Bu itibarla kıdem tazminatı dışındaki alacaklar bakımından dava dilekçesi ile istenen kısma dava, ıslah (talep arttırımı) ile artırılan miktarlar bakımından ise ıslah (talep arttırımı) tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması hatalıdır. 5- Davalı lehine hükmedilen vekalet ücreti bakımından, takdiri indirim hariç reddedilen miktar 1.500,00 TL olup, davalı lehine bu miktar üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, reddedilen alacak miktarından daha az şekilde 500,00 TL vekalet ücreti hükmedilmesi ve davacı lehine de hükmedilen vekalet ücreti bakımından, kabul edilen miktar 45.222,78 TL olup, davacı lehine bu miktar üzerinden 5.274,50 TL. vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, 6.725,18 TL vekalet ücreti hükmedilmesi de kabule göre hatalıdır....
Bu itibarla kıdem tazminatı dışındaki alacaklar bakımından dava dilekçesi ile istenen kısma dava, ıslah (talep arttırımı) ile artırılan miktarlar bakımından ise ıslah (talep arttırımı) tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması hatalıdır. 5- Davalı lehine hükmedilen vekalet ücreti bakımından, takdiri indirim hariç reddedilen miktar 1.500,00 TL olup, davalı lehine bu miktar kadar vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, reddedilen alacak miktarından daha az şekilde 500,00 TL vekalet ücreti hükmedilmesi ve davacı lehine de hükmedilen vekalet ücreti bakımından, kabul edilen miktar 51.767,84 TL olup, davacı lehine bu miktar üzerinden 5.994,46 TL. vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, 7.560,00 TL vekalet ücreti hükmedilmesi de kabule göre hatalıdır....
Kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. 3-Kabule göre; a-Somut uyuşmazlıkta; dava niteliği itibariyle kısmi dava olup, davacı davalıyı davadan önce temerrüde düşürmediğinden, kıdem tazminatı dışındaki alacaklar bakımından dava dilekçesi ile istenen kısma dava, ıslah (talep arttırımı) ile artırılan miktarlar bakımından ise ıslah (talep arttırımı) tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir. b-Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden; davalılar arasında asıl-alt işveren ilişkisinin bulunduğu, dolayısıyla davalıların hüküm altına alınan işçilik alacaklarından ve yargılama giderlerinden müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları anlaşılmakla, hüküm altına alınan hak ve alacakların davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline hükmedilmesi gerekirken, hükmün harç ve yargılama giderlerine ilişkin 3. ve 5. bendlerinde infazda tereddüte yol açacak şekilde hangi davalı olduğu açıklanmadan sadece “davalıdan” denilerek...
Bankası A.Ş. vekili; banka pay sahipleri defterinde 1955 yılında alınmış ... adına kayıtlı 100 eski TL itibari değerli hisse bulunduğunu, 5274 sayılı Kanun kapsamında YTL'ye dönüşüm işlemlerinin 5615 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca gerçekleştirildiğini ve 100 eski TL'lik hissenin itibari değeri 1 TL olan hisse haline dönüştürüldüğünü, bankanın 18 kez sermaye arttırımı gerçekleştirdiğini ve bunların tamamının bedelli sermaye arttırımı şeklinde yapıldığını ancak davacının katılamdığını,1950-1980 döneminde bankanın kar payı dağıtımı yaptığını, 2308 sayılı yasa gereğince kanuni bir mazeret bulunmaksızın 5 yıllık zamanaşımına uğrayan kar paylarının hazineye intikal ettiğini, 1984-2000 döneminde 233 sayılı KHK gereğince genel kurul toplantılarının kaldırıldığını, 2000 yılı sonrasında bankanın 4603 sayılı yasa ile 233 sayılı KHK dışına çıktığını, bu tarihten itibaren genel kurul toplantılarının yapılmaya yeniden başlandığını, bankanın her dönemde genel kurullarını sermaye arttırımlarını ve...
Aile Mahkemesinin 2013/784 Esas 2013/973 karar sayılı dosyası ile, müşterek çocuklardan Arzu için takdir edilen nafakanın tahsilde tekerrür oluşturmamak kaydı ile aylık 300,00 TL arttırımı ile 450,00 TL'ye çıkarılmasına, diğer çocuk Suden için takdir edilin nafakasının aylık 50,00 TL arttırımı ile 200,00 TL'ye çıkarılmasına karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir. Dava, iştirak nafakasının artırımı talebine ilişkindir. TMK nun 330. maddesi gereğince; Nafaka miktarı, çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenir. Nafaka miktarının belirlenmesinde çocuğun gelirleri de göz önünde bulundurulur. Hâkim istem hâlinde, irat biçiminde ödenmesine karar verilen nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir....
Dava dilekçesine bakıldığında; davacının, fazla tahakkukun elektrik sarfiyatının faturalandırılması sırasında farklı metodlarla ve kapasitif arttırımı şeklinde yapılmış olduğundan haksız olduğunu iddia ettiği, alınan bilirkişi kurulu raporunda ise davalı şirketçe yapılan reaktif tüketimle ilgili uygulamanın mevzuata uygun bulunduğunun bildirildiği görülmektedir. Bu durumda, hükme esas alınan raporda davacının dava dilekçesi dikkate alınmadan, sanayi- ticarethane abone grubunun tahakkuka etkisi irdelenerek görüş bildirilmiş olması, ancak dava dilekçesinde iddia edilmesine rağmen 2001 yılından bu yana tahakkuk ettirilen faturalara karşı yapılan itirazlara ilişkin davacı delilleri dosyaya celp edilmeden tanzim edilen rapor hükme esas alınarak karar verilmesi doğru görülmemiştir....
Şti'nin sermaye arttırımı nedeniyle, davacının hissesine düşen arttırım bedeli 25.000,00 TL'yi talep etmiş ise de, sermaye arttırımı yapanın dava dışı şirket olduğu, bedelin ancak bu şirket tarafından talep edilmesinin mümkün olduğu, davalı-karşı davacı ... Koç'un kendi şahsı için bu bedeli talep etmesinin mümkün olmadığı, davalı gerçek kişinin bu açıdan aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı, gerekçesi ile asıl davanın kabulüne, 120.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren ticari temerrüt faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, karşı davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davalı-karşı davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı-karşı davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir....
Bu itibarla kıdem tazminatı dışındaki alacaklar bakımından dava dilekçesi ile istenen kısma dava, ıslah (talep arttırımı) ile artırılan miktarlar bakımından ise ıslah (talep arttırımı) tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken, kıdem tazminatı dışındaki alacaklar için dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesi hatalıdır. 4- Hükmedilen alacağın net mi yoksa brüt mü olduğunun belirtilmemesinin infazda tereddüte yol açacağının düşünülmemesi de HMK.nın 297/2. maddesine aykırı olup, ayrı bir bozma sebebidir. F) Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 19/02/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Şti.’nin 2009 yılında 5.000,00 TL sermaye ile kurulduğunu, mevzuattaki değişiklik nedeniyle sermaye arttırımı için gerekli işlemlerin yapılarak 2014 yılı Şubat ayında ... Ticaret Sicil Müdürlüğüne müracaat edildiğini, tüm belgelerin eksiksiz olduğunu, ticaret sicil tarafından yetkililerin imzalarının yanına kendilerinin isimlerinin yazılması gerektiğinin bildirildiği, bunun üzerine yetkili ortağın ... dışında olması nedeniyle bu işlemin uzun sürdüğünü, sermaye artışı ile ilgili işlemlerin devamı için sicile tekrar gidildiğinde ... Geçici 7. maddesi uyarınca şirketin .../.../2014 tarihinde re'sen terkin edildiğinin bildirildiğini, şirketin aktif olup faaliyetlerini sürdürdüğünü, vergilerini ödediğini, elde olmayan sebepler neticesinde işlemlerin geciktiğini iddia ederek... ... Kişisel Gelişim ve ... Yönetimi Ltd. Şti.’nin re'sen terkin işleminin iptali ile ticaret sicile tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Nafaka Arttırımı-Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı-davalı kadın tarafından boşanma davası ve fer'ileri yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle davalı-davacı erkeğin sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığının anlaşılmasına göre, davacı-davalı kadının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. 2-Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında davacı-davalı kadın yararına takdir edilen maddi ve manevi tazminat azdır....


