, b) Zamanaşımına uğrayan kıymetli evrakın Davalının bu yöndeki itirazı nedeniyle tahsiline karar verilemeyeceği ancak bu türden kıymetli evrakın temel ilişkinin varlığı ve bu ilişkiden kaynaklanan uyuşmazlığın ispatında kullanılabileceği bu yönde bir sakıncanın bulunmadığını, c) Davacının dava sebebini temel ilişkiye dayandırdığını, d) Temel ilişkiyi ise şirket ile ortaklar arasındaki ve/veya ortakların birbirleri arasındaki kar payı ve sermaye alacağı olduğu ve uyuşmalığın buradan kaynaklandığını, bu tür uyuşmazlıklarda zamanaşımı süresinin TBK m.174 4. bent gereği 5 yıl olduğunu, ancak ortaklıktan kaynaklı alacaklar senetle (poliçe) ikrar edildiği takdirde TBK m. 156/2 gereğince yeni zamanaşımı süresinin 10 yıl olacağı bu durumda davacı alacağının zamanaşımına uğradığından söz edilemeyeceğini, e) Davalılardan ......
Tüzel kişilerin kendilerine ait ayrı bir kişiliği ve kendine ait bağımsız bir mal varlığı bulunması nedeniyle bu mal varlığı tüzel kişinin kendi alacaklılarının haklarını temin etmek için tahsis edilmiş ve ortaklarla alacaklılar arasında bir hukuki ilişki olmadığından tüzel kişiden alacaklı olanların güvencesi kabul edilir. Kural olarak şirketten alacaklı olanlar şirketin organlarına veya ortaklarına değil, doğrudan şirketin bu malvarlığına müracaat etmek zorundadır. Bunun sonucu olarak ortakların şahsi alacaklıları da şirket malvarlığı üzerinde herhangi bir hak iddiasında bulunamaz, sadece yıllık bilanço üzerinden borçlu olan ortağa isabet eden kâr payı ve tasfiye sonucu ortağa düşecek pay üzerinde bir hak iddiası mümkün olur. Bundan başka, şirketin alacağı ile ortağın alacağı mahsup veya takas edilemez (TTK.m.242/1). Sermaye şirketlerinde ortakların sınırsız sorumluluğu sadece şirkete karşı ve taahhüt ettikleri sermaye ile sınırlıdır....
Bu suretle, müvekkil şirket ile davacı arasında herhangi bir hisse satış sözleşmesi olmadığını davacının bizzat kendisi de ikrar ettiği, dolayısıyla davalı müvekkil şirketin davacıya herhangi bir hisse bedeli ödeme borcu olmadığı, davacının şirketten herhangi bir hisse bedeli alacağı bulunmadığından, davanın esastan reddi gerektiğini, aynı nedenle hisse değerinin tespiti talebi de tamamen yersiz ve herhangi bir hukuki temelden yoksun bir talep olup, bu talebinde reddedilmesi gerektiği, yine, dava dilekçesinde çalıştığı süre boyunca kar payı ödemesinin yapılmadığı iddiasının da, hisselerin tamamının devredilmiş olması karşısında hukuki bir değeri bulunmadığını, bir an için, kar payı alacağı iddiasının kabul edileceğini varsayacak olursak ki böyle bir kabul söz konusu olmadığını, kar payı alacağı 6098 sayılı tbk’nın 147/4. maddesi gereği 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğundan, hisselerini 20 yıl önce devretmiş olan davacının kar payı alacağı iddiasının da reddi gerekmekte olduğunu, ayrıca...
karşılığı 11.498.491,40 TL) Alacak takibi yapılan Suudi Arabistan’daki ... ... firmasının eski Genel Müdürü, takip tarihinde Ülke Müdürü ... ... ... ile kan bağı haricinde, ilişkili kişi ve Suudi firmadan kaynaklı ticari organik bağının rapor özelinde paylaşılan belgelere göre var olmakla birlikte nihai kararın mahkememize ait olacağıni, Davaya konu “şirket çalışanı”, Yönetim Kurulu Başkanı ... ... ...’nın kızı ...nın da 2018 tarihli (Ek 9/8) mail yazışmasında da paylaştığı üzere ... ... firmasının Genel Müdürü olmasından ötürü tahsil edilemeyen alacağın olduğu ... ... firmasının davaya konu şirketin grup firması olmasının kuvvetle muhtemel olduğunu, Suudi Arabistan firmasından olan Alacakta yaşanan gecikme/ şüpheli Alacak / batak paradan kaynaklı finansal olarak şirket Mali sıkıntıya girmesi kaçınılmaz sonuç olarak ortaya çıkmaktadır. ... ... kaynaklı ortaya çıkan batak paradan kaynaklı davaya konu şirketin finansal darboğaza girebileceği, Satışların artması ile birlikte üretimi / satış...
Sonuç olarak, hesap incelemesine konu olabilecek herhangi bir veri, davalı şirketin yasal defter kayıtlarında yer almadığından hesap incelemesi yapılamamıştır. 2-ç)Davacı ile davalı şirketin diğer ortağı ----arasındaki adi ortaklığın tasfiyesi davasının incelenmesi: Davacı ve davalı şirketin dava dışı diğer ortağı --- arasındaki ---------- incelenmesinde, bu dosyada bulunan bilirkişi --- tarafınan düzenlenen------ bilirkişi raporunun sonuç kısmında “Davalı ----- arasını kapsayan yasal defter kayıtlarında davacı------- iddiaları doğrultusunda adi ortaklık sözleşmesi olduğu iddia edine sözleşmeyle ilgili hiçbir mali ve finansal işlemin mevcut olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.” şeklinde görüş bildirildiği, bilirkişiler---- --- tarafından düzenlenen ----tarihli bilirkişi raporunda ise bilirkişi heyetinin "bir önceki rapora" da atıfta bulunarak, özetle; "Davalının ----------yılları ticari defterlerinde Adi Ortaklık Sözleşmesi olduğu iddia edilen sözleşme ile ilgili hiçbir mali işlemin...
Mahkemece, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 620 ve devamı maddelerinde düzenlenen adi ortaklık hükümleri dikkate alınmalı ve 642. vd. maddelerindeki tasfiye hükümlerinin somut olaya uygulanması gerekmektedir. Adi ortaklık sözleşmesi, iki yada daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir. (TBK. 620/1 md.) Adi ortaklık ilişkisi, TBK'nun 639.maddesinde sayılan sona erme sebeplerinden birinin gerçekleşmesi ile sona erer.Bu şekilde ortaklığın sona ermesinin başlıca iki sonucu ortaya çıkar.Bunlardan ilki, yöneticilerin görevlerinin sona ermesi, diğeri de ortaklığın tasfiyesidir. Tasfiye, ortaklığın bütün malvarlığının belirlenip, ortakların birbirleri ile alacak verecek ve ortaklıktan doğan tüm ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sonlandırılması, malların paylaşılması ya da satış yoluyla elden çıkarılmasıdır....
Kooperatifler Kanunu ve Kooperatif Ana Sözleşmesinde ortaklıktan çıkan ya da çıkarılan ortaklarla hesaplaşmaya ilişkin olarak; kooperatiften ayrılan ortakların kooperatif üzerindeki haklarının yedek akçeler hariç olmak üzere ortağın ayrıldığı yıl bilançosuna göre hesaplanacağı belirtilmektedir. İcra dosyalarında davacı kooperatif borçlu, davalı ise alacaklı durumundadır. Kooperatif kayıtlarına göre davalı ...’in kooperatif üyeliğinden kaynaklı olarak, davacı kooperatiften 57.100 TL aidat alacağı bulunmaktadır. Bu alacak ile ilgili Konya ve İstanbul’da icra işlemi başlatılmıştır. İcra işlemlerinin ilki 2017 yılında Konya ... İcra Dairesinde, diğeri ise 2018 yılında ise İstanbul ... İcra Dairesindedir. Konya ... İcra Dairesinde ...E. sayılı ve 11.05.2017 tarihli icra işlemi halen devam etmektedir....
Belirtilen araştırmaların yapılmasını müteakip, davacının şahsi malvarlığından ödendiği ve şirketten tahsil imkânının bulunmadığı ispatlanan 6183 sayılı Kanun kapsamındaki şirkete ait kamu borcunun belirlenmesi hâlinde, davacının sermaye payını aşan oranda yapıldığı iddia olunan ödemelere ilişkin olarak ileri sürülen rücuen alacak talebine dair davalının sermaye payı oranındaki sorumluluğunun değerlendirilmesi gerekmektedir." denilmiştir. (2) T.C. Yargıtay . Hukuk Dairesinin 22/09/2016 Tarih ve ... Esas-... Karar sayılı ilamında; "Kanuni temsilcilerin asıl mükellef dışındaki diğer sorumlulardan talepte bulunabilmesi için öncelikle bu kamu alacağının asıl yükümlüden tahsilinin mümkün olmaması gereklidir. Zira asıl yükümlüsünden tahsili mümkün olduğu halde bu alacağı kamu idaresine ödeyen kanuni temsilcilerin, asıl yükümlü dışındaki diğer sorumlulardan rücuen talepte bulunmaları mümkün değildir....
aylara ait tüm maaş tahakkuk ve ödemelerin, kâr payı alacağı, prim alacağı yönündeki davalı alacağı savunmasının dava konusu olmadığından, dosya kapsamındaki iddia-savunma ve delil durumuna göre değerlendirme yapılamayacağı, FAİZ: Davacı/alacaklı takip öncesinde faiz talebinde bulunmadığı için taleple bağlılık kuralı gereği bu konuda değerlendirme yapılmayacaktır....
Taraf vekillerinin itirazlarının değerlendirilmesi için dosya yeniden bilirkişi heyetine tevdi edilerek aldırılan 14/12/2020 tarihli ek raporda " Kök raporda da ifade edildiği üzere, ortaklıklar kâr payı dağıtmak yönünde genel kurul kararı almadıkları sürece esas sermaye payı sahiplerine kâr payı dağıtılması bir zorunluluk olmayacak, eş deyişle kâr payı alacağı muaccel hale gelmeyecektir. Tarafımızca kök raporda kâr payı dağıtımına ilişkin bu kural izah edilmiş, olası bir kar dağıtım kararı alınması halinde dağıtımın hukuka ve eşit sermaye payına sahip olan davacı ve davalı için eşit şekilde dağıtılabilmesi İçin hesapların eşitlenmesi gerektiği ifade edilmiştir. Raporun sonuç kısmında da aym yönde açıklamada bulunulmuştur. Bu noktada ifade etmek gerekir ki. kar sav dağıtılması yönünde karar alınmaması durumunda, karın hesanlanmasına esas olan mali durumdaki deüisiklik esas sermaye navı sahiplerine dolaylı zarar olarak da tesir etmeyecektir " görüşü bildirilmiştir....


