"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Boşanma-Nafakanın Arttırımı-Velayetin Verilmesi Yukarıda tarihi, konusu ve tarafları gösterilen hükmün; kısmen bozulmasına, kısmen onanmasına dair Dairemizin 16.06.2015 gün ve 9350-12959 sayılı ilamıyla ilgili karar düzeltme isteminde bulunulmakla, evrak okundu, gereği düşünüldü; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 1.10.2011 tarihinde yürürlüğe girmiş ise de, bu Kanuna 6217 sayılı Kanunla ilave edilen geçici 3. maddenin (1.) bendinde, Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun kanun yollarına ilişkin hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı hükme bağlandığından, karar düzeltme talebinin incelenmesi gerekmiştir....
Davalı ..., çekişme konusu taşınmazın ilçeleri sınırında kalmadığından kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini, taşınmazın 22/06/2000 tarihinde kamulaştırıldığını, davacıların bedel arttırım davası açarak bedeli aldıklarını, aynı yer için hem bedel arttırımı hem de ecrimisil istenemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı şirket, dava konusu taşınmazı ...'ndan önce kiraladığını sonra ihale usulü satın aldığını, öncelikle husumet yönünden itirazları olduğunu, iyi niyetli olduğundan ecrimisille sorumlu tutalamayacağını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi ...'ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇLAR : Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, kasten yaralama HÜKÜMLER : Mahkumiyet Gereği görüşülüp düşünüldü: 1- Kasten yaralama suçundan kurulan hükümlere yönelik yapılan temyiz incelemesinde; Sanıklar hakkında kasten yaralama suçundan tayin edilen adli para cezalarının nevine ve miktarına göre hükmün, 6217 sayılı Yasanın 26. maddesiyle 5320 sayılı Yasaya eklenen geçici 2. madde uyarınca kesin nitelikte olup temyizi olanaklı olmadığından, sanıkların bir nedene dayanmayan temyiz istemlerinin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK.nın 317. maddesi gereğince REDDİNE, 2- Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükme yönelik yapılan temyiz incelemesinde ise; Hükümde TCK'nın 109/3-a-b madde ve fıkrası uyarınca ceza arttırımı yapılırken uygulama maddesinin aynı kanunun 109/2-a-b madde ve fıkrası olarak gösterilmesi mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak kabul edilmiştir....
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, suça sürüklenen çocuk müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak ; Suça sürüklenen çocuk hakkında ceza arttırımı yapılırken TCK'nın 152/2-a maddesi yerine 151/2-a maddesinin yazılması, Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA,ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan,hüküm fıkrasındaki TCK'nın 151/2-a maddesi yerine TCK'nın 152/2-a maddesi yazılmak suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 07/06/2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi....
lehe kabulü ile hüküm kurulmasında, öncelikle temel cezanın 6831 Sayılı Kanunun değişik 93/1. maddesi uyarınca 6 ay hapis cezası olarak tayini sonrasında yerin orman kadastro sınırları içinde kalması sebebi ile aynı maddenin 2 fıkrası uyarınca bir kat arttırılarak 12 ay hapis cezası olarak tayini gerekirken, yazılı şekilde 1 yıl hapis cezası verilmekle sanığa fazla ceza tayini, Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı istem gibi BOZULMASINA, Bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden CMUK'nun 322. maddesi uyarınca kararın hüküm fıkrasının 1 numaralı bendindeki son cümle " 6831 Sayılı Kanunun 93/2. maddesi gereğince... takdiren 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına" cümlesinin karardan çıkarılıp yerine bu kısma " 6831 Sayılı Kanunun 5728 Sayılı Kanun ile değişik 93/1. maddesi uyarınca sanığın takdiren 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca bir kat arttırımı...
in, müştekinin kendisine olan borcu ödememesi nedeni ile gerçekleştirdiği kişiyi hürriyetinden yoksun kılmasına ilişkin olarak haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiğinin düşünülmemesi, Diğer sanıkların eylemlerinin suç oluşturmaması karşısında, sanık ... hakkında TCK.nın 109/3-b fıkrasında ön görülen birlikte işleme nedeni ile ceza arttırımı yapılamayacağı gözetilmeden hükümler kurulması, Kanuna aykırı, O yer Cumhuriyet Savcısı ve sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 01.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Çocuk Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık, konut dokunulmazlığını ihlal, mala zarar verme HÜKÜM : Mahkumiyet Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle incelenerek, gereği görüşülüp düşünüldü: Suça sürüklenen çocuğun atılı suçları olay günü gece saat 04.30 sıralarında işlediği, UYAP sorgulamasında suç tarihinde güneşin saat 06.53 de doğduğu, TCK'nın 6/1-e maddesi uyarınca saat 05.53 e kadar olan zaman diliminin gece olarak kabulü gerektiğinin anlaşılması karşısında suça sürüklenen çocuk hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükümde TCK'nın 143. maddesi uyarınca ceza arttırımı yoluna gidilmemesi, işyeri dokunulmazlığını ihlal suçundan kurulan hükümde ise aynı Yasa'nın 116/4. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış; suça sürüklenen çocuk hakkında mala zarar verme suçundan ceza tertip edilirken TCK'nın 151/1, 31/2 ve 62. maddeleri uyarınca belirlenen 1 ay 20 gün hapis cezasının aynı Yasa'nın...
-K A R A R- Davacı vekili müvekkilinin ... makinesi üretimi ile iştigal ettiğini, sermayesinin ....000.000,00 TL olduğunu, fabrikanın ...’de, şubenin ise ...’de bulunduğunu; alacaklarının bir kısmının şüpheli hale geldiğini, ortaya çıkan kısa vadeli borçlanma ihtiyacı nedeniyle borca batık duruma düştüklerini; mevcut siparişlerin teslimi, yapılacak sermaye arttırımı, uzun vadeli ve düşük faizli kredi temini ile borca batıklıktan kurtulabileceklerini ileri sürerek, iflasın bir yıl süreyle ertelenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkemece iddia, müdahil beyanları, kayyım ve bilirkişi raporları ile tüm dosya kapsamına göre, şirketin borca batık durumda olduğu, şüpheli alacakların tahsili için bir çaba sarfedilmediği, verimliliğin düştüğü ve borç ödeme gayretinin bulunmadığı gerekçesiyle davacı şirketin iflasına karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir....
Mahkemece, borca batık olan şirketin bilirkişi kök raporunda önerilen 1.500.000 TL yeni kaynak girişini 20 aylık yargılama süresince sağlayamadığı, cüz' i miktarda yapılan ödemenin sermaye arttırımı taahhüdünün yerine getirilmesi anlamına gelemeyeceği, dava süresince mali durumu daha da bozulan ve ekonomik yönden toparlanma sürecine giremeyen şirketin iyileştirme projesinin inandırıcılığının kalmadığının kabulü gerektiği belirtilerek iflasın ertelenmesi talebinin reddine, şirketin iflasına karar verilmiş, bu karar da davalı vekilinin temyiz istemi üzerine 19. Hukuk Dairesi' nce onanmıştır. Bu kez, istemci vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu' nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisine uymayan karar düzeltme isteminin reddi gerekmiştir....
İpotek alacaklısı temyiz dilekçesinde, söz konusu ipoteğin İmar Kanunu uyarınca konulduğunu, ipotek bedeli arttırımı davası açtığını ileri sürmüş, ipotek borçlusu vekilinin 11.04.2005 tarihli İcra Müdürlüğüne hitaben verdiği dilekçesinde, ipoteğin İmar Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca konulduğunu belirttiği görülmüştür. Tarafların beyanları dikkate alındığında, söz konusu ipoteğin İmar Kanunu uyarınca imar uygulaması sonucunda oluşturulduğu, dolayısıyla tarafların özgür iradesiyle düzenlenmiş ipotek akit tablosunun bulunmadığı anlaşılmakla, İİK'nın 148. ve sonraki maddelerinde öngörülen nitelikte bir hukuki ilişkinin varlığından söz edilemeyeceğinden, bu durumda İİK'nın 153/2. madde hükmünün olayda uygulama yeri bulunmamaktadır. O halde, mahkemece ihtilafın çözümü yargılamayı gerektirdiğinden istemin reddi yerine kabulü isabetsizdir....


