2015 yılında kooperatifçe yapılan hesaplamalar sonucu kalan borcu için kredi çektiğini ve 24.12.2015 tarihinde tapusunu aldığını sonradan düzenlenen maliyet raporlarının usulsüz olduğunu, davalı kooperatifçe her seferinde farklı kesin maliyet borç miktarlarını içeren ihtarnameler gönderildiğini, icra takibinde bulunulmuştur. ilk seferimde 25.07.2017 tarihinde 9.370,00 TL ikinci seferinde 15,000,00 TL, kayseri 2.icra müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında 15.243,00 TL'den son olarak da 58.424,00 TL borç çıkarıldığını, kooperatifin iflas aşamasında olduğunu fiili olarak faal olmadığını, hakkında açılmış iflas davası olduğunu, yapılan tüm bu işlemler ve gönderilen ihtamameler kanuna aykırı olduğunu, müvekkilin davalı kooperatife herhangi bir borcu olmadığını, bu nedenle alınan çıkarılma kararının hukuksuz olduğunu, müvekkilinin 2015 yılında maliyet ne çıkarıldıysa o miktar ödemede bulunduğunu koopertif her üyeyle farklı miktar ve oranda borç çıkararak anlaşma yoluna gitmediğini, bu hususun...
Dava; taraflar arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan iflas yolu ile takibe yönelik İİK'nın 155 ve devamı maddeleri uyarınca açılan itirazın kaldırılması ve iflas davası niteliğindedir. Birleşen dava ise eser sözleşmesi kapsamı dışında yapılan ilave iş bedelinin tahsili için başlatılan iflas yolu ile takibe yönelik itirazın kaldırılması ve iflas davasıdır. İİK'nın 155. Maddesine göre " Borçlu iflas yoluyla takibe tabi şahıslardan olup da alacaklı isterse ödeme emrine 7 gün içinde borç ödenmediği takdirde, alacaklının mahkemeye müracaatla iflas talebinde bulunabileceği ve borçlunun gerek borcu olmadığına ve gerek kendisinin iflasa tabi kimselerden bulunmadığına dair itirazı varsa bu müddet içinde dilekçe ile icra dairesine bildirmesi lüzumu ve konkordato teklif edilebileceği ilave olunur. İİK'nın 156....
Hacizli mal satılıp, satış bedeli alacaklıya verilmiş ise üçüncü kişinin istihkak davası açma imkânı kalmadığından borçlu aleyhine ancak sebepsiz zenginleşme davası açabilir (13 HD. 9.12.1980,6022/6667: Uyar Talih, İcra Hukukunda İstihkak Davaları, 3 B. İzmir 1994 s. 263). Çünkü üçüncü kişinin malının satılarak bedelinden alacaklının alacağının ödenmesi ile borçlu sebepsiz olarak zenginleşmiştir, yani borçlunun borcu üçüncü kişinin mal varlığından ödenmiştir (Kuru, İcra ve İflas Hukuku C.2 s.1010; Aslan, Kudret Hacizde İstihkak Davası, Ankara, 2005 s.354). 8-Ödeme emri kesinleşip alacaklıya haciz isteme yetkisi geldikten sonra o takip bakımından alacak mevcuttur ve borçlu ancak bu borcu ödemek suretiyle kendisine karşı olan takipten kurtulabilir. Borçlunun maddi hukuk bakımından gerçekte borçlu olup olmadığı sorunu, borçlu ile alacaklı arasında bir husustur....
, tespit davası da açılabilir ve bu durumda hukuki yararın var olduğu kabul edilir.” düzenlemesi bulunmakta iken; 7251 sayılı Kanun’un 7. maddesi ile madde başlığı “Belirsiz alacak davası”; 2. fıkrası “(2) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir....
Hal böyle olunca, davalı şirketin konkordato talebi ile ilgili verilen kararın akıbeti araştırılarak; a) Konkordato talebi reddedilmesi halinde çekişmeli alacak davası için “konkordatonun kabulü” ön koşulu ortadan kalktığı için HMK’nın 30. maddesinde düzenlenen usul ekonomisi ilkesi de dikkate alınarak işbu davaya genel hükümlere göre alacak davası olarak devam edilmesi gerekir. Zira çekişmeli alacak davasında alacak talebi hakkında yapılacak yargılama genel hükümlere tabi ise de; verilecek hüküm ve sonuçlar konkordatonun yürürlükte olup olmamasına göre farklıdır. Konkordato yürürlükte iken alacağın konkordato projesi kapsamında, tasdik edilen konkordato hükümlerine göre ödenmesi gerekecek, örneğin konkordato faizsiz ise faiz uygulanmayacak, buna karşılık konkordato yürürlükte değil ise faiz de dahil tamamen genel hükümlere göre tahsil hükmü kurulacaktır....
Ankara BAM si 31.Hukuk Dairesi 10/05/2022 tarihli kararında, Somut olayda, 1-) 11 numaralı karar celsesinde iptaline karar verilen itiraz konusu asıl alacak 48.919,69 TL olarak gösterilmiş iken gerekçeli kararda bu miktarın 49.919,61 TL olması gerektiğinin tespit edilerek çelişki yaratılması doğru görülmemiştir. 2-) Davacı alacaklının icra takibine yapılan itirazın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren İcra ve İflas Kanunu’nun 67/1 maddesi uyarınca bir yıllık hak düşürücü süre içinde itirazın iptali davasını açması gerekir. İtirazın iptali davalarında davanın, yasada öngörülen hak düşürücü nitelikteki sürede açılması bir dava şartı niteliğindedir ve re'sen nazara alınır. İtirazın iptali davası açmak için öngörülen bir yıllık hak düşürücü süre, borçlunun itirazının alacaklıya tebliğ tarihinden itibaren başlar....
Davalılardan ----- iflas etmesi sebebiyle anılan şirket yönünden davanın kayıt kabul davasına dönüştüğü nazara alınarak mahkememizce takdir edilen bedelin ------ kayıt ve kabulüne karar verilmiştir. Kayıt kabul davasında harç, vekalet ücreti maktu olduğundan müflis şirket yönünden harç, vekalet ücreti maktu olarak hükmedilmiştir. Belirtmek gerekir ki, davacı lehine toplamda 10.000,00-TL manevi tazminata hükmedilmiş olup, hüküm tekniği bakımından müflis şirket yönünden tespit, diğer davalılar yönünden tahsil hükmü kurulmuştur....
Mahkemenin davanın reddi ya da kabulü yönünde verdiği karar, maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceğinden davanın reddi hâlinde alacaklı borçluya karşı aynı alacaktan dolayı yeni bir alacak davası açamayacağı gibi davanın kabulü hâlinde borçlu da alacaklıya karşı bir menfi tespit veya istirdat davası açamayacaktır. Bu nedenledir ki, mahkeme itirazın iptali davasında tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek borcun varlığını ve miktarını araştırmak zorundadır. Yasal dayanağını 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67. maddesinden alan itirazın iptali davası ile alacaklı; icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nın 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçlamaktadır. Takip hukukundan doğan bu davada tespit edilecek husus, borçlunun icra takibine yapmış olduğu itirazında haklı olup olmadığının belirlenmesidir. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir (İİK. m. 67/1)....
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/600 Esas sayılı dosyası üzerinden verilmiş olan iflas ertelemesi kararıyla davadan sonraki her türlü hapis, takas, mahsup, temlik ve teslim işlemlerinin durdurulduğunu, davacı tarafından müvekkili banka şubesi müşterisi hakkında iflas erteleme davasında verilmiş olan ihtiyati tedbir kararından önce ihtara konu edilen bedelin tahsili amacıyla başlatılan herhangi bir icra takibi veya açılmış olan herhangi bir davaya ilişkin kayıt gösterilmediğini, asıl borçlu ... firması tarafından açılmış bulunan iflasın ertelenmesi davası mevcut olduğundan dava konusu edilen Rehin ve Blok Sözleşmesiyle teminat altına alınmış finansal kiralama sözleşmesinden kaynaklanan borçların tahsili amacıyla asıl borçluya müracaat edilmeden müvekkili banka aleyhine ihtarname keşide edildiğini, davanın erken açıldığını ve dinlenmesinin gayrımümkün bir dava olduğunu, ... firması hakkında iflas erteleme kararı verilmiş olduğundan, müvekkili bankaca Gaziantep 1....
davası da açılabilir ve bu durumda hukuki yararın var olduğu kabul edilir." şeklindeki hüküm ile belirsiz alacak davası düzenlenmiştir....


