Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde, 03.04.2007 tarihinde ilân edilerek 03.10.2007 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması bulunmaktadır. İncelenen dosya kapsamına, 6831 sayılı Yasanın 11. maddesinin 1. fıkrası gereğince, kesinleşen orman kadastrosunun iptalinin ancak tapulu taşınmazlar yönünden tapu sahiplerince 10 yıllık hak düşürücü süre içinde istenebileceği, zilyetliğe dayanılarak iptal istenemeyeceğine göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile sonuç itibariyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 25/06/2012 gününde oybirliği ile karar verildi....
Bu nedenle tutanakların kesinleşmesinden 10 yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki hukuki sebeblere dayanılarak açılan zilyetliğe dayalı tapu iptal ve tescil davalarının da dinlenmesi mümkün değildir. Az yukarıda açıklanan hukuki kabulün ışığında somut olaya bakıldığında çekişmeli parselin tutanağının 26.11.1979 tarihinde kesinleştiği, tapu iptal ve tescil davasının 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra 3.7.1995 tarihinde açıldığı belirlenmiştir. Kadastrodan önceki zilyetlik yönünden davanın hak düşürücü süre bakımından, kadastrodan sonraki zilyetlik yönünden ise tutanağın kesinleştiği tarihten dava tarihine kadar 20 yıllık süre geçmediği çok açıktır. Hal böyle olunca yerel mahkemenin davayı reddetmesi doğrudur, usul ve yasaya uygun direnme kararı onanmalıdır....
Gerek 766 sayılı Kanunun 31/2. maddesi ve gerekse 3402 sayılı Kanunun 12/3. maddesinde, özel mülkiyete konu olamayacak, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler hakkında Hazine tarafından açılacak davaların 10 yıllık hak düşürücü süreye tâbi olup olmadığı konusunda açık bir hüküm bulunmamakta ve özel şahıslar ile Hazine arasında bir ayrım da içermemekte ise de, “Kamu Malı” iddiasıyla açılacak davalarda 3402 sayılı Kanunun 12/3. maddesinde düzenlenen hak düşürücü sürenin uygulanmayacağı konusundaki Yargıtay kararları yerleşik içtihat halini almıştır Açıklanan hususlar gözetilerek, mahkemece yargılamaya devam edilip, tarafların sav ve savunmaları ile delilleri sorulup oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı olduğu biçimde, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesinin usûl ve kanuna aykırı olduğu]na değinilmiştir. Yargılama sırasında ... yolun zeminde yanlış tespit edildiği gerekçesiyle davaya katılmıştır....
süre olup, Kadastro Yasalarındaki hak düşürücü sürelerin kabulünden amacın kamu düzenini korumak olduğu, belli bir süre geçtikten sonra kadastrodan önceki haklara dayanarak, dava açılmasının önlenmesi, uyuşmazlıkların sona erdirilmesinin istendiği, hak arama özgürlüğünün sınırsız olarak kabulü kamu düzenini aksi yönde etkileceği, hak düşürücü süre ile, mülkiyet ... değil, hak arama özgürlüğü belli bir süre ile sınırlandırılandırıldığı, bu sürelerin doğrudan doğruya kamu düzenini ilgilendirmeleri nedeniyle davanın hangi aşamasında olursa olsun mahkemece kendiliğinden gözetilmeleri gerekeceği, bu nitelikleriyle dava engellerinden olup, ilk önce incelemesi icap edeceği, davada hak düşürücü süre söz konusu ise, davanın dinlenemeyeceği ve işin esası incelenemeyeceği, dava dinlenemeyeceğine göre, kadastrodan önce var olan bir kesin hükmün de tartışma konusu yapılması olanağı bulunmadığı, orman kadastro komisyonlarının sınırlandırma sırasında kesinleşmiş mahkeme kararlarını dikkate alması, bunlara...
Köyü 1334, 1336, 1618, 2591, 3152 parsel sayılı taşınmazların orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla, davalılar adına olan tapu kayıtlarının iptali ve orman niteliği ile Hazine adına tescillerini istemiştir. Yargılama sırasında Orman Yönetimi davaya katılmıştır. Mahkemece, 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi gereğince 10 yıllık sürenin geçmesi nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir. Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu kaydının iptal ve tesciline ilişkindir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 1993 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B uygulaması vardır. Taşınmazların bulunduğu yerde genel arazi kadastrosu işlemi 1988 yılında yapılmış ve sonuçları 30.04.1988 – 30.05.1988 tarihleri arasında ilan edilmiş ve kesinleşmiştir....
Mahkemece, tutanakların kesinleşme tarihi ile dava tarihi arasında 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği, her ne kadar dava 4342 Sayılı Mera Yasası 13. maddesinde belirtilen süre içersinde açılmış isede 4342 Sayılı Mera Yasası uyarınca mera komisyonunn yaptığı işlemin hak düşürücü süreyi kesmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. 29.02.1998 tarihinde yürürlüğe giren 4342 Sayılı Mera Yasası 13/5. maddesinde ''Komisyon kararlarına karşı 30 günlük askı ilan süresi ve tebligatı gerektiren hallerde tebliğden itibaren 30 günlük süre içinde asliye hukuk mahkemesine, kadastro yapılan yerlerde ise kadastro mahkemesine dava açılabilir.'' hükmü bulunduğundan mera komisyonlarının tespit, tahdit ve tahsis kararlarına karşı açılacak davalara bakma görevinin Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğudur. Diğer taraftan mahkeme, taşınmazların kadastro tespitlerinin 1992 yılında kesinleştiği gerekçesiyle davayı 3402 Sayılı Yasanın 12/3....
Bu nedenle orman yönetimi tarafından taşınmazların orman sınırları içinde orman sayılan yerlerden olduğu iddiası ile açılan davanın 3402 sayılı yasanın 12/3 maddesindeki hak düşürücü süre geçtiğinden davanın reddine karar verilemez. SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı ... Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 04/07/2011 günü oybirliği ile karar verildi....
Davacı hazine taşınmazın 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan alanda kaldığı iddiası ile dava açmıştır. Mahkemece 3402 sayılı Yasanın 12/3. maddesi gereğince 10 yıllık süre geçtiğinden davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı hazine tarafından temyiz edilmiştir. Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, 2/B uygulaması sınırları içinde kalan taşınmazın tapusunun iptali ve tescili talebine ilişkindir....
nun 08.06.2005 gün 2005/20-327-377 sayılı ve 28.06.2006 gün 2006/20-467-494 sayılı kararlarında da aynen benimsendiği belirtilerek, davacı ...’in zilyetliğe dayanarak açtığı davanın hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle dinlenme olanağı bulunmadığından reddine karar verilmesi gerektiği” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, on yıllık süre içinde açılan orman kadastrosuna itiraz niteliğindedir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 5304 sayılı Yasa ile değişik 3402 sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli taşınmaz orman alanı içinde bırakılmıştır....
Asliye Hukuk Mahkemesinde yapılan yargılama sonunda, çekişmeli taşınmazın kadastro tespitinin 30.12.1968 yılında kesinleştiği ve kesinleşmesinden itibaren 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle, davanın hak düşürücü süreden reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ... İdaresi vekilince temyiz edilmiştir. Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, orman iddiasına dayalı olarak açılan tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde; dava tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır. Mahkemece, çekişmeli taşınmazın kadastro tespitinin 30.12.1968 yılında kesinleştiği ve kesinleşmesinden itibaren 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçe gösterilerek davanın hak düşürücü süreden reddine karar verilmiş ise de, ulaşılan sonuç dosya kapsamıyla uyuşmamaktadır....


