İcra Dairesi'nin ...sayılı icra takip dosyasında asıl borçlu ve davacı aleyhine 621.595,56 TL asıl alacak, 1.846.100,00 TL gayri nakdi alacağın depo edilmesi ve 51.628,81 TL işlemiş faiz talebi üzerinden ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatıldığı, gayri nakdi alacak içerisinde dava konusu olan 20.06.2013 tarihli, ... no'lu, 885.000,00 TL tutarındaki 03.02.2014 vadeli Kesin Teminat Mektubunun da bulunduğu, söz konusu teminat mektubunun vadesinin 13/07/2015 tarihine kadar uzatıldığı, iflas tarihinden sonra 30/12/2014 tarihli uzatma talebinin dava dışı asıl borçlu şirket tarafından, 09/01/2015 tarihli uzatma talebinin bizzat davacı tarafından talep edildiği, dava dışı asıl borçlunun 19/11/2014 tarihinde iflasının açıldığı, iflas masası tarafından teminat mektubunun paraya çevrilmesinin durdurulması üzerine bankaca muhataba ödenmediği, ancak muhatap tarafından işlemiş iptali için dava açılması ve İstanbul Anadolu 3....
Mahkemenin 2015/44 Karar ve 06.02.2015 tarihli kararı ile davalı şirketin iflas erteleme talebinin reddine ve iflasına karar verilmiştir. Davacı şirket yargılama aşamasında Bandırma ... İcra Dairesinin ... sayılı dosyasında alacak kayıt talebinde bulunmuş ve kayıt talebi masa tarafından kabul edilmiştir.Müflis......
Şöyle ki; İflas davası, talep ve takip edilebilir bir alacak için eda hükmü ve üstelik edanın da iflas süreci içinde yapılması için inşai hüküm verilmesi sonucunu elde etmeye yönelmiş bir davadır. Talep edilen alacağın muaccel olmadığı dosyadan anlaşılıyorsa gerek olağan bir eda davasını gerek bir iflas davasını mahkeme re'sen reddeder. Eğer bir alacak için onu muaccel olmaktan çıkaran, vadeye veya taksitlerle bağlayan bir anlaşma yapılmışsa aa bir yandan da alacaklı aynı anlaşma metninde "her türlü talep ve dava, takip yetkilerimi kullanmakta özgür kalacağım, bu durumlarda borçlu alacak muaccel olmadığı için talep yetkimin bulunmadığını öne süremeyecektir" derse, bunda bir garabet vardır. Gerçekten, muaccel olmayan alacağın borçlusu da anlaşma ile alacaklıya takip yetkisi kazandıramaz; anlaşma yapılıp kazandırabilirmiş gibi elfaz kullanılmışsa demek ki alacağı muaccel hale getiren bir anlaşma yapılmıştır....
Borçlu itirazın iptali davası açılmamış iken, itirazına konu borcu tamamen öderse, alacaklının itirazın iptali davası açmasına gerek kalmayacak ve böyle bir davayı açmakta hukuki yararı bulunmayacaktır. Zira, itirazın iptali davası açılmasında amaç, itiraz nedeniyle kanun gereğince kendiliğinden durmuş olan takibin devamını sağlamaktır. Takibin devamı yoluyla elde edilecek olan sonuç (alacağın tahsili), borçlunun tüm borcu ödemesiyle zaten gerçekleşmiş olacağına göre gerçekleşmiş olan bu sonucu sağlamak üzere bir dava açılmasında hukuki yarar bulunmayacaktır. Diğer yandan, icra takibine başlanılmasından sonra, itirazın iptali davasının açıldığı tarihten önce TBK 100. maddesine göre, yapılan kısmi ödemenin öncelikle işlemiş faiz, takip masraflarına ,ferilere mahsup edileceği göz önünde bulundurulmalıdır....
Ancak, ödemenin ihtirazi kayıtla, diğer bir deyişle koşullu olarak yapılması halinde de ödemenin dosya borcu karşılığında yapıldığı sonucu değişmez. Böyle bir durumda, koşul gerçekleşmediği sürece, yani alacak kesinleşmediği sürece para alacaklıya ödenmez. Bu arada belirtmek gerekir ki, borçlunun genel haciz yoluyla yapılan takibe itirazı ile takibin durmuş olması, alacağın temini için takipten önce konulmuş olan ihtiyati hacizleri kaldırmaz. İhiyati haczin ne şekilde kaldırılacağı İcra ve İflas Kanununun 266. maddesinde düzenlenmiş olup, anılan madde hükmünde " Borçlu, para veya mahkemece kabul edilecek rehin veya esham yahut tahvilat depo etmek veya taşınmaz rehin yahut muteber bir banka kefaleti göstermek şartı ile ihtiyati haczin kaldırılmasını mahkemeden isteyebilir. Takibe başlandıktan sonra bu yetki, icra mahkemesine geçer." denilmiştir....
Borçlu, itirazın iptali davası açılmamış iken, itirazına konu borcu tamamen öderse, alacaklının itirazın iptali davası açmasına gerek kalmayacak ve böyle bir davayı açmakta hukuki yararı bulunmayacaktır. Zira itirazın iptali davası açılmasında amaç, itiraz nedeniyle kanun gereğince kendiliğinden durmuş olan takibin devamını sağlamaktır. Takibin devamı yoluyla elde edilecek olan sonuç (alacağın tahsili), borçlunun tüm borcu ödemesiyle zaten gerçekleşmiş olacağına göre, gerçekleşmiş olan bu sonucu sağlamak üzere bir dava açılmasında hukuki yarar bulunmayacaktır....
Taşınmazın niteliği arazi ise net gelir metodu yöntemi ile arsa vasfında ise değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması suretiyle gerçek değer belirlenmelidir. 6. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 194 üncü maddesi. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. 2. Dava konusu İstanbul ili, ... ilçesi, ... köyü 49.125,00 m² yüzölçümlü 174 parsel sayılı taşınmazı davacı Garanti Koza İnşaat Sanayi ve Ticaret Anoniş Şirketi 06.01.1989 tarihinde satın aldığı, bu taşınmazın ifrazıyla oluşan 5.988,80 m² yüzölçümlü 727 parsel sayılı taşınmazın orman olması nedeniyle hükmen ifraz edilmesi sonucu oluşan 1706 parsel sayılı arsa vasıflı taşınmazın davacı adına tapuda kayıt iken, Orman Genel Müdürlüğü tarafından açılan tapu iptal ve tescil davası sonucunda İstanbul 19....
AŞ ' nin iflas etmiş olması nedeni ile davanın kayıt kabul davasına dönüşeceği ve vekalet ücreti ile harçların maktu olacağı açık olup, davanın reddi nedeni ile alacak davasında davalı müflis idare lehine nispi ücreti vekalete hükmedilmesi gerektiği , 2-Mahkememizin işbu dosyası ile birleşen ... ATM'nin ... esas sayılı dosyası yönünden; iflas idaresi olarak davalı .......
Asliye Ticaret Mahkemesinin ilk verdiği kararda "açıkça iflas erteleme tedbir başvurusundan önceki Finansal Kiralama veya 2008 yılında kurulan mevduat üzerindeki rehnin, iflas erteleme talebinden önce doğan bir alacak olduğu ve mahkeme gerekçesinde açıkça belirtildiği gibi; İflas erteleme talebi üzerine verilen tedbir kararı ile, iflas erteleme talebinden önceki borçlar nedeni ile borçlu hakkında haciz ve diğer muhafaza işlemlerinin yapılmasına engel olmak sureti ile, borçlunun işletmesinin bütünlüğünün korunmasının gaye edildiği, bu nedenle de gerek FKS'den gerekse başka sözleşme ilişkilerinden kaynaklanan borçlarını ödemeyen borçlunun, iflas erteleme kararı nedeni ile talep öncesine ait borcun tahsili amacı ile FKS alacaklısına ödeme yapılması veya infaz amacı ile rehnin paraya çevrilmesi söz konusu olamaz." şeklindeki kararı ile rehin kabul edilse bile, mahkemenin iflas erteleme öncesi alacak olması nedeni ile, borçlunun işletmesinin bütünlüğünün korunması ve diğer alacaklılar arasında...
alacak davasına yer verilmiştir....


