Sayılı ilamında; "Adi ortaklık sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir ( TBK. 620/1 md. ). Adi ortaklık sözleşmelerinde "şekil serbestisi" ilkesi uygulanmakta olup, ortaklık ilişkisinin sözlü olarak da kurulabilmesi mümkündür. Adi ortaklık sözleşmesinde şekil, ispat açısından önem arz etmektedir. İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir (HMK m.190/1). Taraflar arasında ortaklık ilişkisinin varlığına dair ihtilaf çıktığında, ispat yükü, ortaklık ilişkisinin varlığını iddia edene düşer. Adi ortaklık ilişkisi, TBK'nın 620 inci maddesinde de tanımlandığı gibi sözleşme temeline dayanmakta olup, aynı zamanda bir hukuki işlemdir. Bu nedenle, parasal sınırın üzerindeki ortaklık ilişkisinin varlığının ispatında, kural olarak, senetle ispat zorunluluğu geçerlidir....
Hal böyle olunca, mahkemece; yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular çerçevesinde, iddianın ileri sürülüş biçimi ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, eldeki davanın adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi istemiyle açıldığı, taraflar arasında kurulan ortaklık ilişkisinin devamının artık mümkün olmadığı dikkate alınıp, adi ortaklığın haklı nedenle feshi ile birlikte tasfiyesine karar verilmesi, tasfiye payı alacağı olarak belirlenen ve hüküm altına alınan 14.205,65 TL üzerinden davacılar lehine 4.080 TL maktu vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken; yanılgılı değerlendirme ile davacılar lehine 25.849,04 TL vekalet ücretine hükmedilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirir. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması, HUMK'nın 438/7.maddesi hükmü gereğidir....
Ancak, bozma ilamımızda adi ortaklık sözleşmesinin adi yazılı şekilde yapılması sebebi ile taşınmaz mülkiyetinin devrine karar verilemeyeceği, taşınmazların ortaklık payı oranında bedellerinin tahsiline karar verilebileceği belirtilmiştir. Bu durum karşısında mahkemece, 202.500,00 TL olan dava değerinden reddedilen 46.040,00 TL üzerinden hesaplanan 6.785,20 TL vekalet ücretine davalı lehine hükmedilmesi gerekirken, tescili talep edilen taşınmazların bedeli olan 150.000,00 TL üzerinden 18.200,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesi uygun görülmemiştir. Ne var ki, bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün 6100 sayılı HMK’nın geçici 3/2 maddesi yollaması ile HUMK’un 438/7 maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir....
Davacı, 28.11.2005 günlü dilekçesi ile de; asıl davadaki talebini 47,764 YTL olarak ıslah ettiğini, kar payı olarak talep ettiği bedelin hukuki nitelemesini sebepsiz zenginleşme olarak değiştirdiğini, munzam zarara ilişkin talebini de 22.235 YTL’ye düşürdüğünü bildirmiştir. 2010/2554-11263 Davalılar, murisleri ile davacı arasında ortaklık ilişkisi bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir....
Orman İşletme Müdürlüğü’nden aldığı işin bedeli yaklaşık 95.000,00 TL civarında olduğunu, bu bedelin tamamı davalı şirket tarafından tahsil edildiğini ve davalı şirketin kasasına girdiğini, bu bedelden öncelikle adi ortaklığın giderleri ödenmesi gerektiğini, bu giderlerin başında da davacı adi ortağın fatura konusu alacağı geldiğini, adi ortaklık, yaptığı işin tüm giderlerini, dava konusu fatura bedeli de dahil olmak üzere, ödedikten sonra kalan bedel adi ortakların karı olup, ortakların bu kalan bedeli ortaklık oranlarına göre paylaşmaları gerektiğini, davalı şirket davacı şirketten aldığı vekaletle tüm işleri kendisi takip ettiğini, aslında adi ortaklık adına banka hesabı açarak kurum ödemelerini bu hesaba alması gerekirken bunu yapmadığını, kendi hesabını kullandığını, İş sahibi kurum da işin bitirilmesi sonrasında tüm bedeli davalı şirketin açtığı bu hesaba havale ettiğini, davalı şirket, adi ortaklığın bir gideri niteliğindeki davacı müvekkili alacağının 40.000,00 TL’sini ödediğini...
Ortaklığının kurulduğunu, kurulan adi ortaklık ile yüklenici olarak dava dışı şirketleri arasında Büyükçekmece .... Noterliğinin 09.01.2018 tarih ve ......
"İçtihat Metni" Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü: - K A R A R - Dava, adi ortaklıktan kaynaklanan kâr payı alacağı ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece ıslah dilekçesi gözetilerek, alacağın tümüyle kabulüne, manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile kısmen reddine dair verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü için öncelikle sözleşmenin niteliği üzerinde durulması gerekmektedir. Olayları anlatmak taraflara, hukuki nitelendirme ise hakime aittir. Bu nedenle öncelikle taraflar arasındaki sözleşme hükümlerinin irdelenmesi gerekmektedir. Davacı şirket ile davalı gerçek kişi ve dava dışı kişiler arasında 16.07.2005 tarihli yazılı sözleşme bulunmaktadır....
İş Ortaklığı”ndaki ortaklık hisselerinin; kar payı ve tasfiye payı olduğunu, bu ortaklığın ... ... Müdürlüğü'nün ihale makamı olduğu ... ve Sulaması inşaatı yapım işini ihale ile üstlendiğini, talepleri üzerine davalının adi ortaklık niteliğindeki bu ortaklık hisselerine, tasfiye ve kar payı üzerine icra müdürlüğünce haciz konulduğunu, bu haczin iş ortaklığına davalı borçluya ... davetiyesi ile tebliğ edildiğini, hacze rağmen borçlu ve iş ortaklığının müvekkiline olan borcunu ödemediğini, menkul mal niteliğindeki ortaklık hisseleri, kar payı ve tasfiye payının satılarak paraya çevrilmesinin icra müdürlüğünden talep edildiğini, davacıya iş ortaklığının feshi ve tasfiyesi için ilgili mahkemede dava açmak üzere yetki verildiğini, bu nedenlerle ... ... Ticaret Ltd şti & ... iş ortaklığının feshine ve tasfiyesine, davalı borçlu ...'...
düzenlenen adi ortaklık hükümleri dikkate alınmalı, ... 642.madde ve devamı hükümlerine göre tarafların ticari defterleri de incelenmek suretiyle alanında uzman bilirkişi kurulundan ek rapor alınarak tasfiye işlemi gerçekleştirilmelidir. / Zira, 6101 sayılı ......
Dava adi ortaklık kar payı alacak talebine ilişkindir. Dosyaya sunulan ve tercümesi yapılmış sözleşme başlıklı belgede herbir ortağın ortaklık hissesi belirtilmiş,davacı hissenin ise %10 olarak yazıldığı anlaşılmıştır. Dava adi ortaklık iddiasına dayalı kar payı alacağının tahsiline yönelik olmakla,davacının bir süre SGK lı çalışan olmasının ,davada talep edilen kar payı alacağı yönünden davanın iş mahkemesinde görülmesini gerektirmez. Kaldı ki işçilik alacağı talep edilmemiştir. Tarafların tacir olduğuna dair dosyada bilgi ve belge olmadığından, davaya bakma görevinin Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerektiğinden, görevli olduğuna dair kararı usul ve hukuka uygun bulunmamıştır....


