WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 07 Haziran 2026

Borçlar Kanununun 520. ve devamı maddelerine göre, adi ortaklıkla ortakların birbirlerini ortaklıktan çıkarma hakları bulunmadığından, davalılar ... ve ... tarafından yukarda sözü edilen 30.6.2002 tarihli, davacının adi ortaklıktan çıkarılmasına ilişkin olarak verilen kararın geçersiz olduğu, sözü geçen kararın sadece davacının ortaklığa ilişkin idarecilik yetkilerinin, diğer iki ortak tarafından alınması şeklinde yorumlanabileceği, ortaklığın mahkeme kararı ile fesih ve tasfiyesinin yapılacağı tarihe kadar adi ortaklıktan doğan hak ve yükümlülüklerin devam edeceği, daha önce ortaklığın fesih ve tasfiye edildiği de ispat edilemediğinden, davacının talebi gereğince ... bu davada ortaklığın fesih ve tasfiyesine karar verilmesi gerektiği anlaşılmakta olup, mahkemece de ortaklığın tasfiyesine karar verilmekle birlikte, hükme esas alınan 20.3.2006 tarihli bilirkişi raporunda ortaklığın basit usulde defter tuttuğundan bahisle faturalardan sorumluluk tesbitinin mümkün olmadığı belirtilerek, davacının...

Mahkememiz tarafından tarafların ortaklıklarına ait herhangibir mal bulunmadığı ve adi ortaklığın tasfiyesi hususunda da anlaşamadıkları gözetilmek kaydıyla, ancak adi ortaklık fesih ve tasfiye hükümlerinden TBK 639 , 642, 643, 644 maddeler gözetilmek kaydıyla ve yapılan işler bağlantılı miktarlar ile davalının borçları nedeni ile davacının hakedişlerinden yapılan kesintilerde gözetilmek kaydıyla alacak borç ilişkisinin tespiti açısından Yargıtay bozma ilamı dosyaya İstanbul ......

Borçlar Kanununun adi ortaklığa ilişkin 520 ve onu izleyen maddeleri gereğince adi ortaklığın kurulabilmesi için yazılı şekil gerekli olmayıp, adi ortaklık sözleşmesi sözlü olarak da yapılabilir. Davacının iddiası ve davalının açıklamalarına göre, taraflar arasında 2004 yılı Ekim ayında sözlü olarak meyve fidancılığı, süs bitkileri üretimi ve satılması konularında ortaklık kurulmak üzere sözlü anlaşma yapılıp akabinde ortaklığın fiilen son bulduğu uyuşmazlık konusu değildir. Ortaklık son bulduğuna göre tasfiyenin de mahkemece bizzat yaptırılması gerekir. Ortaklığın feshi ile ortaklığın tasfiyesi ayrı ayrı hukuki işlemlerdir. BK.nun 538. maddesinde belirtildiği gibi tasfiye,bütün hesapların görülüp ortaklığın aktif ve pasif bütün mal varlığının belirlenip ortakların birbirleri ile alacak verecek ve ortaklıktan dolayı olan ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sona erdirilmesi malların paylaşılması ya da satış yoluyla elden çıkarılmasıdır....

A.Ş. firmalarına yapılan ve müvekkile ait dönemden kalan borç ödemelerine ilişkin davalı şirket ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi talep edilmesine rağmen bu talebin de sonuçsuz kaldığını, Adi ortaklığın varlığı ortaya konulmuş olmasına rağmen mahkemece aksi yöndeki bilir- kişi raporuna itiraz edilerek davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu be- yanla kararın kaldırılmasını istemiştir.İstinaf sebepleri ve 6100 sayılı HMK'nun 355 md. ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre;Dava, adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi ile alacağın tahsili talebine ilişkindir.İlk derece mahkemesince "adi ortaklığın ve alacağın varlığı"nın ispatlanamadığı gerek- çesiyle DAVANIN REDDİNE karar verilmiş olup bu karar istinafa getirilmiştir.Bu aşamada adi ortaklığın tanımı ve ispatı hususunda açıklama yapılmasında fayda bulunmaktadır.Bilindiği üzere, adi ortaklık; iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir...

Sözleşmede ortakların kazanç veya zarara katılım paylarından biri belirlenmişse bu belirleme, diğerindeki payı da ifade eder. ------Sayılı dosyasında davacı--- tarafından davalı ve dava dışı ortak----- davalı gösterilerek adi ortaklığın feshi ve tasfiyesini talep ettiği, ilgili dosyada alınan bilirkişi raporunda davacının hissesinin % 10 olarak tespit edildiği, davalı----------ise gizli ortak olduğu, hisse oranlarının tam ve net olarak tespit edilemediği, davacıya karşı müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarının tespit edildiği, mahkemece de bu rapor hükme esas alınarak adi ortaklığın feshi ve tasfiyesi ile davacının alacak talebini karar bağladığı, tarafların ilgili kararı temyiz etmediği ve kararın bu şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır....

Diğer bir anlatımla tasfiye memuru tarafından yapılacak bir arıtma işlemi olup; hesap ve işlemlerin incelenip, bir bilanço düzenlenerek, ortaklığın aktif ve pasifi arasındaki farkı ortaya koymaktır. Bir ortak tarafından adi ortaklığa ilişkin olan sermaye payının istenmesi, ortaklığın faaliyetlerinden dolayı uğradığı zararın veya kar payının talep edilmesi, aynı zamanda ortaklığın feshini ve tasfiyeyi de kapsar. Uyuşmazlık, bu bağlamda değerlendirilip, çözüme kavuşturulmalıdır....

Görüldüğü üzere, adi ortaklığın tasfiyesi birden fazla aşamalar içermekte olup, ortaklığın tasfiyesi sağlanmadan (rızai tasfiye yapılamıyorsa mahkemeden tasfiye istenmeden) doğrudan doğruya, adi ortaklar arasındaki iç ilişkiye dair alacaklar talep edilemez. Somut olayda da, davacı sözleşmeyi fesheden ortak olması sebebiyle, adi ortaklığın tasfiyesini haydi haydi talep edebilir. Karşı taraf rızai tasfiyeye yanaşmaz ise, bu durumda davacı mahkemeden tasfiye talep edebilir ve yukarıda izah edilen kademeli tasfiye neticesinde alacağı olup olmadığına mahkeme karar verilir. Ne var ki, davacı taraf adi ortaklığın tasfiyesini talep etmeden doğrudan doğruya diğer ortaktan alacaklı olduğunu iddia ettiği ve takip talebi ile dava dilekçesinde ferdileştirdiği münferit alacaklarını talep etmektedir. Bu ise, yukarıda izah edilen TBK 642 ve devamı maddeleri kapsamında mümkün değildir....

Uyuşmazlık adi ortaklık ilişkisinden kaynaklanmakta olup ortaklığın tasfiyesi yapılmamıştır. Adi ortaklığın fesih ve tasfiye edildiği iddia ve ispat edilemediği için zamanaşımı süresinin henüz başlamadığı, dava konusu olayda taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmadığı ve tasfiye ile ilgili bir anlaşmada bulunmadığı için zamanaşımı def'i yerinde görülmemiştir. Dosyadaki protokol ve ön protokoller çerçevesinde husumet itirazları dayanaksız kalmıştır. Davalılar ... ve ... yanıt dilekçesinde, davacıya %1'lik komisyon tutarı için 663.158,77 TL yerine 846.000,00 TL ödendiğini (davalılar vekilinin 13/06/2018 tarihli dilekçesinde ise %1'lik kısmın 745.575,88 TL olduğu buna karşın 876.147,62 TL ödendiği, fazladan ödemenin 130.571,74 TL olduğu) savunmuş, mahsup/takas istemiştir....

Noterliği’nin 01/11/2007 tarih ve .... yevmiye nolu ihtarnamesi ile sözleşmeyi feshettiğini, sözleşmenin feshinin haksız olup sözleşme hükümlerine aykırılık teşkil ettiğini, davalının sözleşmenin 4.43 maddesinde öngörülen usullere uymaksızın fesih gerçekleştirdiğini, müvekkilinin yapılan haksız fesih neticesinde maddi açıdan oldukça mağdur duruma düştüğünü ve erken fesih sebebi ile hem kar mahrumiyetine hem de prestij kaybına uğradığını, sözleşmenin devamında da davalının iyi niyet kurallarına aykırı ve etik olmayan davranışlar sergilediğini belirterek haksız fesâh nedeni ile sözleşmede öngörülen 200.000 USD tutarındaki cezai şart alacağının dava tarihinden itibaren Merkez Bankasının döviz tevdiat hesaplarına uyguladığı en yüksek faiz oranı üzerinden işletilecek faizi ile tahsiline ve bu haksız fesih neticesinde müvekkilinin uğramış olduğu fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 175.000 TL tutarındaki zararından müvekkili şirket nezdinde davalı lehine en erken 3 ay içinde...

denetime ve hüküm kurmaya elverişli ikinci bilirkişi heyeti raporunda hesaplanmış olup, davalı defterleri incelenmesi sonucu davalı tarafından yapılan giderler, inşaat maliyet, teminat mektubu tutarı, all risk tutarı, vergi ödemesi toplamı düşümü ayrıca SGK ödemeleri de nazara alınarak ve 24/10/2014 tarihli sözleşme uyarınca taraflarca ortaklaşa kar ve zarara katlanılacağı kararlaştırılmış olmakla bu durumda gözetilerek yapılan hesaplama sonucu davacının davalıdan 24/10/2014 tarihli sözleşme kapsamında 310.620,66 TL bakiye alacağının kaldığı, 24/10/2014 tarihli sözleşmenin içeriği itibariyle adi ortaklık sözleşmesi olarak değerlendirilecek olması halinde de kar ve zarar paylaşımı ve davacı tarafça yapılan imalatlar, davalı defterinde belirlenen giderler dışında başkaca bir giderin olmadığı, bu şekli ile tasfiye sonucu bakiye alacağın 310.620,66 TL olduğu, anlaşılmakla bu miktar üzerinden davanın kısmen kabulüne, davanın niteliği eser sözleşmesinden kaynaklı olması, adi ortaklığın tasfiyesi...

UYAP Entegrasyonu