Sözleşmede hüküm bulunması halinde tasfiyenin öncelikle bu hükümlere göre yapılması gerekli olduğundan, somut olay itibariyle, dava dilekçesinde de davanın dayanağı olarak gösterilen, taraflar arasındaki sözleşmenin 6. maddesinde bulunan, "Bu sözleşmenin Sıtkı veya varisleri tarafından tek taraflı iptal edilmesi, Erden ve Nazmi Namık'a işlerin takibi için verilen vekaletleri iptal etmesi söz konusu olduğunda Sıtkı ve tarafı bu yatırım miktarına uğraş ve emek payı da yüzde yüz ilave edilmek kaydıyla Dolar bazında ödemeyi şimdiden taahhüt ve kabul ederler." Şeklindeki tasfiyeye ilişkin özel düzenleme de göz önünde bulundurulup değerlendirilmek suretiyle, Borçlar Kanununun 538. maddesi ve devamı hükümlerine göre ortaklığın tasfiyesine karar verilmesi gerekirken, davanın ispat edilemediğinden bahisle yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir....
Davacı tarafından, adi ortaklığa ait taşınmazların bir kısmının davalı adına olduğu, bir kısmını sattığı, davalı ... ile davacının, arsa sahipleri ile yaptıkları kat karşılığı inşaat sözleşmelerinin adi ortaklığın konusu olduğunu, yaptıkları inşaatlardan alacakları taşınmazların da adi ortaklığın malvarlığı arasında olduğunu ileri sürerek dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile tescilini talep etmiştir. Davacı ve davalı ... arasındaki adi ortaklığın fesih ve tasfiyesine ilişkin davanın ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/306 Esas sayılı dosyası ile derdest olduğu anlaşılmaktadır. Tasfiye, bütün hesapların görülüp ortaklığın aktif ve pasif bütün mal varlığının belirlenip ortakların birbirleri ile alacak verecek ve ortaklıktan doğan tüm ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sona erdirilmesi, malların paylaşılması ya da satış yoluyla elden çıkarılmasıdır....
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; asıl davanın kısmen kabulüne, davacı ile davalı arasında adi ortaklık kurulduğunun ve taraflar arasında 17/03/2008 tarihinde düzenlenen Adi Ortaklığın Feshi ve Tasfiyesine İlişkin Protokol/Fesihname ve Taahhütname uyarınca ortaklığın fesh edildiğinin tespitine, davacı ve davalı arasındaki adi ortaklığın tasfiyesine, 10.000 TL alacağın dava tarihinden itibaren, 89.750 TL alacağın ise ıslah tarihi olan 01/12/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine; birleşen davaların ayrı ayrı kabullerine, ilgili icra dosyalarında davalı tarafça yapılan itirazların iptali ile takiplerin aynen devamına, davacının icra inkar tazminatı taleplerinin kabulü ile asıl alacakların %20’si oranında icra inkar tazminatlarının davalıdan alınıp davacı tarafa verilmesine karar verilmiş; hüküm asıl ve birleşen davalarda davalı vekilince temyiz edilmiştir. 1-Dava; asıl ve birleşen davalarda adi ortaklığın...
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece, taraflar arasında 17.12.2018 tarihinde imzalanmış bir adi ortaklık sözleşmesi bulunduğu ve bu sözleşmede adi ortaklığın temsiline ilişkin bir düzenleme bulunmadığı, adi ortaklığın diğer ortağı dahili davacının açılan davaya muvafakat etmediği, adi ortaklığın ortakları arasında devam eden ortaklığın feshi ve tasfiyesi davası bulunduğu, bu sebeple taraflar arasında çekişme bulunduğu, adi ortaklığın üçüncü kişiye karşı açacağı dava yönünden ortaklar arasında fikir birliği bulunmadığı, adi ortaklığın tüzel kişiliği bulunmadığından üçüncü kişi arsa sahibi ... Şirketi aleyhine açacağı tapu iptal ve tescil davasında adi ortaklığın hak ve menfaatlerinin korunması ve temsil edilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile, davacı ... Ltd. Şti. ile dahili davacı ... Ltd. Şti. arasında bulunan adi ortaklığa, dava dışı ......
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Mahkeme kararındaki nitelendirmeye göre dava inançlı işlem hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, taraflar arasındaki adi ortaklığa dayanan sözleşmelerin feshi, tazminat ve senedin iadesi isteklerine ilişkin olup; Mahkemece dava konusu 28 no.lu bağımsız bölümün inançlı işlem hukuksal nedeni ile davalıya devredildiği, taraflar arasında adi ortaklık kurulduğu, ancak bu ortaklık gereği birlikte yapılan işin zararla sonuçlandığı, bu nedenle davalının ancak verdiğini geri isteyebileceği, olmayan kâr payının talep edilemeyeceği, sonradan yapılan 08.12.2009 ve 13.01.2010 tarihli protokollerin geçersiz olduğu, inanç sözleşmesine konu bedel ödenmekle tapu iptali ve tescil isteğinin kabulü gerektiği, bilirkişi raporu ile fazla ödendiği tespit edilen 57.071,23 TL'nin davalıdan tahsili ile davacı ...'...
Asliye Hukuk Mahkemesi; "...davanın taraflar arasında düzenlenmiş iş yeri ortaklığına ilişkin sözleşmeden kaynaklandığı, ticari iş niteliğinde olan ve ticari işletme ile ilgili davaya bakma görevinin asliye ticaret mahkemesine ait olduğu..." gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş, temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir. Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi ise; "...adi ortaklığın feshi ve tasfiyesine ilişkin davalara bakma görevinin asliye hukuk mahkemesine ait olduğu..." gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş, temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir. Dava konusu uyuşmazlık, taraflar arasındaki adi ortak ilişkisinin feshinin tespiti ve anılan ortaklıktan kaynaklı alacağın tahsili istemlerine ilişkindir. 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesinde; "Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalar ile, şahısvarlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir." hükmüne yer verilmiştir....
İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın adi ortaklığın tasfiyesine ilişkin ya da adi ortaklığın tasfiyesinden kaynaklı bir alacağa yönelik açılmış bir dava olmadığını, yargılama aşamalarında tarafların da kabul ettiği üzere adi ortaklığın zaten tasfiye edildiğini, taraflar arasındaki tüm malların tarafların ortak iradeleri neticesinde fiilen taksim edildiğini, dava dilekçesi ekinde sunulan taşınmazların dava konusu taşınmazın müvekkiline devredileceği kabulü ile davalıya bırakılmasının taraflar arasında kabul edilen bir durum olduğunu, davanın tarafların adi ortaklığın tasfiyesinden sonra sözlü olarak taşınmazların paylaşılmasına yönelik varılan anlaşmanın gerekliliklerinin yerine getirilmemesinden doğan tapu iptal ve tescil davası olduğunu, ortada adi ortaklığın eksik tasfiyesinden doğan bir tapu iptal ve tescil davası olmadığını, TBK 147/4. maddesinde geçen zamanaşımı süresinin de iş bu uyuşmazlıkta uygulanmasının açıklanan nedenlerle hukuken mümkün...
Dava tapu iptali ve tescil olmadığı takdirde alacak ıslah ile alacak istemine ilişkindir. Adi ortaklığa ilişkin Borçlar Kanunu hükümlerine göre; Ortaklığın Temsili (BK.637): Adi ortaklığın tüzel kişiliği veya bir yönetim organı bulunmadığından, temsil çok önem taşımaktadır. Yöneticinin aynı zamanda temsile yetkili olduğu var sayılsa da, bunun aksi kararlaştırılabilir. Temsil yetkisine sahip yönetici ortağın yapacağı önemli işlere ilişkin yetkinin, bütün ortakların oybirliği ile verilmiş olması ve yetki belgesinde bu durumun açıkça belirtilmiş olması şarttır. Ortakların sorumluluğunu düzenleyen (BK.638): ise Adi ortaklığın tüzel kişiliği olmadığından, ortakların şirket borçlarından dolayı sorumluluğu birinci derecede, sınırsız ve müteselsildir. Bir ortağın işlediği haksız fiilden dolayı sorumluluk ise yalnız o ortağa aittir. Fakat, diğer ortaklar, kışkırtmak veya yardımcı olmak suretiyle fiile katılmış iseler, birlikte sorumlu olacaklardır....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi K A R A R Dava, adi ortaklığın tasfiyesine yönelik tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olup, mahkemece de bu yönde hüküm kurulmuştur. 2797 sayılı Yargıtay Kanununun 14/son maddesi gereğince 01.03.2012 tarihinde yürürlüğe giren ve Yargıtay Büyük Genel Kurulunun Hukuk Dairelerinin iş bölümünü düzenleyen 09.02.2012 tarih ve 2012/1 sayılı Kararı uyarınca, davanın açıklanan niteliği itibariyle temyiz inceleme görevi Yargıtay 13. Hukuk Dairesine ait bulunmaktadır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, dosyanın ilgisi yönünden Yargıtay 13. Hukuk Dairesi Başkanlığına GÖNDERİLMESİNE, 16.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Hukuk Dairesi, 01.10.2017 tarihli adi yazılı sözleşme ile taraf iradelerinin fesihte birleştiği ve fesihten sonra yapılan tapu devri nedeni ile kat karşılığı inşaat sözleşmesinden dönme ve tapu iptal tescil taleplerine ilişkin istinaf taleplerinin reddine, adi yazılı sözleşme ile davalıya ödenen bedelin iadesi istenmekle bu sözleşmeden dönüldüğünün kabul edilmesi gerektiği ve adi yazılı sözleşme kapsamında davalıya ödenen 250.000,00TL’nin iadesine karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davacı vekili tarafından açılan, sözleşmeden dönüldüğünün tespiti, tapu iptal ve tescil talebi yönünden davanın reddine, alacak talebi yönünden davanın kabulüne karar verilmiş, bu karar davacı vekilince temyiz edilmiştir....


