Y A R G I T A Y K A R A R I Dava, taraflar arasındaki adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi ile alacak ve maddi-manevi tazminat istemlerine ilişkindir.Mahkemece, taraflar arasındaki ortaklığın dava tarihinden önce sona erdiği belirlenmekle, davacının ortaklığın haklı nedenle fesih isteği hakkında karar verilmesine gerek bulunmadığına, davacının, hukuka aykırı eylemleri nedeni ile ortaklıktan çıkarıldığı belirlendiğinden maddi ve manevi tazminat isteğinin reddine, 123.793,99 TL nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte (davalı ... % 10 ortaklık payı ile sınırlı olarak sorumlu olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine karar verilmiş, hükmün taraf vekilleri tarafından temyizi üzerine Dairemizin 23.06.2015 günlü ve 2015/310 Esas- 2015/11602 Karar sayılı ilamı ile kararın onanmasına karar verilmiştir....
da kaldığını, ortaklık ilişkisinin yakın akrabalık nedeniyle tasfiye edilmediğini ileri sürerek,davacılardan ... ile davalılardan ... arasındaki adi ortaklığın fesih ve tasfiyesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalılar, zamanaşımı itirazları bulunduğunu, iş eldeki davanın derdest olan tahliye davasını sürüncemede bırakmak amacıyla açıldığını, davacı tarafın tüm taleplerinin haksız ve hukuki temelden yoksun olduğunu savunarak, davanın reddini istemişlerdir.Mahkemece, davacının davasının kısmen kabulü ile, 52.273,50 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den alınarak davacı ...'a verilmesine;taraflar arasındaki adi ortaklığın bu şekilde tasfiyesine; diğer davacı ... Petrol Otogaz Ltd Şirketi’nin davasının reddine karar verilmiş,hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.Dava;adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi istemine ilişkindir. Adi ortaklık sözleşmesi; geçerlilik şekli olarak, herhangi bir şekle bağlı değildir....
Bütün bu açıklamalar ışığında; adi ortaklığın feshi ile ortaklığın tasfiyesinin ayrı ayrı hukuki işlemler olduğu, tarafların sona eren ortaklığın tasfiyesi hususunda anlaşamadıkları gözetilerek, ortaklığın sona ermesinin yasal sonucu olan tasfiyenin de mahkemece yukarıda açıklanan ve maddeler halinde belirtilen sıra ve yöntem izlenerek bizzat yaptırılması ve ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, değinilen bu yönler dikkate alınmadan, sadece ortaklığın fesih ve tasfiyesi ile tasfiye memuru tayinine karar verilmesi, ayrıca tasfiye biçiminin açıklanmaması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir. 2-) Bozma nedenine göre, davalı tarafın tüm, davacı tarafın ise sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir....
-TL'nin 12/05/2010 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, taşınmaz bedeli yönündeki talebin reddine ve birleşen davada adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm süresi içerisinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1- Dava ve birleşen dava, taraflar arasında imzalanan 19/08/1993 tarihli adi ortaklık sözleşmesine istinaden sermaye payı, kar payı, adi ortaklığın fesih ve tasfiyesine ilişkindir. Dava konusu adi ortaklık sözleşmesine göre, mülkiyeti davacıya ait taşınmazda kuyumculuk-vb- döviz işi yapılacağı, yönetici ortağın davalı olduğu, işletme demirbaş ve sermayesinin altın olarak belirlendiği, sermayenin eşit olarak ortaklığa verildiği, davalının ise ortaklığın fiilen başlamadığını iddia ettiği anlaşılmaktadır....
Bankası’nın, Adi ortaklık ile imzalanan sözleşmeyi feshettiği, bu nedenle adi ortaklığın kuruluş amacının ortadan kalkmış olduğu, davacı tarafın pilot ortağa, adi ortaklığın tasfiyesi için ihtarname gönderdiği, lakin bir sonuç alamadığı, Türk Borçlar Kanununun 639 ve 644. maddeleri göz önünde bulundurulduğunda, davacı tarafın tasfiye işleminin Mahkeme tarafından çözüme kavuşturulmasını talep etme hakkına sahip olduğu, Adi ortaklığın tasfiyesinin Mahkeme eliyle çözüme bağlanmasında bir sakınca bulunmadığı görüşü bildirilmiştir. Dava, "adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi" davasıdır....
,davalılar arasındaki adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi sonucunda davalı ...ne düşecek paydan tahsili istemine ilişkindir....
Eldeki davada davacı; ortağı olan davalı ... tarafından ortaklığa konu lokantanın demirbaşlarının 3.kişiye devredildiğini belirterek demirbaşların değerini, ayrıca ortaklığa konu lokantaya yapılan zorunlu ve faydalı tadilat masraflarının tarafına verilmesini talep etmiştir. Davacının bu yönündeki talebinin taraflar arasındaki adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi istemi olarak değerlendirilmesi gerektiği açıktır. Bu durumda ise; taraflar arasındaki ortaklık ilişkisi henüz feshedilmemiş olmakla, ortaklığın fesih ve tasfiyesinin mahkemece yapılması gerektiği kuşkusuzdur. Adi ortaklık ilişkisi, TBK'nın 639.maddesinde sayılan sona erme sebeplerinden birinin gerçekleşmesi ile sona erer. Bu şekilde ortaklığın sona ermesinin başlıca iki sonucu ortaya çıkar. Bunlardan ilki, yöneticilerin görevlerinin sona ermesi, diğeri de ortaklığın tasfiyesidir....
Davalı ise, davacının ileri sürdüğü adi ortaklık ilişkisini inkar etmiştir. Bu durumda uyuşmazlık; TBK.'nun 639/7. (BK. nun 535/7) maddesi uyarınca mahkemeden alınacak inşai kararla ortaklığın fesih ve tasfiyesi istemine ilişkindir. Dosya içeriği ve özellikle dinlenilen tanık beyanları ile kardeş olan taraflar arasında adi ortaklığın kurulduğu ispatlanmış olup, tarafların ortaklığın mal varlığını oluşturan araçları 2008 ve 2009 yıllarında birlikte kullandığı, ancak 2010 yılında ortaklığın eylemli olarak sona erdiği anlaşılmaktadır. Esasen, ortaklığın kurulduğu hususu mahkemenin de takdirindedir. TBK.'nun 147/4 (BK. nun 126/4) maddesi uyarınca, adi ortaklıktan doğan davalar beş yıllık zamanaşımına tabidir. Zamanaşımının başlangıcı ise, yerleşmiş Yargıtay uygulamasına göre adi ortaklığın sona ermesi ile başlar....
kaydın bulunmadığı, adi ortaklık sözleşmesinde belirlenen İstanbul Yeni Havalimanının Yap-İşlet-Devret Modeli çerçevesinde yapılması işi yönünden fiili olarak kurulduğuna ilişkin dosya kapsamına herhangi bir belgenin sunulmadığı, adi ortaklığa ait ticari defterlerin nerede olduğunun anlaşılamadığı ve incelenemediği, bu sebeple sözleşme ile belirlenen 100.000,00 TL bedelli sermayenin taraflarca ödenip ödenmediğinin tespitinin yapılamadığı, yapmış olduğu tespitler doğrultusunda, davacı şirketin adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi taleplerine ilişkin hukuki değerlendirmenin Mahkemeye ait olduğu bildirilmiştir....
DAVA Davacı; davalı ile 28.03.2007 tarihli ortaklık sözleşmesi imzaladıklarını, bu sözleşmeye göre % 50 hisse ile iki adet ekskavatör alınarak hafriyat işlemi yapılmasının kararlaştırıldığını, iki tarafında 30.000,00 TL sermaye verdiklerini ve ekskavatörlerin davalı şirket adına alındığını, masraf ve gelir kayıtlarının davalı tarafından tutulduğunu, kendisinin ise piyasadan iş temin etmekle yükümlü olduğunu, 42.116,00 TL miktarında çeşitli masraf yaptığını, araçların kullanılmasıyla birçok iş yapıldığını, davalının zamanla araçları kendi inşaatlarında kullanmaya başladığını, gelir ve muhasebe kayıtlarını gizlediğini, JPC marka aracı sattığını öğrendiğini, alacaklarını istediğinde kovulduğunu ve herhangi bir ödeme yapılmadığını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi ile şimdilik 10.000,00 TL tasfiye alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, 11.02.2019 tarihli dilekçesiyle...


