ye ait olmayıp adi ortaklığa ait olacağını, Borçlar Kanunun 638. maddesinin 2. fıkrasına göre " Ortaklık sözleşmesinde aksine bir hüküm bulunmadıkça bir ortağın alacaklıları, haklarını ancak o ortağın tasfiyedeki payı üzerinde” kullanabileceklerini, oysa söz konusu haciz Ataç Şti'nin adi ortaklıktaki tasfiye payı üzerine değil doğmuş ve doğacak tüm hakediş hak ve alacakları üzerine konduğunu, bu şekliyle haciz konmasının B.K'nun ilgili maddelerine aykırılık teşkil ettiğini, ayrıca Ataç Şti'nin tasfiye payı bilinmeden müvekkili şirketçe ilgili icra dosyasına ödeme yapılmasının mümkün olmadığını ileri sürerek, gönderilen 1. haciz ihbarnamesinin iptalini istediği, mahkemece istemin kabulü ile haciz ihbarnamesinin iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır. Şu hale göre, 3. kişinin dilekçesinde bildirdiği hususlar, belirtilen yasa maddesi kapsamında 89/1 haciz ihbarnamesine itiraz niteliğinde olup, aynı yasa hükmü uyarınca 7 günlük sürede icra dairesine bildirilmesi gerekmektedir....
KARAR Davacı, davalı ile aralarında cafe/bar işletilmesi konusunda bir adi ortaklık kurduklarını, aralarındaki 7.3.2005 tarihli sözleşme gereğince davalının ödemesi gereken kira bedelini ödemediği gibi kar payıda vermediğini ileri sürerek 11.000 YTL kira bedelinin ve 9.000 YTL kar payı alacağının tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı, aralarındaki sözleşme gereğince her bir ortağın ortaklığa 11.000 YTL sermaye koymasının gerektiğini, davalının sermaye koymadığını, tüm masrafları kendisinin yaptığını, davacının teslim etmesi gereken malzemeleri teslim etmediğini, sözleşmeyi fesh edip kendisini işletmeden kovduğunu savunarak davanın reddi ile koyduğu sermaye payının ve 14.000 YTL tazminatın tahsilini dilemiştir....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasındaki adi ortaklığın tespiti, feshi-alacak-tapu iptali ve tescili davalarının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ile bina yapmak için adi ortaklık kurduklarını, binanın resmiyette davalı adına kayıtlı ise de, davalı ile aralarında yarı yarıya ortak olacağı yönünde adi ortaklık belgesinin imzalandığını, müvekkilinin muhtelif zamanlarda bina için ödemeler yaptığını, 10 daire ve iki depodan oluşan binayı adi ortaklık hükümlerine göre yaptıklarını, inşaatın 04/02/2011 tarihinde tamamlandığını, 10 numaralı dairenin 11/08/2011 tarihinde ... isimli kişiye 105.000,00 TL'ye satıldığını, paranın tamamını davalının aldığını...
E, sayılı takip dosyasında borçlu şirketin kar payı ve tasfiye hissesine yönelik gerçekleştirilen haciz işlemi ile ortaklığın son bulduğunu, davalıların teşkil ettiği adi ortaklıktan doğan borçlu ortağa ait kar payı ve tasfiye edilmesi neticesinde borçlu ortağın hissesine düşecek tasfiye hissesinin müvekkilin alacağı lehine hacizli olduğundan, tasfiye aşamasında kar payının ve tasfiye neticesinde tasfiye payının tedbiren korunmaması halinde ,müvekkilinin alacağının tahsilinin imkansız hale gelmesinin kuvvetle muhtemel olduğunu, bu nedenle borçlu ortağa düşecek kar payı ve tasfiye hissesinin tespitine kadar geçecek sürede adi ortaklığın alacaklarının verilecek tedbir kararı ile ilgili kurumda veya mahkeme veznesinde muhafaza edilmesini, davalıların teşkil ettiği ortaklığın feshi ile tasfiyesine, tasfiye işlemlerinin mahkeme tarafından yapılmasına, tasfiye neticesinde hesaplanacak borçlu ortak ... Müh. Müş. Ve Tic. Ltd. Şti.'...
Hukuk Dairesinin 03.04.2012 tarihli ve 2011/9816 E., 2012/8971 K. sayılı ilamıyla; "...Davacı asıl davada karz akdine dayanmış olup, karz akdini ispat edemediği için asıl davanın reddi doğru ise de birleşen davada adi ortaklık hukuki ilişkisine dayanıldığı ve taraflar arasındaki ilişkinin adi ortaklık niteliğinde bulunduğu dairemizce kabul edilip bu husus taraflar açısından usulü kazanılmış hak teşkil ettiği için, davalıca eda edilen yemine dayanılarak birleşen davanın reddine karar verilmesi olanaklı değildir. Bu itibarla birleşen dava yönünden, taraflar arasındaki ihtilafın adi ortaklık hükümleri dikkate alınarak çözülmesi gerekir....
Yargıtay ilamına istinaden adi ortaklığın tasfiyesi prosedürünün uygulanmasına ilişkin takdirin mahkemeye ait olduğu" rapor edilmiştir. 08/03/2019 tarihinde hesap bilirkişi Çiğdem Karayel'den aldırılan bilirkişi raporunda özetle; "Adi ortaklık tasfiyesi hükümleri çerçevesinde davacının alacağının bulunup bulunmadığına ilişkin hesaplamanın, adi ortaklığın tasfiyesinin hangi tarihte yapıldığının belirlenebilir ve sonuçta adi ortaklığın tasfiyesi neticesinde mümkün olabileceği değerlendirmesi ile bu aşama da davacının alacağının bulunup bulunmadığına ilişkin hesaplama yapılamayacağı" rapor edilmiştir. 11/05/2020 tarihinde hesap bilirkişi Çiğdem Karayel'den aldırılan bilirkişi EK raporunda özetle; "Adi Ortaklık Sözleşmesi bulunmadığı, tarafların hisse oranlarının belirlenemediği ve davacının çalışmasına son verilmesinin ortaklık tasfiye prosedürü uyarınca yapılmadığı, bu sebeple kök rapor sonucundan farklı bir sonuca varılamadığı; ancak Sayın Mahkeme tarafından davacının talebinin adi ortaklık...
İlk derece mahkemesince; davacının arsa alımı için verdiği paranın iade edilmediği iddiasına karşılık olarak davalıların adi ortaklık hisse payı olarak davacıdan 63.000 TL aldıklarını savundukları, davalılar tarafından adi ortaklık kurulduğunun ispat edilemediği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile icra takibinin 74.000 TL asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin ve icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı ve davalılardan Bülent tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. Bölge adliye mahkemesince; dava dilekçesinde harca esas değer olarak 74.000 TL'nin gösterilmesi ve harcın bu miktar üzerinden yatırılmış olması nedeniyle ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, davanın kısmen kabulüne ve davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle; davalı ...'...
Bunlardan ilki, yöneticilerin görevlerinin sona ermesi, diğeri de ortaklığın tasfiyesidir.Bu durumda, mahkemece; Türk Borçlar Kanununun 620. ve devamı maddelerinde düzenlenen adi ortaklık hükümleri dikkate alınmalı, Türk Borçlar Kanununun 642. madde ve devamı hükümlerine göre tasfiye işlemi gerçekleştirilmelidir. ---------- da belirtildiği gibi; adi ortaklık sözleşmesi, iki yada daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir.-----adi ortaklık ilişkisi, TBK'nun 639.maddesinde sayılan sona erme sebeplerinden birinin gerçekleşmesi ile sona erer. Bu şekilde ortaklığın sona ermesinin başlıca iki sonucu ortaya çıkar. Bunlardan ilki, yöneticilerin görevlerinin sona ermesi, diğeri de ortaklığın tasfiyesidir....
in kayınpederi olması nedeniyle bir süre davalılarla ortak olarak termal oteller işlettiğini, toplamda 105.000 Euro'nun müvekkili tarafından işletilen otellerin tadilat ve diğer işleri için harcandığını, müvekkilinin 2007 yılında ortaklıktan ayrıldığını, ancak davalıların müvekkiline davalı şirketten %25 pay ve işletilen 2.otelin bedelinin verileceği vaat etmelerine rağmen bugüne kadar edimlerini yerine getirmediklerini ileri sürerek; öncelikle taraflar arasındaki adi ortaklık ilişkisinin tespitini, sonrasında ise adi ortaklığın tasfiyesi ile müvekkiline ait kar payı ve sermaye payının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı şirket ve ... vekili cevap dilekçesinde; davacının, bir süre müvekkili şirketin temsilcisi ve müdürü olarak görev yaptığını, ancak taraflar arasında iddia edildiği gibi adi ortaklık ilişkisinin bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir. Davalı ..., davaya cevap vermemiştir....
Şti.nin 2008/257 E. sayılı ve ortaklığın tasfiyesi ile ortaklıktan kaynaklanan kâr payı ve sermaye hissesinin tahsiline ilişkin davanın, ayrıca Adana Tıbbi Tahliller Ltd....


