ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2023/374 Esas KARAR NO: 2023/633 DAVA: Alacak (Ticari İşletmenin Satılması Veya Devrinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 25/05/2023 KARAR TARİHİ: 19/09/2023 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari İşletmenin Satılması Veya Devrinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA:Davacı vekili dava dilekçesi özetle ;Müvekkillerinden-------- de aralarında bulunduğu ------- yılında, inşaat faaliyetlerinde bulunup elde edilen kârı eşit şekilde -------- paylaşmak ve işleri büyüterek ekonomik menfaat elde etmek amacıyla bir adi ortaklık kurulduğunu, buna göre kardeşlerden -halihazırda- ------ iştiğal eden---------- sermayelerini, inşaat mühendisi olan---- emeğini katılım payı olarak koyduğunu,--------- tarihinde vefat etmesiyle adi ortaklık sona erdiğini, Ekonomik olarak ticaret yaparak para kazanan abisi -------- ve kardeşi---------bağlı olan ------inşaat mühendisi olduktan sonra bu 2 kardeşi ile inşaat faalıyetlerinde bulunup kâr elde etmek...
Bozmadan sonra, davalı vekili 20.05.2013 tarihli dilekçesiyle cevap dilekçesini ıslah etmiş ve davacının ortaklık için yaptığı harcamaların 04.07.2002 tarihinde son bulduğunu, davanın ise 15.10.2007 tarihinde açıldığını, belirtilen tarihler arasında 5 yıllık zamanaşımı süresinin geçmiş olması nedeniyle davanın reddini istemiştir. Mahkemece; dava konusu alacağın iş ortaklığı ilişkisinden kaynaklanmakta olup, 818 sayılı BK'nun 126/4 ve 6098 sayılı BK'nun 147/4 maddesi uyarınca 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, davacının talep ettiği harcamaların en sonuncusunun 31.05.2002 günü yapıldığı, alacak davasının ise 5 yıllık zamanaşımı süresi dolduktan sonra 15.10.2007 tarihinde açılan dava ile talep edildiği, bu hali ile alacağın zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiş ve Dairemizin 17.03.2014 günlü ve 2013/19751 E. 2014/4103 K. sayılı ilamı ile; (...Dava; adi ortaklıktan kaynaklanan alacak istemine ilişkindir....
Somut olayda, davacının miras nedeniyle alacak talebine ilişkin davanın niteliği, sonuçları ve HMK m.57 veya HMK'nun m.166/4 maddesi anlamında bir bağlantı bulunmaması nedeniyle, bu davanın tefrik edilecek ayrı bir esasa kaydedilip sonuçlandırıması gerekirken, birlikte görülüp sonuçlandırması doğru görülememiş hüküm bu nedenle bozulması gerekmiştir. 2- Adi ortaklık sözleşmesinden kaynaklanan alacak talebi yönünden ise; TBK. m. 639/2. (BK. m. 535/2 ) göre; sözleşmede ortaklığın mirasçılarla sürdürülmesi konusunda bir hüküm yoksa, ortaklarda birinin ölmesiyle” oratklık sona erer. Somut olayda, davacıların murisi Yılmaz ile kardeşi olan davalı arasında 28/12/2008 tarihinde, 5 yıl süreli, uğraş konusu ....Yağ Sanayi olan, kar ve zararın %50- %50 belirlendiği yazılı ortaklık sözleşmesi mevcuttur. Davacıların murisi Yılmaz, ortaklık sözleşmesinde belirlenen 5 yıllık süre dolmadan 16/11/2010 tarihinde ölmüştür....
Davacı açıkça yemin deliline dayandığından davalılara yemin yaptırılmıştır.Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı ile davalı ----- arasında----- otel işletmesi için adi ortaklık kurulduğu yönünde uyuşmazlık bulunmadığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davalı ----- ortaklık için bir kısım taahhütlerde bulunup bulunmadığı, davalı --------- adi ortaklık sözleşme içeriği dışında başka taahhütlerinin olup olmadığı noktasında toplandığı anlaşılmış, adi ortaklık sözleşmesinde davacının dava dilekçesi ile talep ettiği alacak kalemlerinin hiç birinin bulunmadığı, 2017 & 2018 yılları ticari defterleri incelendiğinde otelin gelirinin bulunmadığı da görülmüş, davalılara sözleşme dışında başka bir taahhütlerinin olmadığına dair yemin yaptırılmış ayrıca taleplerinin tamamının adi ortakların birbirinden olan ve adi ortaklık nedeniyle oluşan alacaklar olduğundan yani tasfiye sonunda elde edilecek bir alacak kalemine ilişkin talep bulunmadığından adi ortaklığın tasfiyesi yoluna da...
Davacı ticari satım ilişkisi kapsamında teslim edilen mallar nedeniyle düzenlenen fatura bedellerinden davalı borçlunun sorumlu olduğunu, davalı ise faturaların adi ortaklık ilişkisi kapsamında tasfiye maksadıyla düzenlendiğini, gerçek bir satım ve teslim sürecinin olmadığını, kaldı ki faturaların kapalı fatura olduğunu savunmaktadır. Mahkemece yapılan yargılama neticesinde adi ortaklık ilişkisi ispat edilemediği belirtilerek takibe konu faturaların davacı defterlerinde kayıtlı olduğundan davalıya yapılan ihtara rağmen defterlerini sunmadığından alacağın sabit olduğu gerekçeleriyle asıl alacak bedelleri açısından davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir....
Bozma kararına uyan mahkemece; davanın kabulü ile taraflar arasında kurulan adi ortaklığın feshedildiğinin tespitine, tasfiye sonucuna göre davacının 13.375,02 TL alacağı olduğunun tespitine, bu miktarın 1.000 TL'sinin dava tarihinden, 12.375,02 TL'sinin ıslah tarihi olan 06/02/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, ekmek fırını üzerinde davalı lehine bulunan intifa şerhinin terkinine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir. 1- Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalının tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2- Davacının talebi, adi ortaklık ilişkisinden kaynaklanan ve gelir hesaplamaları sonucu belirlenebilecek alacak istemine ilişkin olup, davacının bu alacağının miktarını tam ve kesin olarak belirlenmesi mümkün olmadığı gibi, talep edilecek miktar taraflarca tartışmasız ve açıkça belirlenmemiştir....
Mahkemece; davanın adi ortaklıktan kaynaklanan rücuen alacak istemine ilişkin olduğu, tarafların tacir olmasına rağmen davanın tarafların ticari işletmeleri ile ilgili olmayıp, yeni bir müessese olan adi ortaklık ilişkisinden kaynaklı olduğu, bu ortaklık ilişkisinin Borçlar Kanununda düzenlendiği, bu bağlamda nispi ve mutlak ticari dava olmadığı anlaşılan davaya bakmakla görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğu, Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 03.12.2013 günlü ve 2013/13085 E - 2013/17057 Karar sayılı içtihatının da aynı hususa işaret ettiği gerekçesiyle tensiben mahkemenin görevsizliğine, İzmir Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli ve yetkili olduğuna, talep halinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir....
Bu aşamada, Yargıtay Hukuk İşbölümü İnceleme Kurulu tarafından uyuşmazlığın adi ortaklıktan kaynaklanan alacak istemine ilişkin olduğu gerekçe gösterilerek temyiz incelemesini yapmakla Dairemizin görevlendirilmiş olması nedeniyle, adi ortaklık ve sonuca (kâra) katılmalı ödünç sözleşmelerinin hukuki niteliğinin incelenmesinde fayda bulunmaktadır. 5. Adi ortaklık; iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir(6098 sayılı Kanun md. 620). Diğer bir anlatımla, adi ortaklık; birbirini tanıyan, birbirlerinin kabiliyet ve şahsiyetlerine güvenen, eşit ve aynı durumda olan gerçek veya tüzelkişilerin, müşterek amacın gerçekleştirilmesini sağlayacak vasıtaları (katılım paylarını) ortaklığa getirme konusunda karşılıklı ve uygun irade beyanlarının birbirine ulaşmasıyla teşkil eden bir kişi topluluğudur. 6....
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2020/61 Esas KARAR NO : 2021/733 DAVA : Alacak (Ticari İşletmenin Satılması Veya Devrinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 27/01/2020 KARAR TARİHİ : 20/10/2021 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari İşletmenin Satılması Veya Devrinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili kurulduğu tarihten 2013 yılı Şubat ayına Kadar, davalılardan ... ile aralarında bulunduğu farklı araştırma şirketlerine veri toplama hizmeti vermekte iken 2013 yılı şubat ayında müvekkil ile davalılardan ... arasındaki ilişkinin yeni bir boyut kazanması ile birlikte, müvekkil ile ... arasında kurulan ortaklık kapsamında veri toplama faaliyetlerini gerçekleştirdiğini, Müvekkil Şirket ile ... arasındaki ticari ilişkinin, ...’nın veri toplama hizmetlerini yerine getirecek bir iş ortağına gereksinim duyması ile başladığını, bu kapsamda ilk olarak Şubat 2013’de bir kısım ... personelinin, müvekkil...
A.Ş.’nin icra mahkemesine verdiği dilekçe ile Adi Ortaklıklar hakkındaki takiplerin adi şirketin tüzel kişiliği olmadığı gerekçesi ile icra mahkemesince 14.01.2014 tarihinde iptal edildiğinden adi ortaklık adına yapılan haciz işlemlerinin iptalini, bu yöndeki haczin fekki taleplerinin reddine ilişkin 04.02.2014 tarihli icra memurluğu kararlarının iptalini talep ettiği anlaşılmaktadır. İcra mahkemesince şikâyetin reddine karar verildiği karar gerekçesinde, adi ortaklık hakkında takip iptal edilse bile takibe konu borcun adi ortaklığın bizzat ticari ilişkisinden kaynaklandığı, adi ortaklığın malları üzerinde ortaklığı oluşturan özel ya da tüzel kişilerin elbirliği mülkiyeti olduğundan adi ortaklığa ait mallar üzerine haciz konulabileceğini beyan ettiği, şikâyetçi borçlu şirket vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 12....


