WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 08 Haziran 2026

Hak düşürücü süre ile mülkiyet hakkı değil hak arama özgürlüğü belli bir süre ile sınırlandırılmıştır. Bu sürelerin doğrudan doğruya kamu düzenini ilgilendirmeleri nedeniyle davanın hangi aşamasında olursa olsun mahkemece kendiliğinden gözetilmeleri gerekir.Hak düşürücü süre, kesin hükümden önce gelir. Bu durum Yargıtay HGK’nun 20.03.1996 gün 1995/20-1086- 1996/174 sayılı kararıyla da kabul edilmiştir. Bunlardan ayrı mahkemece; 04.03.2009 tarihli Resmi Gazete yayınlanarak yürürlüğe giren 5841 Sayılı Yasanın 2. maddesiyle yapılan değişiklik uyarınca 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesinde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü sürenin dava tarihi itibariyle dolduğu gerekçesi ile orman yönetimi tarafından açılan davanın reddine de karar verilmiş ise de; somut olayda, 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesinin uygulanma olanağı da bulunmamaktadır....

Yapılan bu kanunî düzenleme ile orman olarak tesbiti yapılıp kesinleşen tutanaklara karşı 10 yıllık hak düşürücü süre içinde zilyetliğe dayalı olarak da dava açılabileceği kabul edilmiştir. Açıklanan kanunî düzenleme karşısında, zilyetliğe dayalı olarak dava açılabileceği de gözününde bulundurularak tarafların delilleri toplanıp oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu gibi hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı...'ün temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 08/09/2014 günü oy birliği ile karar verildi....

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi - K A R A R - Temyiz incelemesi yapılması gereken ve Orman Yönetimi ile Hazine arasında görülen bu dava; Zilyetlik nedeniyle kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanılan 3402 sayılı Yasanın 12/3. maddesindeki on yıllık hak düşürücü süre içinde açılan tapu iptali ve tescile, ilişkin olduğu ve 2797 sayılı Yargıtay Yasasının 14. maddesi ve Yargıtay Büyük Genel Kurulunun 12.05.2011 gün ve 2011/1 sayılı kararı gereğince bu davada, orman kadastrosu kesinleşmiş olsun olmasın, orman kadastrosu ve orman rejimi dışına çıkarmayla ilgili tutanak ve haritalarının uygulanması ve orman araştırması yapılmasını gerektirir bir konu olmadığından, temyiz incelemesi Dairemizin görevi dışında olup, Yargıtay 1. Hukuk Dairesine aittir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; dosyanın görevli 1. Hukuk Dairesine gönderilmesine 27/12/2011 gününde oybirliği ile karar verildi....

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi - K A R A R - Temyiz incelemesi yapılması gereken ve Orman Yönetimi ile gerçek kişiler arasında görülen bu dava tapu kaydı nedeniyle, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanılan 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesindeki on yıllık hak düşürücü süre içinde açılan tapu iptali ve tescile ilişkin olduğu ve 2797 Sayılı Yargıtay Yasasının 14. Maddesi ve Yüksek Başkanlar Kurulunun 26.01.2009 gün 1 sayılı kararı gereğince bu davada, orman kadastrosu kesinleşmiş olsun olmasın, orman kadastrosu ve orman rejimi dışına çıkarmayla ilgili tutanak ve haritalarının uygulanması ve orman araştırması yapılmasını gerektirir bir konu olmadığından, temyiz incelemesi Dairemizin görevi dışında olup, Yüksek Yargıtay 8. Hukuk Dairesine aittir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; dosyanın görevli Yüksek 8. Hukuk Dairesine gönderilmesine 16/09/2010 gününde oybirliği ile karar verildi....

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki orman sınırlamasına itiraz, tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında .... Köyü 101 ada 1 parsel sayılı 1777295,96 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, orman niteliğiyle belgesizden Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak bu taşınmaz içinde kalan tarlasının bulunduğu yerin tapu kaydının iptali ile adına tescili iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece hak düşürücü süre geçtiğinden davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı ... tarafından temyiz edilmiştir. Dava, 10 yıllık süre içinde açılan orman sınırlamasına itiraz, tapu iptali ve tescile ilişkindir....

Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesini tekrar ederek, taraflarınca açılan ihya davasının 7 nci maddenin ikinci fıkrası gereğince 5 yıllık hak düşürücü süreye tabi olmadığının kabulü gerektiğini, İlk Derece Mahkemesince hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine dair karar verilmesi ve istinaf başvurusu sonrasında da başvurunun esastan reddine dair karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, şirketin ihyası istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi. 3....

Mahkemece, yörede arazi kadastrosunun kesinleştiği 11/03/1995 tarihinden, davanın açıldığı 19/03/2010 tarihine kadar, 3402 Sayılı Yasanın 12/3 maddesinde belirtilen 10 yıllık hak düşürücü süre geçmiş bulunduğundan ve 5841 Sayılı Yasanın 2. maddesi gereğince bu hüküm devlet ve kamu tüzel kişileri dahil tarafların sıfatına bakılmaksızın herkese uygulanacağından davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı ... tarafından temyiz edilmiştir. Dava, orman savına dayalı tapu iptal ve tescile ilişkindir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 3402 Sayılı Yasaya esas olmak üzere 6831 Sayılı Yasaya göre 1994 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B uygulaması bulunmaktadır. Yörede 11/03/1995 tarihinde kesinleşen genel arazi kadastro çalışması bulunmaktadır. Mahkemece, 3402 Sayılı Yasanın 12/3 maddesinde belirtilen 10 yıllık hak düşürücü süre geçtiğinden ret edilmiş ise de, verilen karar yerinde değildir....

Hükmüne uyulan bozma kararında özetle; "Mahkemece, yeniden yapılacak keşifte, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve amerejman haritası uygulanarak, davacıların dayandığı tapu kaydı kapsamındaki taşınmazın öncesi belirlenmeli, öncesi orman olan yerlerin tapu ve zilyetlikle kazanılamayacağı düşünülmeli, davalı taşınmaz, dayanak tapu kapsamında değil ise davanın dinlenebilme olanağının olmadığı düşünülmeli ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmeli" denilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili ve müdahiller vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, 10 yıllık süre içinde açılan orman sınırlamasına itiraza ilişkindir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 20/06/1989 tarihinde ilânı yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır....

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı Orman Yönetimi, dava dilekçesi ile ... ... Köyü, ... ada ... parsel sayılı 8324,60 m² yüzölçümündeki taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla tapusunun iptali ile orman niteliğiyle Hazine adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece, tapulama tutanaklarının kesinleşmesinden itibaren 10 yıllık hak düşürücü süre geçmiş olduğundan, 3402 sayılı Kanunun 12/3 maddesi gereğince davanın reddine karar verilmiş, davacı Orman Yönetimi tarafından hüküm temyiz edilmekle, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 27/10/2011 gün ve 2011/7786- 12175 sayılı kararı ile bozulmuştur....

H.G.K.’nun 24/10/2001 gün ve 2001/8-964-751 sayılı ve 13/02/2002 gün ve 2002/8 – 183 – 187, 2004/8-15-7, 2004/8-242-292 ve 20. H.D.’nin 2008/20-214-241 sayılı kararları ile kadastro (tapulama) komisyonlarınca orman sayılarak tesbit harici bırakılan yerler, orman kadastrosunun kesinleştiği güne kadar orman sayılacağından, kesinleşme tarihine kadar sürdürülen zilyetliğe değer verilemeyecektir. Ancak, bu tarihten sonra sürdürülen zilyetlik ise davacı yararına hak doğurabilecektir. Genel uygulama bu yönde olmakla birlikte, kadastro veya tapulama çalışmaları sırasında, paftasında orman belirtmesi yapılacak tesbit dışı bırakılan yerlerin, resmî belge ve bilgilerden yararlanmak suretiyle yapılacak araştırma sonucu öncesi itibariyle orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirlenmesi ve mevcut fiilî durum itibariyle de orman olmadığı ve çevre ziraat arazileri ile de bütünlük arzeden yerlerden olduğunun belirlenmesi halinde, yukarıda belirtilen kuralın uygulanması mümkün değildir....

UYAP Entegrasyonu