyete uygun olarak belirler (TMK mad.227/2). Değer artış payı alacağı talep edebilmek için, ......sal ya da ...... ile ölçülebilen maddi veya hizmet değeriyle katkıda bulunul......ıdır....
işçinin fazla çalışma ücreti kazanamayacağını, dava konusu olan fazla mesai ücreti alacağının açıkça belli olduğunu bu nedenle kısmi dava yada belirsiz alacak davasına konu edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir....
günlük 11 saati aşmamak koşulu ile yılda 270 saate kadar fazla çalışma yaptırılabileceğini, işçinin bazı haftalarda 45 saatten fazla çalıştırılması halinde bile denkleştirme uygulaması gereği fazla çalışma sayılmayacağını ve işçinin fazla çalışma ücreti kazanamayacağını, dava konusu olan fazla mesai ücreti alacağının açıkça belli olduğunu bu nedenle kısmi dava yada belirsiz alacak davasına konu edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir....
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile dava konusu 586 ada 229 parseldeki 1 nolu bağımsız bölümle ilgili katkı payı alacağı olarak 18.306,75 TL'nin davalıdan tahsiline, alacağın 10.000 TL'sine dava tarihinden itibaren ve 8.306,75 TL'sine ıslah tarihi olan 22/12/2015 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmiş, Dairemizin 2016/17883 Esas, 2018/20413 Karar sayılı ilamıyla, dava dilekçesinde mal ayrılığı rejimi döneminde davalı adına alınan taşınmaza miktar ve nitelikleri yazılı ziynetlerle katkıda bulunulduğu iddia edilerek seçimlik hak olarak değer artış payı ve denkleştirme şeklinde nitelendirilerek katkı payı alacağı istendiğine, dava tarihi itibariyle belirsiz alacak davası niteliğindeki davada yapılan yargılama sırasında harcının da tamamlandığı 22.12.2015 havale tarihli dilekçe ile ziynetlerle katkı miktarı 22.401 TL'ye yükseltildiğine, davanın niteliği itibariyle...
Her bir eşin bulunan bu tasarruf oranı, çalışmaları karşılığı elde ettikleri gelirleriyle malın alımına yaptıkları katkı oranı olarak kabul edilerek, tasfiyeye konu malın dava tarihi itibariyle belirlenecek sürüm (rayiç) değeri ile çarpılmak suretiyle katkı payı alacak miktarları hesaplanır. Değer artış payı alacağı; eşlerden birinin diğerine ait malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun karşılık almaksızın esaslı katkıda bulunması durumunda, tasfiye sırasında bu malda meydana gelebilecek değer artışı için katkısı oranında sahip olduğu alacak hakkıdır (4721 sayılı TMK m.227). Denkleştirme (TMK m. 230) hariç, tasfiyeye konu malvarlığında katkı tarihine göre değer kaybı söz konusu ise, katkının başlangıçtaki değeri esas alınır (TMK m. 227/1). Böyle bir malın daha önceden elden çıkarılmış olması halinde hakim, diğer eşe ödenecek alacak miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler (TMK m.227/2)....
Dava; sigorta acentelik sözleşmesinin haksız feshi iddiasıyla denkleştirme (portföy) tazminatı alacağı ödenmesine, ayrıca feshedilen sözleşme nedeniyle yapılmış olan masrafların tazmin edilmesine ilişkindir. Zaten davacı vekili 13/04/2023 tarihli dava dilekçesinde denkleştirme (portföy) tazminatı açısından "haksız olarak feshin yapıldığı şartının ispat olunduğu" gerekçesiyle tazminat taleplerinin kabulü gerektiğini açıklamıştır. Gerçekten feshin haksız olup olmadığı, denkleştirme tazminatının kabulü açısından aranan yasal somut koşul vakıalardandır. Taraflar arasında imzalanan sözleşme, dolayısıyla ticari ilişkinin varlığı tartışma konusu değildir. Yargılama sırasındaki beyanlara göre davacı vekilinin dava dilekçesinde belirtilen denkleştirme tazminatı yönünden miktarları her bir davalı yönünden ıslah ettikten sonra davalı ...A.Ş.'den 5.000,00TL, davalı ... Sigorta A.Ş.'den ise 526.089,05 TL tazminat talep ettiği anlaşılmaktadır....
Bundan ayrı, hükümde katkı payı ve katılma alacağı yazılı ise de davacı lehine hükmedilen alacak, katılma ve değer artış payı alacağı niteliğindedir. TMK'nin 239/son maddesinde; “…aksine anlaşma yoksa tasfiyenin sona ermesinden başlayarak katılma alacağına ve değer artış payına faiz yürütülür…” hüküm altına alınmıştır. Yargıtay'ın ve Dairemizin kökleşmiş uygulamalarına göre tasfiye tarihi karar tarihidir. Mahkemece, karar tarihi olan 12.06.2018 tarihinden itibaren her iki alacağada faiz yürütülmesi gerekirken, değer artış payı alacağı yönünden yazılı şekilde dava ve ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülmüş olması hatalıdır. Ne var ki, açıklanan bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden kararın 1086 sayılı HUMK'un 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanması uygun görülmüştür....


