Ortaklık sözleşmesinde feshi bildirme hakkı saklı tutulmuş veya ortaklık belirsiz bir süre için ya da ortaklardan birinin ömrü boyunca kurulmuşsa, bir ortağın fesih bildiriminde bulunmasıyla. 7. Haklı sebeplerin bulunması hâlinde, her zaman başkaca koşul aranmaksızın, fesih istemi üzerine mahkeme kararıyla. " şeklinde düzenlenmiştir. Ortaklığın konusu olan işin tamamlandığı, geçici ve kesin kabullerin yapıldığı bu şekilde ortaklığın sona erdiği tarafların kabulündedir. Buna göre adi ortaklığın TBK' nın 638/1-1 maddesi kapsamında sona erdiği kabul edilmiştir. Davacı tarafından ortaklıktan kaynaklanan alacağın tahsili talep edildiğinden, mahkememizce dava, ortaklığın tasfiyesi olarak kabul edilmiş ve ortaklığın, TBK' nın 643 ve 644. Maddeleri ile Yargıtay 3. HD' nin ilkeleri doğrultusunda tasfiyesi yoluna gidilmiştir. TBK' nın kazanç ve zararın paylaşımım başlıklı 643....
Mahkemece,davanın kısmen Kabulü ile;34.551,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiş,hüküm davacılar vekili ile davalı tarafından temyiz edilmiştir. Dava;adi ortaklıktan kaynaklı alacak istemine ilişkindir. Adi ortaklık sözleşmesi; geçerlilik şekli olarak, herhangi bir şekle bağlı değildir. Ancak, ispat şekli bakımından yasal delillerle kanıtlanması gerekir. Ayrıca, adi ortaklık ilişkisinde; bir ortak tarafından açılan alacak talebi, ortaklığın fesih ve tasfiyesi istemini de kapsar....
Bunun dışında; taraflar arasında adi ortaklık ilişkisi bulunduğu hususu ihtilafsız olup, davacı bu dava ile tasfiye payı alacağı ve kâr payını talep etmektedir, bu istek adi ortaklığın fesih ve tasfiye isteğini de kapsar....
Taraflar arasındaki iş ortaklığı sözleşmesine konu işe ilişkin olarak kesin kabul tutanağı ile adi ortaklığın vergi borç ve ödemelerine ilişkin kayıtlar getirtilmiş; getirtilen kayıtlar ile taraflarca sunulan dilekçe ve belgeler incelenmiştir. Davacı ile davalı şirket arasında 27/11/2012 tarihli iş ortaklığı sözleşmesi kapsamında adi ortaklık bulunduğu hususunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Bir ortak tarafından adi ortaklık adına ödenen vergi borcunun ortaklıktaki hissesi oranında diğer ortaktan istenmesi aynı zamanda ortaklığın fesih ve tasfiyesini de kapsayacağından, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 620 ve devamı maddelerinde düzenlenen adi ortaklık hükümleri dikkate alınarak ve sözleşmede tasfiye konusunda hüküm bulunmadığından davacı ve davalı ortakların anlaşarak tasfiye memurunu belirlemeleri için taraf vekillerine süre ve imkan tanınmışsa da taraflarca tasfiye memuru belirlenmemiştir....
Mahkemece, tarafların adi ortaklık kurdukları, dava konusu edilen makinelerin davacı tarafından adi ortaklığa katkı payı olarak konulduğu ve bu makinelerin halen şirkette mevcut olduğu, makineler dışında davacının başkaca nakdi veya ayni sermaye koyduğuna dair delil bulunmadığı, davacının adi ortaklık için katkı payı olarak koyduğu makineleri istediğine göre, bu isteğin aynı zamanda adi ortaklığın feshi ve tasfiyesi isteğini de kapsadığı, taraflar arasında düzenlenen ortaklık sözlemesinde ortaklığın fesih ve tasfiyesi hususunda özel bir sebep belirtilmediği, bu nedenle de zaman itibarı ile somut olaya uygulanması gereken 818 sayılı BK.' nun 535/7 (6098 sayılı TBK.' nun 639/7) maddesi uyarınca adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi için haklı nedenlerin bulunmasının aranacağı, dosya kapsamındaki tüm deliller değerlendirildiğinde, davacının adi ortaklığın fesih ve tasfiyesini isteyebilmesi için haklı nedenlerin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından...
Davalı vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle;huzurdaki davada, mahkemenin görevli olmayıp, dava konusu uyuşmazlık bakımından görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, davacının açık talebi olan adi ortaklığın feshi ve adi ortaklığın malvarlığının tasfiyesi davası bakımından görevli mahkemenin, genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, bu bakımdan huzurdaki davanın görevsiz mahkemede açıldığı açık olduğundan görevsizlik kararı verilmesini talep ettiklerini, ilaveten davacının talebini aşar nitelikteki alacak davası şeklinde davanın taraflarından kabulü mümkün olmamakla birlikte bir an için davacı tarafından adi ortaklığın feshinden kaynaklı tasfiye payı alacağı için dava açıldığı düşünülse dahi işbu dava bakımından da yine görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğunu, husumet itirazında bulunduklarını, davacı ile müvekkiller arasında yazılı ya da sözlü herhangi bir adi ortaklık sözleşmesinin bulunmadığını, davacı ile müvekkillerinin herhangi bir...
Şti. bünyesinde kaldığı ve orada vergilendirildiği düşünüldüğünde net karların kurumlar vergisi düşüldükten sonra kalan tutar olduğunun dikkate alınması gerektiği bu nedenle Birleşen dosya Davacısı ...'a ödenecek tutarın (157.169,40 % 25-) Kurumlar Vergisi 39.292,35 TL düşüldükten sonra kalan (157.169.40- 39.292,35 ) 117.877,05 TL kar payı alacağı olduğu anlaşılmış, anılan durum karşısında taraflar arasındaki Adi Ortaklığın davalının kusuru ile eylemli olarak sona erdiğinin tespiti ile Taraflar Arasındaki 01/10/2017 tarihli Adi Ortaklığın fesih ve tasfiyesine, karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine karar verilerek aşağıdaki biçimde hüküm kurulmuştur....
Mahkemece yukarıda açıklanan hususlar dikkate alınmaksızın, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.” gerekçeleri ile karar bozulmuştur.Mahkemece; bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, davalının, davacıdan olan alacağının mahsup edilmesi neticesinde, davacının, davalıdan 12.600,00. - TL -3,326,40TL= 9.273,60,- TL alacaklı olduğu kanaatine varılmakla, davanın kısmen kabulü ile taraflar arasındaki adi ortaklığın tasfiyesi ile davacının 9.273,60 TL alacağının bulunduğunun tespitine, ... 1....
Mahkemeleri olduğunu, ihale işinin yapılma sürecindeki giderlerin adi ortaklık tarafından yapıldığını ve bedellerinin idareden tahsil edildiğini, gelirlerin giderleri karşıladığını, davacının adi ortaklığa ait giderleri kendi cebinden karşıladığı iddiasının gerçek olmadığının adi ortaklığa ait ticari defterlerin incelenmesi ile anlaşılabileceğini, adi ortaklığa konu ihale işinde kar elde edildiğini, adi ortaklığının tasfiyesi istenmeden kar/zarar gider hesabı yapılamayacağını, davacının adi ortaklığın tasfiyesini talep etmeden ve adi ortaklık tasfiye olmadan, tasfiye payları hesap edilmeden sanki davalı şirkete bir borç vermişçesine alacak davası ile talepte bulunmasının usulen ve kanunen mümkün olamayacağını, adi ortaklık nedeniyle davayı şirket aleyhine işçiler ve 3. kişiler tarafından açılan davalar bulunduğundan huzurdaki davaya bekletici mesele yapılması gerektiğini, taraflar arasındaki 29/06/2015 tarihli ek protokol ile açılan bu davalar neticesinde ödenmesi gereken bedellerin öncelikle...
A.Ş 'nin içinde yer aldığı diğer davalılar ile birlikte oluşturduğu adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi, tasfiye payının icra dosyasına gönderilmesi istemine ilişkindir. 30/11/2021 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Hakimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesinin 25/11/2021 tarih, 1232 sayılı kararı ile, 13.01.2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinden, 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969....


