WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 08 Haziran 2026

Mahkemece, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede orman kadastrosu yapılmadığından ....inin kadastrodan önceki sebeplere tutunarak temyize konu davayı açtığı, her ne kadar ...nca yapılan mera tahsis işleminin askı süresi içinde dava açılmış ise de mera komisyon kararının kadastro tespitinden farklı bir maddi olgu ortaya koymadığı, yörede yapılan genel arazi kadastro çalışmalarının 30.03.1990 - 30.04.1990 tarihleri arasında ilân edilerek 01.05.1990 tarihinde kesinleştiği, 14.03.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5841 sayılı Kanunun 2. maddesi ile değişik 3402 sayılı Kanunun 12/3. maddesinde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü süre içinde dava açılmadığı, hak düşürücü sürenin istek olmasızın kendiliğinden gözetilmesi gerektiği, 4342 sayılı Kanun uyarınca yapılan askı ilânının 3402 sayılı Kanunun 12/3. maddesinde düzenlenen 10 yıllık süreyi durdurmayacağı gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmiş, hüküm davacı ......

Yukarıda belirtilen kanunların getirdiği bu yeni düzenlemeler ışığında somut olaya bakıldığında; dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde 3402 sayılı Kanunun 4. maddesi uyarınca orman kadastro çalışmalarının yapıldığı, kadastro ekiplerince dava konusu taşınmazın orman niteliğiyle Hazine adına tesbit ve tescil edildiği ve kamu malı niteliğini kazandığı, 3402 sayılı Kanunun 16/D maddesi hükmünde "Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ormanlar, bu kanunda hüküm bulunmayan hallerde, özel kanunları hükümlerine tabi olduğu"nun belirtildiği, bu nedenle ormanlar hakkında özel kanuna olan 6831 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerektiği ve 6831 sayılı Kanunun 11/1. maddesinde de orman kadastrosunun kesinleşmesinden sonra tapulu taşınmazlarda tapu sahiplerinin 10 yıllık hak düşürücü süre içinde dava açabilecekleri hükmünün bulunduğu, bu ilkelerin H.G.K.'...

Hukuk Dairesinin 03.04.2008 gün ve 2008/1564-5261, 27.06.2008 gün ve 2008/4257-9287, 09.10.2008 gün ve 2008/8409- 12530, 20.01.2009 gün ve 2008/15375-519 sayılı kararların da değinildiği üzere, gerek 766 sayılı Yasanın 31/2. maddesi ve gerekse 3402 sayılı Yasanın 12/3 maddesinde, özel mülkiyete konu olamayacak, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler hakkında Hazine tarafından açılacak davaların 10 yıllık hak düşürücü süreye tabi olup olmadığı konusunda açık bir hüküm bulunmamakta ve özel şahıslar ile Hazine arasında bir ayrım da içermemekte ise de, Hazine tarafından açılacak bu tür davaların (10) yıllık hak düşürücü süreye tabi olmadığı hususu yerleşmiş Yargıtay Kararları ile istikrarlı bir şekilde uygulanmaktadır....

K.. ve arkadaşlarının zilyetliğe dayanarak açtığı öncelikle davanın görülebilirlik koşulu olan hak düşürücü süre yönünden incelenmesi" gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra, görevsizlik kararı verilerek, dosyalar Asliye Hukuk Mahkemesinde birleştirilmiş, mahkemece, hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davalılar Orman Yönetimi ve Hazine vekilleri tarafından temyiz edilmiştir. Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, orman ve arazi kadastrosuna itiraz, tapu iptali ve tescil niteliğindedir Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 3402 sayılı Kanunun 5304 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli parsel orman alanı içinde bırakılmış ve ..... ada 1 parsel tutanağı düzenlenerek 03.08.2006 - 01.09.2006 tarihleri arasında askı ilânına çıkarılmıştır. Temyize konu dava ise 18.09.2006 tarihinde açılmıştır....

Dava, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3 ve geçici 4/3. maddesi gereğince açılan kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali tescil davasıdır. Yörede, 1948 yılında 3116 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılıp kesinleşen orman kadastro çalışması ile 1987 yılında 3302 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılıp kesinleşen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması vardır. Arazi kadastrosu 1968 yılında kesinleşmiştir. 3402 sayılı Kanunun geçici 4/3. maddesi; ” 2613 sayılı Kadastro ve Tapu Tahriri Kanunu ile diğer kanunlar gereğince özel kadastrosu yapılan ve tutanakları kesinleşmiş bulunan taşınmazlar için 10 yıllık hak düşürücü süre geçmiş ise, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde hak sahipleri dava açabilirler.” hükmünü içermektedir....

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; taşınmazın bulunduğu mahalde orman tahdit çalışmalarının 24.12.1996 tarihinde yapıldığı, orman kadastro ve 2/B çalışmalarının ise 01.04.1997 tarihinde tamamlanarak 14.04.1997 tarihinde köy ilan tahtasında askıya çıkartılmak suretiyle 10 yıllık hak düşürücü süre tamamlandığından kesinleştiği, dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 2896 sayılı Kanun ile değişik 1 inci maddesine göre "orman sayılan" yerlerden olduğunun tespit edildiği, dava yasal sürede açılmadığından asıl davada davalı ... yönünden hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine, asıl davada davalı Hazineye husumet yöneltilemeyeceği, birleşen davada ise; Adana ili Çukurova ilçesi Kurttepe Mahallesi 8222 ada 1 parsel sayılı taşınmazın bilirkişi heyetinin 28.06.2018 havale tarihli raporunda ve ekindeki krokide (A) harfi ile gösterilen 452,05 metrekarelik kısmının birleşen dosya davalıları adına olan tapu kaydının iptaline ve orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve...

İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve dava konusu taşınmaz 1982 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kaldığı, 2008 yılında yapılan 2/B madde uygulamasında da taşınmazın durumunda bir değişiklik yapılmayarak yine orman sınırı içinde bırakıldığı, orman kadastrosunun kesinleştiği ve davanın açıldığı tarihe göre, 6831 Sayılı Yasanın 11/1. maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü sürenin de çoktan geçtiği, taşınmazın 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi ile orman sınırı dışına çıkarılması konusunda Orman Yönetimine zorlar biçimde dava açılamayacağı anlaşılarak davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere yükletilmesine 18/10/2010 gününde oybirliği ile karar verildi....

Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 6831 Sayılı Yasaya göre 2005 yılında yapılıp 13.05.2008-13.11.2008 tarihleri arasında askı ilanı yapılarak 14.11.2008 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B uygulaması ile 12.11.1985 tarihinde yapılıp kesinleşen genel arazi kadastro çalışması bulunmaktadır. Mahkemece, 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesinde belirtilen 10 yıllık hak düşürücü süre geçtiğinden ret edilmiş ise de, verilen karar yerinde değildir....

Bu nedenle yerel mahkemenin mirasçılar arasında hak düşürücü süre işlemez yönündeki görüşüne katılma olanağı bulunmamaktadır. İncelenmekte olan bu dava ise 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3.maddesinde belirtilen 10 yıllık hak düşürücü sürenin kaçırılmasından sonra 31.03.2011 tarihinde açılmıştır. Anılan maddedeki 10 yıllık süre hak düşürücü nitelikte olup, olumsuz dava koşuludur. Hak düşürücü sürenin gerçekleşmesi, işin esasının incelenmesini önler. Hak düşürücü süre tüm def’i ve itirazlardan önce nazara alınır. Bu nedenle; yargılama bitinceye dek hak düşürücü sürenin geçtiği taraflarca ileri sürülebileceği gibi, görevden ötürü hakim tarafından kendiliğinden de gözönünde tutulur. Davanın hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde davanın kabulü yönünde hüküm kurulmuş olması Kanuna aykırıdır....

Hukuk Dairesinin 03.04.2008 gün ve 2008/1564-5261, 27.06.2008 gün ve 2008/4257-9287, 09.10.2008 gün ve 2008/8409- 12530, 20.01.2009 gün ve 2008/15375-519 sayılı kararların da değinildiği üzere, gerek 766 sayılı Yasanın 31/2. maddesi ve gerekse 3402 sayılı Yasanın 12/3 maddesinde, özel mülkiyete konu olamayacak, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler hakkında Hazine tarafından açılacak davaların 10 yıllık hak düşürücü süreye tabi olup olmadığı konusunda açık bir hüküm bulunmamakta ve özel şahıslar ile Hazine arasında bir ayrım da içermemekte ise de, Hazine tarafından açılacak bu tür davaların (10) yıllık hak düşürücü süreye tabi olmadığı hususu yerleşmiş Yargıtay Kararları ile istikrarlı bir şekilde uygulanmaktadır....

UYAP Entegrasyonu