tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalı şirketin yurt dışında birçok ülkede yatırılan paraların istenildiği her an geri çekilebileceği ve karşılığında yüksek oranda faiz verileceği garantisi ile müvekkilinin davalı şirkete para verdiğini, ancak ödenen paranın bir türlü geri alınamadığını ileri sürerek, davalı şirkete ortak olunmadığının tespiti ile alacak talep etmiştir. Davalı davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İlk derece mahkmesince, davacının bakiye alacağı kalmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, taraf vekilleri istinaf etmiştir....
tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalı şirketin yurt dışında birçok ülkede yatırılan paraların istenildiği her an geri çekilebileceği ve karşılığında yüksek oranda faiz verileceği garantisi ile müvekkilinin davalı şirkete para verdiğini, ancak ödenen paranın bir türlü geri alınamadığını ileri sürerek, davalı şirket ortak olunmadığının tespiti ile alacak talep etmiştir. Davalı davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İlk derece mahkemesince, davanın kabulüne, 15.403,30 EURO'nun dava tarihi olan 09.02.2017 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4/A maddesi gereğince Devlet bankalarının bir yıl vadeli EURO cinsindeki dövize uyguladığı faiz oranında, faiz uygulanmak suretiyle davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Kararı, taraf vekilleri istinaf etmiştir....
Atalan’a ciro edilen iki bono ile borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davacı vekili davalılardan ...’in şirketin yönetim kurulu üyesi olduğunu, 21.03.2006 tarihinden 6.12.2006 tarihine kadar münferit imza ile şirketi temsile yetkili olduğu 6.12.2006 tarihinden sonra da şirketin çift imza ile temsil edildiğini, davalı ...’ı diğer davalılar ile işbirliği yaparak şirketi zarara uğratmak için münferit imza yetkisi olmadığı bir zamanda tanzim edip münferit imza yetkisinin olduğu geçmişe yönelik tarih atarak şirketi borçlandırmaya çalıştığını belirterek muvazaalı olarak düzenlenen ve takibe konulan bonolar ile borçlu olmadıklarının tespitini ve takip kötüniyetli olarak yapıldığından %40’dan az olmamak üzere tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesi; bonoların müvekkilinin şirketi temsile yetkili olduğu tarihte düzenlendiğini belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ......
GEREKÇE: Eldeki dava borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davacı vekili, dava dilekçesinde davalının müvekkili şirketten huzur hakkı alacağının varlığı iddiası ile müvekkili şirket aleyhine ... 3. Genel İcra Dairesi'nin 2023/240632 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, davalının müvekkili şirkette yalnızca ortak olduğunu, ortaklara huzur hakkı ödenemeyeceğini belirterek borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Anılı icra dosyası incelendiğinde ...'ın davacı şirket aleyhine 192.000,00 TL alacak yönünden icra takibi başlattığı, takibe dayanak olarak ise Eylül 2018 döneminden Eylül 2023 dönemine kadar ödenmemiş huzur hakkı alacağı gösterildiği görülmüştür. ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/726 Esas sayılı dava dosyasında ise, işbu davanın davalısı ... tarafından bir kısım taleplerinin yanında bakiye huzur hakkı alacağının da tahsiline yönelik davalı aleyhine dava ikame edildiği görülmektedir....
Tüm Dosya Kapsamı Birlikte Değerlendirildiğinde Dava, tanzim tarihi olmadığından kambiyo senedi vasfı bulunmayan belge nedeniyle başlatılan icra takibi nedeni ile borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. ... 5. İcra Dairesi ... Esas dosyasının tetkikinden 30/07/2013 tarihli 317.000 -TL tutarlı senedin davalı lehtar olacak şekilde düzenlendiği, senet üzerinde tanzim tarihine yer verilmediği, davacı ve dava dışı avaller adına kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takibe geçildiği , takip dayanağı senette tanzim tarihi yer almadığından senedin kambiyo vasfının bulunmadığı anlaşılmaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) kambiyo senetlerine ilişkin hükümler poliçe esası üzerine kurulmuştur. Kanun koyucu, kambiyo senetlerinin ortak olan hükümlerine poliçe başlığı altında yer vermiş; bono ve çek hakkında ise, ortak hükümlere yollama yapmakla yetinmiştir (TTK m. 778 ve 818)....
İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyada takibe konu edilen alacak konusunda davalıya borçlu olunmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, taraflar arasında 08/01/2019 tarihli mekanik işler işçilik sözleşmesi imzalandığını, işin sözleşmeye uygun olarak yapıldığını, ilk 5 hakediş bedelinin davalı tarafından ödendiğini, davacının dava dilekçesinde gösterdiği diğer ödemelerin alacaktan düşülemeyeceğini, bakiye alacak yönünden diğer hakedişler için takip başlatıldığını, davacı iddialarının yerinde olmadığını belirterek haksız davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davacı tarafından dava dilekçesi ile talep edilen tedbir talebi ödeme usulüne uygun yaklaşık olarak ispat edilemediğinden reddine karar verilmiş, red kararının istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31....
Mahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafın davalı şirketin ortağı olunmadığının tespiti ile ilgili talep kısmının kabulü ile davacı tarafın davalı şirketin ortağı olmadığının tespitine. alacak davasının kısmen kabulü ile, 7.500,00 TL’nin dava tarihinden itibaren değişen oranlarda hesaplanacak avans faizi ile birlikte kalan 14.379,32 TL’nın da dava tarihinden itibaren yıllık % 9 ve ileride değişmesi halinde değişen oranlarda hesaplanacak yasal faizi ile birlikte olmak üzere toplam 21.879,32 TL’nin davalılar Bera Holding A.Ş., ..., ... ve ...'ndan alınarak davacı tarafa verilmesine. fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili, davalı şirket, ... ve ... vekili temyiz etmiştir. 1- Dava, taraflar arasında geçerli şekilde ortaklık ilişkisi kurulmadığı için ortak olmadığının tespiti ile bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir....
Davalı... vekili, bononun sebepten mücerret olup, temel ilişkiden bağımsız olduğunu, müvekkilinin bononun ciro yolu ile hamili olup, keşideci ile ilk ciranta arasındaki alacak-borç ilişkisini hamili bağlamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, davanın bonodan dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkin olduğu,... 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2010/103 E. - 2011/260 K. sayılı kesinleşen kararının gerekçesinde anlatıldığı üzere, davacının davalı ... ile kardeş olduğu, ortak bir şirketlerinin bulunduğu, davacının sağlık problemleri nedeni ile şehir dışına çıkarken şirket işlerinde kullanılmak üzere şirkete imzalı boş kağıtlar bıraktığı, bu imzalı boş kağıtlardan birinin davalı ... tarafından davacının rızası dışında bono haline getirildiği ve davalı ...'in alacaklısı kendisi olacak şekilde davaya konu senedi düzenleyip senedi davalı...'a ciro ettiği, bu suretle davalı ...'...
Dava ortak olunmadığının tespiti ve alacak istemine ilişkindir. Davacı vekili ıslah dilekçesiyle 25.449,19 TL’nin davalılardan tahsilini istemiştir. Mahkemece davacının şirket ortağı olmadığının tespitine ve 6.224,02 TL’nin davalılardan tahsiline karar verilmiştir. Davacının ortak olmadığının tespitine yönelik karara itirazı olmadığı ve temyiz itirazlarının alacak miktarına yönelik olduğu dikkate alındığında yukarıda anılan madde hükmüne göre mahkemece davanın reddine karar verilen miktar olan 19.225,17 TL’nin temyiz sınırının altında kaldığı anlaşılmaktadır. HMK'nın 366. maddesi delaletiyle kıyasen uygulanması gereken aynı Kanunun 346/2. maddesi hükmü uyarınca, kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında Bölge Adliye Mahkemesince bir karar verilmesi gerekmekle birlikte, Yargıtay tarafından da bu yönde karar verilebileceğinden, davacı vekilinin kesin olan karara yönelik temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir....
. - 2021/1483 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalı şirketin yurt dışında birçok ülkede yatırılan paraların istenildiği her an geri çekilebileceği ve karşılığında yüksek oranda faiz verileceği vaadi ile para topladığını, müvekkilinin de davalı şirkete para verdiğini ancak verilen paranın bir türlü geri alınamadığını ileri sürerek müvekkilinin davalı şirkete ortak olmadığının tespiti ve alacak talep etmiştir. Davalılar davanın reddine karar verilmesini istemiştir....


