KARAR Davacı, davalı ile elti olduklarını, davalı adına 20.10.2009 tarihinde kiraladıkları yerde internet cafe açtıklarını, masrafların çoğunu kendisinin karşılaması nedeniyle malvarlığı ve karın %75 kendisine, %25'i davalıya ait olmak üzere adi ortaklık kurduklarını, işyerinin işletilmeye başlamasından sonra 2009 yılı temmuz ayı içinde davalının kendisini işyerinden kovduğunu, adi ortaklık kapsamında davalıya 25.000 TL havale ettiğini ayrıca kredi kartıyla harcama yaparak sermaye borcunu fazlasıyla ödediği halde kar payı da ödenmediğini belirterek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla %75 hissesine karşılık gelmek üzere sermaye bedeli için 15.350 TL, aylık kazancı için 5.000 TL olmak üzere 25, 350 TL'nin davalıdan ticari faiziyle tahsilini talep etmiştir....
Taraflar arasında adi ortaklık kurulduğu, ancak bu ortaklığın tarafların aralarındaki güven sarsıcı davaranışlar nedeniyle son bulduğu davacının gerek ortaklıktan ayrılmayı gerekse sermaye payını istemisi nedeniyle uyuşmazlığın; adi ortaklığın tasfiyesi hükümleri (TBK'nun 620 ve devamı maddeleri) gereğince ve 642.maddelerindeki tasfiye hükümlerinin somut olaya uygulanması suretiyle çözümlenmesi gerekmektedir. Adi ortaklık sözleşmesi, iki yada daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir. (TBK. 620/1 md.) Adi ortaklık ilişkisi, TBK'nun 639.maddesinde sayılan sona erme sebeplerinden birinin gerçekleşmesi ile sona erer. Bu şekilde ortaklığın sona ermesinin başlıca iki sonucu ortaya çıkar. Bunlardan ilki, yöneticilerin görevlerinin sona ermesi, diğeri de ortaklığın tasfiyesidir....
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tarafların hür iradeleriyle adi ortaklık sözleşmesini akdettikten sonra her maddeyi hayata geçirdiklerini, davacının ortaklık sözleşmesi uyarınca sahibi olduğu işletmeyi ortaklığın kullanımına sunmuş ancak davalı üzerine düşen %33 hisse devri ve kar payı tahhüdünü ifa yükümlülüğünü yerine getirmediğini, davacının Şişli Belediyesi ruhsat başvurusundan gelen belgeleri incelendiğinde kira sözleşmesinde kefil olduğunun ortaya çıktığını, böylelikle şirketin kurulduğu mecur dahi davacı ile birlikte kiralandığının doğrulandığını, davalı ... diğer davalı ......
Hukuk Dairesinin 2012/4798 esas 2013/14429 karar sayılı 12/09/2013 tarihli ilamıyla; “Dosya kapsamına göre taraflar arasında adi ortaklık kurulduğu sabit olup davacının kar payı ve katılım payına yönelik istemleri aynı zamanda adi ortaklığın fesih ve tasfiyesini de kapsamaktadır....
Kar ve zarara katılım oranı ihtilaflı olup en son heyetni 2. ek raporunda masrafların, katılım payı olarak kabul edip, sözleşmedeki yerine getirilen katılım payı oranında ibaresinden hareketle kar payının paylaşılması oranını belirlenmiş ise de; Sözleşmede "Ortaklar, ortaklıkla ilgili olarak ortaya çıkan borç ve alacaklara, kar ve zarara, ortaklıktaki hisseleri oranında% 50-50 olarak katılacaktır veya yerine getirdikleri sermaye taahhütlerince oluşacak hisseleri oranında katılacaktır." şeklinde açıkça sermaye miktarının belirtilmesi, bu miktardan davacıya düşen payın ödendiğinin sabit olması dikkate alındığında masrafın adının (sermayeye) katılım payı olarak değiştirilmesinin tarafların açık iradesi nedeniyle mümkün olmadığı, bilirkişi bu yorumu yaparken davalı tarafın bu sözleşmenin hiç uygulanmadığı iddiasını tevil ederek hiç uygulanmadığı değil de fiili irade ile değiştirildiği görüşüne dayandırmış ise de, buna ilişkin bir iddia bulunmamakta iken bu yorumun yapılması mümkün olmadığı...
Mahkemece; 15.04.2017 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınarak, taraflar arasında 15.07.2005 tarihli kar paylaşımına dayalı istisnai iş – ortaklık sözleşmesi uyarınca ortaklık ilişkisinin bulunduğu, ortaklığın 04.06.2008 tarihli fesih ihtarı ile sona erdiği, davacı/ karşı davalının sözleşmeden kaynaklı ücret alacağının davalı/karşı davacı tarafından ödendiğinin ispat edilemediği, davacı/ karşı davalının ıslah dilekçesi ile kar payı alacağına ilişkin talebini 142.672 TL olarak artırdığı, ıslah ederken fazlaya ilişkin hakkını saklı tutmadığı, bu nedenle kar payı alacağına yönelik 142.672 TL üzerinde fazladan talepte bulunamayacağı gibi ek dava da açamayacağı; her iki tarafın cezai şart talebinin yerinde olmadığı, davalı/ karşı davacı tarafından karşı davanın ispat edilemediği gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne, 17.040 TL ücret alacağı ile 142.672,79 TL kar payı alacağı toplamı olan 159.712,79 TL’nin temerrüt tarihi olan 17.06.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal...
Mahkemece; davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair verilen karar, davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece verilen 20/09/2017 tarihli ve 2016/2844 E. 2017/12266 K. sayılı kararla; (...Taraflar arasında imzalanan 20/11/2005 tarihli sözleşmeyle kar ortaklığı konusunda anlaşma yapıldığı, böylelikle taraflar arasında adi ortaklık ilişkisi kurulduğu anlaşılmaktadır. Bir ortak tarafından adi ortaklığa ilişkin olan sermaye payının istenmesi, aynı zamanda ortaklığın feshini ve tasfiyeyi kapsar... Fesih ve tasfiye edilmeyen adi ortaklıkta zamanaşımı süresi başlamaz. Dava konusu olayda, taraflar arasında adi ortaklık fesih ve tasfiye edilmediğinden zamanaşımı süresi henüz başlamamıştır ve bu nedenle olayda zamanaşımı süresinin dolduğundan da söz edilemez....
'ın, sözleşme gereği yapılması gereken giderlere katılmadığı; ancak, bu husus gerekçe gösterilerek sözleşmenin feshinin davalı şirket tarafından davadan önce istenmediğinden taraflar arasındaki bina yapım ortaklık sözleşmesinin yürürlükte olduğu ve bu sözleşmeye göre davacının kar payının belirlenmesi gerektiği, bilirkişi heyetinin 20/02/2013 tarihli ek raporunda ve 10/12/2013 tarihli ikinci ek raporunda belirtildiği üzere, davacıya düşen kar payının bulunabilmesi için yapılacak hesabın "Kar payı=mütahite kalan 4 daire ve işyerleri-bina maliyeti * %15 davalı şirkete kalan 4 daire ve 4 dükkanın raiç değeri 1.016.039,60 TL eksi bina maliyet değeri olan 801.593,04 TL =214.446,56 TL kar payı, %15'i=32.166,98 TL" şeklinde davacıya düşen kar payının 32.166,98 TL olduğunun anlaşıldığı, bu miktarın davalı Tankar şirketinden alınarak davacıya verilmesi gerektiği, davacının sadece 4 adet dükkanın bölüşülmesini talep etmiş ise de diğer dairelerin bölüşüldüğü hususu ispatlanamadığından kar payının...
Holding AŞ.nin % 12 hissesini devraldığını ve sesiz ortaklık payı 100.000 DM ve kar payı alacağı 64.000 DM nin ödenmesine holdingin kefalet verdiğini,bu yüzden davanın bu şirketlere yöneltilmesini savunarak husumet itirazında bulunmuştur. Davacı bu savunmaya karşılık parayı kar payı ile geri ödenmek üzere ödünç verdiğini,davalının bu parayı kendi şirketlerinin finansmanı için kullanmasının kendi tasarrufu olduğunu, ortaklığının da sözkonusu olmadığını bildirmiştir. Davacının sunduğu ve yabancı bankaca da teyit edilen havale belgesine göre davalının Deutsche Bank Manheim Şubesinin 370200993 nolu hesabına 24.1.2000 tarihinde 100.000 DM havale ettiği anlaşılmaktadır. Yine 20.12.2002 tarihli anlaşma başlıklı belgede davacının ... GmbH’ye sessiz ortak olduğu,yatırdığı 100.000 DM ortaklık payının 64.000 DM kar payı ile geri ödeneceği, ... Holdingin AŞ.nin de bu geri ödemeye kefalet verdiği yazılı olup belgeyi ... Holding AŞ kaşesi altında davalı tarafından imzalanmıştır....
Uyuşmazlık; adi ortaklığın fesih ve tasfiyesine ilişkindir. Somut olayda; taraflar arasında "..." isimli lokantanın işletilmesi amacıyla adi ortaklık kurulduğu hususunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı, davalı tarafından işletmeye alınmadığını belirterek adi ortaklığın feshi ile sermaye ve kar payını istemiş; davalı ise davacının adi ortaklıktan isteği ile ayrıldığını, davacının alacağı olmadığını savunmuş, açtığı karşı davasında ise ortaklığın borçları nedeni ile davacı- karşı davalıdan 22.451,14 TL'nin tahsilini talep etmiştir....


