Bu verilere göre; 31/03/2018 tarihli sözleşme içerik itibariyle, hem "adi ortaklıktaki bir ortağın ortaklıktan ayrılması ve bunun karşılığında ona bir ortaklık payı ödenmesi", hem de "ödenecek olan bu ortaklık payını davalı şirketle taşeronluk sözleşmesi bulunan ...'nın bu sözleşmeye göre alacağı bağımsız bölümlerin oluşturması" şeklinde anlaşmaları içermekte olup karma nitelikli bir sözleşmedir. Buna göre ..., taşeronluk sözleşmesi gereği davalı yükleniciden yaptığı iş karşılığı alacağı olan bir kısım (5 adet) bağımsız bölümün davacı ortağa devredileceğini taahhüt etmiş olup, aslında kendi alacağını davacıya devretmiştir. Diğer bir deyişle 31/03/2018 tarihli sözleşme içeriğinde bir "alacağın temliki" sözleşmesi mevcut olup, bu sözleşme de yazılı olmakla geçerlidir ve hüküm ifade eder....
K A R A R Davacı,davalıların murisi ... ile tuğla işletmeciliği konusunda 8.8.1979 tarihli Noterde düzenlenen sözleşme ile adi ortaklık kurduklarını, hisse devir ve satışları sonucunda adi ortaklıktaki hissesinin 1/10 hisse olarak belirlendiğini,tuğla ocağı kurulduğundan bu yana davalıların kar payı ödemediği gibi tuğla ocağına da sokmadıklarını,Nallıhan Sulh Hukuk Mahkemesinin 1993/45 esaslı dosyası ile ortaklığa konu mal ve ürünlerin tesbitini yaptırdığını,tespiti yapılan mal ve ürünlerin aynen taksiminin yapılarak, ortaklıktaki 1/10 hissesine düşen 397.329.159 liranın (397,32 TL)lik mal ve ürünün teslimine, mümkün olmadığı takdirde ortaklığa ait mal ve ürünlerin satılarak ortaklığın giderilmesine karar verilmesini talep etmiş,birleşen dava dosyası ile de tuğla ocağında üretilen tuğlaların aynen teslimine veya değeri olan 733.098.000 Liranın(733,09 TL )faizi ile tahsilini istemiştir. Davalı, davanın reddini dilemiştir....
Uyuşmazlık; taraflar arasında adi ortaklık ilişkisi bulunup bulunmadığı, adi ortaklık varsa bunun tasfiye edilip edilmediği, tasfiye yapılmış ve sonlandırılmış ise davacının sona eren ortaklık nedeniyle davalıdan alacağı olup olmadığı, davacının dayanak yaptığı protokolün geçerli olup olmadığı ve davalıyı bağlayıp bağlamadığı, iskan alınamaması nedeniyle davalının sorumlu bulunup bulunmadığı, takip tarihi itibariyle davacı alacağı olup olmadığı, alacağı varsa davalının temerrüde düşüp düşmediği, düşmüşse davacının talep edebileceği işlemiş faiz tutarı noktalarında toplanmaktadır. ----- Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından --- İşlemiş faiz olmak üzere toplam ----- yevmiye nolu ihtarnamesi ile talep edilen ----- ortaklık payı alacağının tahsili talepli ------ tarihinde takip başlatıldığı, davalı/borçluların borca, tüm ferilerine, ödeme emrine ve takibe itirazları üzerine takibin durduğu anlaşılmıştır....
Davalı, davacının borcu ödemeye ve biçeri çalıştırmaya yanaşmadığını, biçerden kazanılan paranın borca yetmediğini, borç bittikten sonra kötüniyetli olarak talepte bulunduğunu, murisin vefatından sonra davacının ortaklığa devam etmeye ve borç ödemeye yanaşmadığını, biçerin borcunu kendisinin ödediğini, kendisi adına çalıştırdığını, muristen de alacağı olduğunu belirterek; davanın reddini istemiştir. Mahkemece; ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Adi ortaklık sözleşmesi, iki yada daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir. (TBK. 620/1 md.) Adi ortaklık ilişkisi, TBK'nun 639.maddesinde sayılan sona erme sebeplerinden birinin gerçekleşmesi ile sona erer. Bu şekilde ortaklığın sona ermesinin başlıca iki sonucu ortaya çıkar. Bunlardan ilki, yöneticilerin görevlerinin sona ermesi, diğeri de ortaklığın tasfiyesidir....
Mahkemece; davanın adi ortaklık nedeniyle kar payı verilmesine ilişkin olduğu, protokolle ortaklığa son verildiği, protokolle fesih ve tasfiyeye ilişkin yükümlülükler üstlenerek bunun taraflarca kararlaştırıldığı, düzenlemeye göre dava tarihinde ve halen tasfiyenin gerçekleştirilemediği, davacının alacak kalemlerinin taraflar arasındaki düzenlemeye tabi olup, davacının buna göre tasfiye işlerini tamamlaması, davalı buna yanaşmaz ise yasal yolla tasfiye süresini işleterek adi ortaklığın varılan mutabakat ve taahütlere göre tasfiyesinin gerçekleştirmesi, oluşan sonuca göre alacaklı olup olmadığı belirlendikten sonra davalıya karşı alacak davası açması gerektiği, mevcut durumda belirlenmiş bir alacağı bulunmadığı gerekçe gösterilerek, davanın reddine dair verilen karar; davacı tarafın temyizi üzerine, Dairece verilen 01/10/2015 tarihli ve 2014/18823 E. 2015/14933 K. sayılı karar da; "taraflar arasında adi ortaklık kurulduğu konusunda uyuşmazlık bulunmadığı, daha sonra aktedilen...
Aynı yasanın kazanç ve zararın paylaşımı başlıklı 643. maddesinde ise; "Ortaklığın borçları ödendikten ve ortaklardan her birinin ortaklığa verdiği avanslar ile ortaklık için yaptığı giderler ve koymuş olduğu katılım payı geri verildikten sonra bir şey artarsa, bu kazanç, ortaklar arasında paylaşılır. Ortaklığın, borçlar, giderler ve avanslar ödendikten sonra kalan varlığı, ortakların koydukları katılım paylarının geri verilmesine yetmezse, zarar ortaklar arasında paylaşılır." hükmü yer almaktadır. Keza, aynı yasanın kazanç ve zarara katılma başlıklı 623. maddesine göre de; "Sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa, her ortağın kazanç ve zarardaki payı, katılım payının değerine ve niteliğine bakılmaksızın eşittir. Sözleşmede ortakların kazanç veya zarara katılım paylarından biri belirlenmişse bu belirleme, diğerindeki payı da ifade eder....
Bu haliyle davacı şirket ile davalı şirket arasında akdedilen 29/08/2019 tarihli adi ortaklık sözleşmesi kapsamında tarafların alacak ve borç durumunun tespiti açısından adi ortaklığın tasfiyesinin gerektiği, benzer olayda Yargıtay 3....
Bu aşamada, adi ortaklığın hukuki niteliğinin incelenmesinde fayda bulunmaktadır. Adi ortaklık; iki yada daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir(TBK md 620/1). Diğer bir anlatımla, adi ortaklık; birbirini tanıyan, birbirlerinin kabiliyet ve şahsiyetlerine güvenen, eşit ve aynı durumda olan gerçek veya tüzelkişilerin, müşterek amacın gerçekleştirilmesini sağlayacak vasıtaları (sermaye paylarını) ortaklığa getirme konusunda karşılıklı ve uygun irade beyanlarının birbirine ulaşmasıyla teşkil eden bir kişi topluluğudur. Buna göre adi ortaklığın unsurları; kişi, müşterek amaç, müşterek amaç uğruna birlikte çaba, katılım payı (sermaye) ve sözleşme bağı şeklinde belirtilebilir. Bu nedenle, her olayda bu unsurların var olup olmadığının araştırılması gerekir....
Hak edişten sözleşmenin fesih tarihine kadar imalat bedelleri olduğunu, ayrıca davalıların oluşturduğu adi ortaklık tarafından sözleşmenin feshinden sonra cari hesaba mahsuben ödemeler yapıldığını, davacı müvekkilin, davalıların oluşturduğu adi ortaklıktan 10. Hak ediş dahil olmak üzere faturaya dayalı ticari defterine işlediği toplam 588.126,44 TL cari hesap alacağı da bulunmakta olduğunu, .......
ın % 33 oranında payı olduğu, hükme esas alınan tasfiye raporunda ise; ortaklıktan kaynaklı kar payı, ücret alacağı ve telefon faturalarından ödenmesi gereken miktar hesaplanmakla birlikte, (davacı ...'ın payı bulunmasına rağmen) ortaklığa konu otoparkın devir bedelinin hesaba katılmadığı görülmektedir. O halde; mahkemece; davalı ...’ın, ortaklığa konu otoparkın devri yönünde birleşen davalı ... ile sözleşme yaptığı, söz konusu devir bedelinin tasfiye aşamasında ortaklığa ait değer niteliği bulunduğu dikkate alınarak tasfiyenin gerçekleştirilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. 3) Birleşen davada; Davacı ...'...


