Murisin alacaklıları arasında mirasçıda bulunuyorsa, söz konusu mirasçının muristen olan alacağı için diğer mirasçıların müteselsil sorumluluğu bulunmamaktadır. Buna göre, tereke alacaklısı mirasçının bu alacağı terekenin paylaşımı sırasında hesaba katılarak ve mirasçıların paylarından mahsup edilmek veya tereke mallarından tahsil edilmesi gerekir. Alacağın tereke mallarından tahsili mümkün olmazsa, diğer mirasçılar sadece miras payları oranında sorumlu olurlar. Alacaklı, davacının borçlu mirasbırakanın mirasçısı olması durumunda alacağının tamamını müteselsil borçlu sıfatıyla diğer mirasçılardan talep edemez. Ancak, iç ilişkide kendisine miras payı oranına isabet eden borç miktarını tenzil ettikten sonra geri kalan kısım için diğer mirasçı davalılardan alacağını isteyebilir. Mahkemece bu hususlar gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırıdır....
Bozma ilamında "Açıklanan madde hükmüne göre; adi ortaklığın tasfiyesinde, borçlar ödendikten sonra kalan ortaklık malvarlığından önce ortaklardan herbirinin, ortaklığa verdiği avanslar ile ortaklık için yaptığı giderler ve katılım payı geri verilmeli, bundan sonra bir şey artarsa, bu kazanç payları oranında ortaklara paylaştırılmalıdır. Bu husus dikkate alınmadan, davacının ortaklığa koymuş olduğu sermayenin tasfiye yapılırken ortaklık malvarlığından düşülüp sonra kazanç payı belirlenmesi gerekirken sermayeye alacağına ve kara ilişkin alacağa ayrı ayrı hükmedilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir." gerekçesiyle bozma kararı verilmiş olup, taralar arasındaki 17.07.2020 tarihli Sözleşmenin 15....
Taraflar arasında adi ortaklık ilişkinin bulunduğu yönünde uyuşmazlık olmadığı, uyuşmazlığın bu ilişki kapsamında davacının davalıdan adi ortaklık payı alacağının bulunup bulunmadığı, davacının adi ortaklığı temsilen ...'e verilen vekaletin azledilip azledilmediği, azledilmeye rağmen ...'in adi ortaklık adına olması gereken paranın şahsi hesabına ve ... Elektrik Ltd Şti hesabına aktarılıp aktarılmadığı, vekaletten dolayı ...'in sorumlu tutulup tutulmayacağı, Bankanın yapılan işlemlerden dolayı sorumlu tutulup tutulamayacağı, davacının adi ortaklık kar payı alacağı olarak alacağının bulunup bulunmadığı yönünde uyuşmazlık bulunduğu tespit edildi. Mahkememizin 07/12/2018 tarihli duruşmasında; dosyanın bilirkişi ..., ... ve ....'a verilerek söz konusu uyuşmazlık konusunda rapor düzenlenmesinin istenilmesine, karar verilmiştir....
Somut olayda ; yukarıda da açıklandığı üzere taraflar arasında ,adi ortaklık ilişkisi bulunduğu,icra takibinin dayanağının ise "cari hesap alacağı " olarak gösterildiği görülmektedir. Bilirkişi kurulunca raporda "davacının alacağını davalı ile arasındaki adi ortaklık sözleşmesine dayalı olarak ileri sürmeye imkanı bulunmakla birlikte, cari hesaba dayalı olarak açılan itirazın iptali davasında bu hususun incelenmesinin davanın niteliğine uygun olmadığı" şeklinde yapılan değerlendirme ve görüşün davanın niteliğine uygun düşmediği açıktır.Zira ;bir ortak tarafından adi ortaklığa ilişkin olarak, kar payının talep edilmesi; aynı zamanda ortaklığın feshini ve tasfiyeyi de kapsar....
Davacılar --------- arasında ----- hususunda adi ortaklık kurulduğu, belirli bir süre sonra bu ortaklığın sonlandırılması için taraflar ------- belge ile ortaklığın sonlandırılması konusunda anlaşmaya varıldığı, bu davalılar tarafından anlaşmaya aykırı hareket edilmesinden dolayı maaş alacağı, kar payı alacağı ve devir protokolü alacağı adı altında alacak talebine ilişkin dava açıldığı anlaşılmıştır. Davalı gerçek kişilerin adi ortaklığı diğer davalı --- ticari faaliyetlerine devam edildiği gerekçesi ile bu davalıya karşıda husumet yönelterek talepte bulunulduğu anlaşılmıştır. Bilirkişi heyet raporun belirlendiği üzere davalı şirketin devir protokolünün yapılmasından yaklaşık 4,5 ay sonra kurulduğu, davacıların davalı şirkete ortak olmadıkları, ortak olduklarına veya olacaklarına dair aksine somut bir belgenin bulunmadığı, davacıların davalı şirketten kar payı veya maaş alacağı adı altında herhangi bir talepte bulunamayacakları rapor edilmiştir....
Somut olayda; davacı taraf adi ortaklık sözleşmesine dayalı olarak talepte bulunmuştur. Taraflar arasında adi ortaklık ilişkisinin kurulduğu, davalının edimini zamanında yerine getirmediği, davacının taşınmazlarına dava yoluyla kavuştuğu tartışmasızdır. Ancak davacı tarafın eldeki davadaki talebinin tam olarak ne olduğu dava dilekçesi ile beyan ve ıslah dilekçelerinden anlaşılamamaktadır. Zira davacı taraf dava dilekçesinde geç teslimden doğan gecikme tazminatı ve yıpranma payı talep etmişken, ıslah dilekçesinde; ecrimisil taleplerini ıslah ettiklerini beyan etmiş, ıslah dilekçesi hakkındaki beyan dilekçesinde ise ecrimisilin normal kullanım nedeniyle oluşan yıpranmayı içerdiğini, fakat davaya konu taşınmazların kasten hor kullanılması nedeniyle ecrimisil ile birlikte ayrıca yıpranma bedellerini de talep ettiklerini açıklamışlardır....
Taraflar arasındaki adi ortaklığın, davalının adi ortaklıktan ayrılmış olduğu 17.06.2004 tarihinde sona ermiş olduğu, mahkemenin de kabulündedir. Dava ve ıslah tarihinde yürürlükte olan mülga 818 sayılı BK'nun 126. maddesinin 4. fıkrası (6098 sayılı TBK'nun 147. maddesinin 4. fıkrası) uyarınca, adi ortaklıktan doğan davalar beş yıllık zamanaşımına tabidir. Zamanaşımının başlangıcı ise, yerleşmiş Yargıtay uygulamasına göre adi ortaklığın sona ermesi ile başlar. Zira, sona erme sebeplerinin gerçekleşmesi ile birlikte ortaklık tasfiye aşamasına girmekte olup, buna bağlı olarak ortakların tasfiye alacağını isteme hakkı da muaccel olmuş olur. Diğer taraftan, kısmi dava açılmış olması halinde, zamanaşımı yalnızca dava açılan kısım için kesildiğinden, ıslahla artırılan miktar için de zamanaşımı süresinin dolmamış olması gerekir....
belirlenen adi ortaklık fiyat listesi üzerindeki fiyatlardan satılması, hem ... hem de adi ortaklığın lehine bir durum olduğunu, ... ile yapılan sözleşmede, konut satışlarının, ortaklık satış ofisinde, adi ortaklık tarafından belirlenen fiyatlar üzerinden, adi ortaklık tarafından yapılması kararlaştırıldığını, Buna karşılık müvekkilin yargı sürecini başlatması üzerine, davalı adi ortaklık ortakları adi ortaklığı görünürde ......
Eldeki somut uyuşmazlıkta yukarıda açıklanan davacı iddiasını aşar şekilde hüküm kurulması doğru görülmediği gibi İlk Derece Mahkemesi’nce adi ortaklık iddiası kabul edilmemesine rağmen davacının alacak isteminin, başka bir deyişle açtığı itirazın iptali davasının kabulüne karar verilmesi de isabetli olmamıştır. Zira davacının adi ortaklık iddiası karşısında adi ortaklığa koyduğu payı, tasfiye gerçekleşmeden doğrudan istemesi söz konusu değildir. Öte yandan davalı vekilinin temyiz dilekçesinde bahsi geçen ... 43. İş Mahkemesi’nin 2019/1101 esas sayılı dava dosyası içeriğinin (beyanların) de değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu çerçevede yukarıda açıklanan hususlar, TBK’nın adi ortaklığa ilişkin hükümleri ve ... 43....
Öncelikle, gerek dava ve ihale konusu uyuşmazlığa esas ticari faaliyetlerin; gerek adi ortaklık adına yürütülmemiş ve kayıtlarının adi ortaklık adına tutulmamış olması ve gerekse pilot ortak sıfatıyla, davacı -... Gruba ait 2007 ydı - ticari defter ve sair kayıtlarla, yangın sonucu zayi olması nedeniyle; ticari defterler ve sair kayıtlar üzerinde inceleme yapılamamış, dolayısıyla ticari defter kayıtlarından hareketle, adi ortaklık' tan; her bir ortak payına isabet eden kar payı veya zararının hesaplanması mümkün olmamıştır. Öte yandan, davacı - ... Grubun talebi üzerine, dava dışı bazı firmalardan celp edilerek dosyasına alınan ve dava konusu ihale kapsamı işler için yapıldığı beyan edilen masraf faturaları incelenmiş olmakla birlikte, dosyasına sunulan belgelerden, davacı -......


