"İçtihat Metni"MAHKEMESİ:Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, davalı ile aralarında cafe/bar işletilmesi konusunda bir adi ortaklık kurduklarını, aralarındaki 7.3.2005 tarihli sözleşme gereğince davalının ödemesi gereken kira bedelini ödemediği gibi kar payıda vermediğini ileri sürerek 11.000 YTL kira bedelinin ve 9.000 YTL kar payı alacağının tahsiline karar verilmesini istemiştir....
Mahkemece, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin nitelendirilmesinnde, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 620 ve devamı maddelerinde düzenlenen adi ortaklık hükümleri nazara alınmamış ve Türk Borçlar Kanununun 642. madde ve devamı hükümlerine göre tasfiye işlemi gerçekleştirilmemiştir. Ortaklık için yapılan tüm giderler, kar, zarar durumu değerlendirilmeden, ortaklığın dava tarihi itibariyle gerçek alacak ve borç miktarı tesbit edilmeden; davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bu durumda mahkemece, taraflar arasındaki uyuşmazlığın; adi ortaklığın tasfiyesi hükümleri (TBK'nun 620 ve devamı maddeleri) gereğince ve 642. maddelerindeki tasfiye hükümlerinin somut olaya uygulanması suretiyle çözümlenmesi gerekmektedir....
Davacı, davalı ile aralarında, 2005 yılında adi ortaklık ilişkisi kurulduğunu ancak davalının ortaklıktan kaynaklanan hesap verme ve kar payı dağıtma yükümlülüğünü ihlal ettiğini iddia ederek davalıdan adi ortaklık konusu işletmeye yapmış olduğu masrafları, alamadığı kar payını, davalının aralarında yapmış oldukları sözleşmeyi feshetmesi nedeniyle uğramış olduğu menfi ve müspet zararını talep etmiş olmakla ,taraflar arasındaki uyuşmazlığın; adi ortaklığın tasfiyesi hükümleri (TBK'nun 620 ve devamı maddeleri) gereğince ve 642.maddelerindeki tasfiye hükümlerinin somut olaya uygulanması suretiyle çözümlenmesi gerekmektedir. Adi ortaklık sözleşmesi, iki yada daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir. (TBK. 620/1 md.) Adi ortaklık ilişkisi, TBK'nun 639.maddesinde sayılan sona erme sebeplerinden birinin gerçekleşmesi ile sona erer. Bu şekilde ortaklığın sona ermesinin başlıca iki sonucu ortaya çıkar....
şirketi ile aralarında adi ortaklık sözleşmesinin kurulduğunu, bu sözleşme uyarınca davalı ... Personeli Biriktirme ve Yardım Sandığından arsa satın alındığını ve davalı ...la yazılı satış potokolünün düzenlenmesine rağmen satışın ...'nın hakim ortağı ...'a yapılması nedeniyle yapılan tescil işleminin geçersiz olduğunun tespiti ile davalı ... şirketi ile aralarında gerçekleştirilen, adi ortaklık sözleşmesi gereğince kar payının tespitini ve tahsilini talep etmiştir. Bir ortak tarafından adi ortaklığa ilişkin olan sermaye payının istenmesi, ortaklığın faaliyetlerinden dolayı uğradığı zararın veya kar payının talep edilmesi, aynı zamanda ortaklığın feshini ve tasfiyeyi de kapsar. Tasfiye, ortaklığın bütün malvarlığının belirlenip, ortakların birbirleri ile alacak verecek ve ortaklıktan doğan tüm ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sonlandırılması, malların paylaşılması ya da satış yoluyla elden çıkarılmasıdır....
Mahkemece, taraflar arasındaki adi ortaklığın feshine, davacının adi ortaklık için koyduğu katkı payını ya da ortaklık için yaptığı masrafları yasal delillerle kanıtlayamadığı, ortaklığın zarar ettiği ve mevcut malvarlığı bulunmadığı gerekçesi ile alacak talebinin reddine karar verilmiş, hükmin davacı tarafça temyizi üzerine Dairemizin 14.05.2014 tarih ve 2013/20653 esas, 2014/7456 karar sayılı ilamı ile; taraflar arasında 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 620 ve devamı maddelerinde (818 sayılı BK.nun 520 ve devamı maddelerinde) düzenlenen adi ortaklık ilişkisinin kurulduğu ve ortaklığın fiilen sona erdiği, taraflar arasındaki bu ortaklığın Türk Borçlar Kanunu hükümlerinde belirtilen sıra ve yöntem izlenerek tasfiyesine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir....
Ltd.Şti.nin iş ortaklığındaki doğmuş ve doğacak tasfiye payı, kar payı, ücret ve faiz alacaklarının haczedildiğini, Ankara 7.İcra Müdürlüğünün 2009/2076 sayılı dosyasından da haciz işleminin ödeme sırasında dikkate alınmasına karar verildiğini, iş ortaklığı lehine bloke edilen teminat mektubunun tamamı üzerine konulan bir haciz bulunmadığını ve adi ortaklık hakkında dava açmak üzere yetki belgesi almak için mahkemeye müracaat ettiklerini, davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece; adi ortaklıkta ortaklardan birinin kişisel borcu nedeniyle alacaklısının ancak tasfiye payı üzerine haciz uygulanmasını isteyebileceği, bundan sonra da icra mahkemesinden yetki belgesi alarak adi ortaklığın tasfiyesi yoluna gidebilecekleri, bu hususun B.K.nun 534.maddesinde açıkça ifade edildiği, somut olayda anılan kuralın dışına çıkılmadığı ve tasfiye payı üzerine haciz uygulandığı gerekçesiyle, şikayetin (davanın) reddine karar verilmiş, hüküm davacı 3.kişiler vekili tarafından temyiz edilmiştir....
Limited Şirketini kurduklarını, ancak kendisinin, resmi kayıtlarda şirketin hissedarı olarak görünmediğini, şirketin %90 hissesinin kardeşi ..., %10 hissesinin de babaları ... adına kayıtlı olduğunu, gerek davalının murisi olan kardeşi, gerekse davalı şirketle arasında adi ortaklık ilişkisi bulunduğunu, onbeş yıldır şirketin dış ilişkideki tüm işlerini kendisinin yerine getirdiğini, kardeşi ...’un 2.5.2007 tarihinde ölümü üzerine adi ortaklığın fiilen sona erdiğini ileri sürerek, adi ortaklığın fesih ve tasfiyesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, şimdilik 5.000,00 YTL kar payı ile 5.000,00 YTL tasfiye payı olmak üzere toplam 10.000,00 YTL’nin dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Davalı ..., kendisine asaleten, çocukları ... ve ...’e velayeten vermiş olduğu cevap dilekçesinde, muris ... ile davacı arasında adi ortaklık ilişkisi bulunmadığını savunarak, davanın reddini dilemiştir....
Bölge adliye mahkemesince; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun taraf ve Yargıtay denetimine elverişli olduğu, bu itibarla ilk derece mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle, davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı bilgi ve belgelere, özellikle temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2) Dava, adi ortaklıktan kaynaklı kar payı alacağının tahsili istemine ilişkindir. Adi ortaklık sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir ( TBK md. 620/1). Adi ortaklıkta ortaklığın kar veya zarar ettiğinin belirlenmesi idarecilerin görevidir....
ücreti, 250 TL ortaklık kar payı alacağı olmak üzere toplam 5.000 TL’nin 04/06/2008 tarihinden itibaren işleyecek bankalarca yıllık mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; 28/12/2011 tarihli ıslah dilekçesi ile toplam talebini 225.299 TL’ye artırmıştır....
göre düzenlenip davacının onayına sunulmaması nedeniyle bu hesaplara göre hesaplanan kar paylarının gerçek payları kapsamadığını belirterek 300.000,00.TL kar payı alacağının davalılardan reeskont faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir....


