Davada; taraflar arasında yapılan adi ortaklık sözleşmesi gereğince, kar payı ve demirbaş bedelinin verilmediği iddia eden davacı, kar payı ve demirbaş bedelini talep etmiştir. Bir ortak tarafından, kar payı ve demirbaş bedeli payının talep edilmesi; aynı zamanda tasfiyeyi de kapsar. Uyuşmazlık, bu çerçevede değerlendirilip ele alınmalıdır. Mahkemece, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin ... 13. Noterliğince tanzim olunan 22.11.2011 tarihli adi ortaklık sözleşmesi gereği "adi ortaklık" olarak nitelendirilmesi gerekirken; ortaklığın fiilen kurulamadığı gerekçesiyle 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 620 ve devamı maddelerinde düzenlenen adi ortaklık hükümleri nazara alınmamış ve Türk Borçlar Kanununun 642. madde ve devamı hükümlerine göre tasfiye işlemi gerçekleştirilmemiştir....
memuru tarafından iadesine, bu hususta tasfiye memurunun kalem tarafından derhal bilgilendirilmesine, 7-Tasfiye memuru ...'...
Taraflar arasında adi ortaklık ilişkisi bulunduğu çekişmesizdir. Ortaklığın, eylemli olarak da sona erdiği hususunda uyuşmazlık bulunmamaktır. Esasen bu husus mahkemenin de kabulündedir. Davacı talebi ortaklığın feshi ve tasfiyesine yöneliktir....
Bölge adliye mahkemesince, 70.110.00 TL tutarındaki çek, banka dekontu, fatura, yansıtma faturası, takipsizlik kararı ve alınan beyanlara, davacının defter kayıtlarına göre taraflar arasında adi ortaklık ilişkisinin bulunduğu, adi ortaklığın fesih ve tasfiyesine yönelik açılmış bir dava olmadığı, adi ortaklık hakkında fesih ve tasfiye işlemleri tamamlanmadan, davalı şirketin tasfiye sonucunda payına düşen kısım tespit edilmeksizin, ortaklık inancıyla davacı şirketin hesabına yatırdığı 15.000.00 TL nakit para ve 70.110.000 TL tutarındaki yansıtma faturası nedeniyle verilen çek bedelini icra takibi yoluyla davacıdan talep etmesi mümkün olmadığı gerekçeleriyle davalının istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, sonucu itibariyle doğru olan anılan kararın gerekçesi düzeltilerek davanın kabulune karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir....
ın birlikte adi ortaklık oluşturdukları kabul edilmek suretiyle taraflardan adi ortaklığın feshi ve tasfiyesi için delilleri ve karşı delilleri alınmalı, yönetici ortak olan davalı ...'dan hesap vermesi istenmeli, diğer hususlarda da BK'nun 538 ve devamı maddeleri gözetilmek suretiyle hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmelidir. Mahkemenin değinilen bu yönü gözardı ederek yazılı şekilde karar vermiş olması usul ve yasaya ayıkırıdır. Bozmayı gerektirir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle; temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 27.02.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi....
San. ve Tic. Ltd. Şti. ve İnta .... İnş. San. Tic. Ltd. Şti.’den oluşan adi ortaklık arasında imzalanmıştır. Adi ortaklık iki ya da daha fazla gerçek ya da tüzel kişinin ortak bir amaca ulaşmak için emek, sermaye ve mallarını birleştirdikleri bir ortaklıktır. Adi ortaklığın tüzel kişiliği bulunmadığından taraf oldukları sözleşmelerden doğan dava ve icra takiplerinin adi ortakların hepsine karşı açılıp yapılması ya da dava ve takiplerin adi ortakların tamamınca açılması gerekir. Kural bu şekilde olmakla birlikte Yargıtay içtihat ve uygulamalarında adi ortakların tamamının davaya katılarak cevap-itiraz dilekçeleri vermeleri veya adi ortaklığı oluşturan kişi ve şirketlerin vekâletnamelerinin sunulması halinde adi ortaklığı oluşturan kişi ve şirketler yönünden taraf teşkilinin sağlandığı kabul edilmektedir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 08.10.2003 gün 2003/12-574 Esas, 2003/564 Karar, Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin 09.09.2013 gün 2013/3675 Esas, 2013/4699 Karar, Yargıtay 15....
Fesih ve tasfiye edilmeyen adi ortaklıkta da zamanaşımı süresi başlamaz. Eş söyleşiyle, zamanaşımı süresi ancak fesih ve tasfiye anında başlar. Dava konusu olayda, ortaklık konusunu oluşturan ... 28.2.2002 tarihinde tamamlanmış ise de, taraflar arasındaki adi ortaklığın fesih ve tasfiye edildiği iddia ve ispat edilemediği için zamanaşımı süresi henüz başlamamıştır ve bu nedenle olayda zamanaşımı süresinin dolduğundan da söz edilemez. Taraflar arasında adi ortaklık ilişkisi kurulup, ortaklık konusu işte gerçekleştirildiğine göre, tasfiyeninde bizzat mahkemece yaptırılması gerekir. Ortaklığın feshi ile ortaklığın tasfiyesi ayrı ayrı hukuki işlemlerdir. BK.nun 538.maddesinde belirtildiği gibi tasfiye bütün mal varlığının belirlenip ortaklarının birbirleri ile alacak verecek ve ortaklıktan ... tüm ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sona erdirilmesi, malların paylaşılması yada satış yoluyla elden çıkarılmasıdır....
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları, davacı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir. Uyuşmazlık konusu, adi ortaklık ünvanının iktisadi değerinin tasfiye payı hesaplanırken dikkate alınıp alınmayacağı ve tasfiye ile birlikte hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin belirlenme oranları hakkındadır. Mahkemece, 818 sayılı BK'nunun 520 vd maddeleri ile ... .... H.D.'nin konu ile ilgili içtihatları da dikkate alınarak ayrıntılı ve denetime elverişli birlirkişi raporları doğrultusunda adi ortaklığın tasfiye payının belirlendiği ancak tasfiye payı belirlenirken adi ortaklığın ünvanı olan "......." ünvanının iktisadi değerinin belirlenmediği ve tasfiye payına eklenmediği anlaşılmaktadır....
Davalı .... davacının şirketleri ile resmi ortaklığı olan ve birlikte bir çok ortak işe giren, şirketin ortak vergi levhası ile vekaletini taşıyan bir girişimci olduğunu,birlikte birçok ortak iş yaptıklarını,davacının şirketleri ile ortaklığı bulunduğundan, tüm ortak iş yaptıkları kurumlardan para alma yetkisinin de bulunduğunu,davacının hem şirketlerini hem de ...... zarara uğrattığını, şirketlerinin davacıya hiçbir borcunun olmadığını savunarak; davanın reddini istemiştir....
Üçüncü ve son aşamada ise; yukarıdaki işlemler sonucu oluşan değerden, öncelikle ortaklığın borçları ödenmeli ve ortaklardan her birinin, ortaklığa verdiği avanslar ile ortaklık için yaptığı giderler ve katılım payı geri verilmeli, bundan sonra bir şey artarsa, bu kazanç veya (ortaklığın, borçlar, giderler ve avanslar ödendikten sonra kalan varlığı, ortakların koydukları katılım paylarının geri verilmesine yetmezse) zarar da belirlenerek ortaklara paylaştırılmak üzere son bilanço düzenlenmelidir. Bu aşamalardan sonra ise; tasfiye memurunun yaptığı tasfiye işleminin sonuç bilançosuna göre hakim, (HMK'nun 297.maddesi uyarınca) tarafların hak ve yükümlülüklerini saptayıp, tasfiye işlemini sonlandırmalı ve bu doğrultuda hüküm oluşturmalıdır....


